Mü’min; yaşamın bütün uğrak yerlerinde “şeylerin” farkına varabilendir. Mükellef olduğu ibadetlerinin vakte bağlı oluşu mü’mini, akıp giden zamanın farkına vardırır. Mü’min, kendisini esir almaya çalışan zamana, vakit ile etkin müdahale eder. Dinamik vakit bilinci, zaman karşısında pasif olan beşeri, “eşref-i mahlûk” derecesine yükseltir.
Dünyanın temel ritmine karşı, dinamik bir farkındalığı mümkün kılan “kamerî takvim” sisteminde aylar, dünyanın hâl değişimlerinden bağımsız bir vakti kuşanır. Bütün mevsimleri dolaşır, uzun ve kısa gün dönümlerini yoklar, baharın coşkusunu, bütün ayları yaşar, kışın zemherisini, anlam yüklenmiş rahmete ayarlı ayları ile bahara çevirir, yaz mevsiminin olgunlaştırıcı dokunuşlarından nasiplenir, sonbaharın olmuş ve olgunlaşmış hâlleri ile edebî ve tevekküllü bağrına basarak dönüp durur.
Ramazan ayı, vakit bilincinin en bâriz hâlidir. Güneşe göre dünyanın hâl ve hareketlerinden mülhem tespit edilen vakit, Ramazan’da bütün bir ümmet tarafından titizlikle takip edilir. İmsak ile akşam arasındaki ilâhî sabır ve rahmet, akşam ile birlikte derin bir hamda dönüşür.
İslâm coğrafyalarında görülen Ramazan coşkusu, seküler bir aklın kavrayabileceği bir durum değildir. Açlık, susuzluk ve hazlardan yoksunluk anlamına gelen oruç ibadetine kavuşmanın coşkusu, seküler bir akıl için irrasyonel bir durumdur. Oruç, ruhları ve bedenleri pirüpak eyleyerek ilerideki zamanın sultanları mübarek on bir aylara mü’mini hazırlar.
Bu yazının devamı
180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yirmi yıla yakın zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak siyasal iktidarın başında bulunan Recep Tayyip Erdoğan, ülke sathındaki icraatlarını övgüyle kendi ağzından sıralarken, son birkaç yıldan bu yana, kültür ve eğitimde, sadece bu alanda pek başarılı olamadıklarını söylemektedir. Bunu aldığı eleştiriler üzerine mi yoksa sahiden kendi kaygısı olarak mı dile getirdiği bilinemez. Ancak görüldüğü kadarıyla ve öteden beri defalarca değinilen, konuşulan bir gerçektir bu noksanlık. Türkiye’de muhafazakâr kesimin kültür, sanat ve eğitim konularındaki tökezlemeleri hiç de son yirmi yılda başlamış değildir. Bağlı hatta bağımlı bulundukları geleneğin/genetiğin buna izin vermediğini görmedikleri, görmeye çalışmadıkları için doğmaktadır aslında söz konusu bir şey yapamamış olmaları.
İnsan yarınını düşünmeden yaşayamaz ve sonrayı düşünmek en insanî yönlerimizden biridir. Yarına dair planlar yapmak, beklentiye girmek, tahminlerde bulunmak, idealler ve tasavvurlar oluşturmak ve tabiî ki hayaller kurmak insanın vazgeçilmezlerindendir.
“[…] her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin de en az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki sürünün cinsi bozulmasın.”
Hareketleri çekingen ve nazik, en telaşlı anlarında bile zarif bir tembellik içinde. Onda kaygı nadiren bir fikir halini alır, binde bir de niyet etmeye kadar varır. Sonra tam bir durgunluk ve uyuklama hali. Zaten kitap boyunca da kanepesine uzanmış bedenini, dışarının karmaşasından uzak halini övmekle bitiremez.
Bâtınî ve felsefî tasavvufun başlıca temsilcilerinden biri olan İbn-i Arabî, vahdet-i vücûd doktrinini temellendirirken naslar üzerinde yaptığı ve çeşitli spekülasyonlara yol açan te’villeri, yaratanla yaratıklar arasındaki kesin ayırımı
Ramazan; Vakit ve Zaman
Mü’min; yaşamın bütün uğrak yerlerinde “şeylerin” farkına varabilendir. Mükellef olduğu ibadetlerinin vakte bağlı oluşu mü’mini, akıp giden zamanın farkına vardırır. Mü’min, kendisini esir almaya çalışan zamana, vakit ile etkin müdahale eder. Dinamik vakit bilinci, zaman karşısında pasif olan beşeri, “eşref-i mahlûk” derecesine yükseltir.
