Mü’min; yaşamın bütün uğrak yerlerinde “şeylerin” farkına varabilendir. Mükellef olduğu ibadetlerinin vakte bağlı oluşu mü’mini, akıp giden zamanın farkına vardırır. Mü’min, kendisini esir almaya çalışan zamana, vakit ile etkin müdahale eder. Dinamik vakit bilinci, zaman karşısında pasif olan beşeri, “eşref-i mahlûk” derecesine yükseltir.
Dünyanın temel ritmine karşı, dinamik bir farkındalığı mümkün kılan “kamerî takvim” sisteminde aylar, dünyanın hâl değişimlerinden bağımsız bir vakti kuşanır. Bütün mevsimleri dolaşır, uzun ve kısa gün dönümlerini yoklar, baharın coşkusunu, bütün ayları yaşar, kışın zemherisini, anlam yüklenmiş rahmete ayarlı ayları ile bahara çevirir, yaz mevsiminin olgunlaştırıcı dokunuşlarından nasiplenir, sonbaharın olmuş ve olgunlaşmış hâlleri ile edebî ve tevekküllü bağrına basarak dönüp durur.
Ramazan ayı, vakit bilincinin en bâriz hâlidir. Güneşe göre dünyanın hâl ve hareketlerinden mülhem tespit edilen vakit, Ramazan’da bütün bir ümmet tarafından titizlikle takip edilir. İmsak ile akşam arasındaki ilâhî sabır ve rahmet, akşam ile birlikte derin bir hamda dönüşür.
İslâm coğrafyalarında görülen Ramazan coşkusu, seküler bir aklın kavrayabileceği bir durum değildir. Açlık, susuzluk ve hazlardan yoksunluk anlamına gelen oruç ibadetine kavuşmanın coşkusu, seküler bir akıl için irrasyonel bir durumdur. Oruç, ruhları ve bedenleri pirüpak eyleyerek ilerideki zamanın sultanları mübarek on bir aylara mü’mini hazırlar.
Bu yazının devamı
180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hiç şüphesiz güzellik kavramını gündemine alan bütün çalışmalar sanat, dil ve belki edebiyat alanına da bakmak durumunda kalacaklardır. Ben, “Vahiy ve Sanat” çalışmamı daha ziyade Müslüman çevrelerdeki yanlış
Belirli bir zihniyet ya da dünya görüşünden sökün eden toplumsal hareketlere yaklaşırken tek bir çizgi üzerinde seyreden çıkış ve iniş noktaları aramak yanıltıcı olabilir. Doğrusal bir yükselme ya da tek yönlü sabit bir alçalma eğrisi var kabul ederek yapılan okumalar, karmaşık düşünsel ve toplumsal süreçleri anlamak için yeterli olmayabilir.
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde.
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Bilginin doğruluğu kadar bağlamın doğruluğu da önemlidir. Bir anlatıda doğru bilgilerin olması, kurgunun, anlatının da doğru olmasını zorunlu kılmaz. Evet, ‘söylem’ anlatanın dünya görüşüne, bakış ve inanç biçimine göre şekillenir. Asıl dikkat edilmesi gereken söylemler, içerisinde bolca doğruların olduğu söylemlerdir.
Ramazan; Vakit ve Zaman
Mü’min; yaşamın bütün uğrak yerlerinde “şeylerin” farkına varabilendir. Mükellef olduğu ibadetlerinin vakte bağlı oluşu mü’mini, akıp giden zamanın farkına vardırır. Mü’min, kendisini esir almaya çalışan zamana, vakit ile etkin müdahale eder. Dinamik vakit bilinci, zaman karşısında pasif olan beşeri, “eşref-i mahlûk” derecesine yükseltir.
Dünyanın temel ritmine karşı, dinamik bir farkındalığı mümkün kılan “kamerî takvim” sisteminde aylar, dünyanın hâl değişimlerinden bağımsız bir vakti kuşanır. Bütün mevsimleri dolaşır, uzun ve kısa gün dönümlerini yoklar, baharın coşkusunu, bütün ayları yaşar, kışın zemherisini, anlam yüklenmiş rahmete ayarlı ayları ile bahara çevirir, yaz mevsiminin olgunlaştırıcı dokunuşlarından nasiplenir, sonbaharın olmuş ve olgunlaşmış hâlleri ile edebî ve tevekküllü bağrına basarak dönüp durur.
Ramazan ayı, vakit bilincinin en bâriz hâlidir. Güneşe göre dünyanın hâl ve hareketlerinden mülhem tespit edilen vakit, Ramazan’da bütün bir ümmet tarafından titizlikle takip edilir. İmsak ile akşam arasındaki ilâhî sabır ve rahmet, akşam ile birlikte derin bir hamda dönüşür.
İslâm coğrafyalarında görülen Ramazan coşkusu, seküler bir aklın kavrayabileceği bir durum değildir. Açlık, susuzluk ve hazlardan yoksunluk anlamına gelen oruç ibadetine kavuşmanın coşkusu, seküler bir akıl için irrasyonel bir durumdur. Oruç, ruhları ve bedenleri pirüpak eyleyerek ilerideki zamanın sultanları mübarek on bir aylara mü’mini hazırlar.
Bu yazının devamı 180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bakma Biçimlerinden Güzellik Olgusuna
Hiç şüphesiz güzellik kavramını gündemine alan bütün çalışmalar sanat, dil ve belki edebiyat alanına da bakmak durumunda kalacaklardır. Ben, “Vahiy ve Sanat” çalışmamı daha ziyade Müslüman çevrelerdeki yanlış
Zihniyet Manzaramız: Bir Bilanço Taslağı
Belirli bir zihniyet ya da dünya görüşünden sökün eden toplumsal hareketlere yaklaşırken tek bir çizgi üzerinde seyreden çıkış ve iniş noktaları aramak yanıltıcı olabilir. Doğrusal bir yükselme ya da tek yönlü sabit bir alçalma eğrisi var kabul ederek yapılan okumalar, karmaşık düşünsel ve toplumsal süreçleri anlamak için yeterli olmayabilir.
Postmodern Dünyada Eğitim: Özne Anlam İlişkisi
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde.
Modernizme İtirazdan Hakikatin Yıkılışına Post-modernizm
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Söylemin Manipülatif Gücü
Bilginin doğruluğu kadar bağlamın doğruluğu da önemlidir. Bir anlatıda doğru bilgilerin olması, kurgunun, anlatının da doğru olmasını zorunlu kılmaz. Evet, ‘söylem’ anlatanın dünya görüşüne, bakış ve inanç biçimine göre şekillenir. Asıl dikkat edilmesi gereken söylemler, içerisinde bolca doğruların olduğu söylemlerdir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.