Dünyanın temel ritmine karşı, dinamik bir farkındalığı mümkün kılan “kamerî takvim” sisteminde aylar, dünyanın hâl değişimlerinden bağımsız bir vakti kuşanır. Bütün mevsimleri dolaşır, uzun ve kısa gün dönümlerini yoklar, baharın coşkusunu, bütün ayları yaşar, kışın zemherisini, anlam yüklenmiş rahmete ayarlı ayları ile bahara çevirir, yaz mevsiminin olgunlaştırıcı dokunuşlarından nasiplenir, sonbaharın olmuş ve olgunlaşmış hâlleri ile edebî ve tevekküllü bağrına basarak dönüp durur.
Ramazan ayı, vakit bilincinin en bâriz hâlidir. Güneşe göre dünyanın hâl ve hareketlerinden mülhem tespit edilen vakit, Ramazan’da bütün bir ümmet tarafından titizlikle takip edilir. İmsak ile akşam arasındaki ilâhî sabır ve rahmet, akşam ile birlikte derin bir hamda dönüşür.
İslâm coğrafyalarında görülen Ramazan coşkusu, seküler bir aklın kavrayabileceği bir durum değildir. Açlık, susuzluk ve hazlardan yoksunluk anlamına gelen oruç ibadetine kavuşmanın coşkusu, seküler bir akıl için irrasyonel bir durumdur. Oruç, ruhları ve bedenleri pirüpak eyleyerek ilerideki zamanın sultanları mübarek on bir aylara mü’mini hazırlar.
Bu yazının devamı 180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Eleştirinin Maliyetine Giriş
Yirmi yıla yakın zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak siyasal iktidarın başında bulunan Recep Tayyip Erdoğan, ülke sathındaki icraatlarını övgüyle kendi ağzından sıralarken, son birkaç yıldan bu yana, kültür ve eğitimde, sadece bu alanda pek başarılı olamadıklarını söylemektedir. Bunu aldığı eleştiriler üzerine mi yoksa sahiden kendi kaygısı olarak mı dile getirdiği bilinemez. Ancak görüldüğü kadarıyla ve öteden beri defalarca değinilen, konuşulan bir gerçektir bu noksanlık. Türkiye’de muhafazakâr kesimin kültür, sanat ve eğitim konularındaki tökezlemeleri hiç de son yirmi yılda başlamış değildir. Bağlı hatta bağımlı bulundukları geleneğin/genetiğin buna izin vermediğini görmedikleri, görmeye çalışmadıkları için doğmaktadır aslında söz konusu bir şey yapamamış olmaları.
Fütürizm Üzerine Bir Değerlendirme
İnsan yarınını düşünmeden yaşayamaz ve sonrayı düşünmek en insanî yönlerimizden biridir. Yarına dair planlar yapmak, beklentiye girmek, tahminlerde bulunmak, idealler ve tasavvurlar oluşturmak ve tabiî ki hayaller kurmak insanın vazgeçilmezlerindendir.
Felsefe Tarihinin Zakkum Ağacı: Öjenizm
“[…] her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin de en az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki sürünün cinsi bozulmasın.”
Oblomov’un Rüyası
Hareketleri çekingen ve nazik, en telaşlı anlarında bile zarif bir tembellik içinde. Onda kaygı nadiren bir fikir halini alır, binde bir de niyet etmeye kadar varır. Sonra tam bir durgunluk ve uyuklama hali. Zaten kitap boyunca da kanepesine uzanmış bedenini, dışarının karmaşasından uzak halini övmekle bitiremez.
İbn-i Arabî’nin Vahdet-i Vücûd Felsefesi
Bâtınî ve felsefî tasavvufun başlıca temsilcilerinden biri olan İbn-i Arabî, vahdet-i vücûd doktrinini temellendirirken naslar üzerinde yaptığı ve çeşitli spekülasyonlara yol açan te’villeri, yaratanla yaratıklar arasındaki kesin ayırımı
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.