Birçok yönüyle yabancısı olduğumuz bir kıta Hint alt kıtası. Türkçe okur-yazarın bildiği isimler, aşina olduğu varsa da bu, o kadar az ve o kadar sınırlı ki! Henüz isimlerini bile duymadığımız yüzlerce isim, fikir ve düşünce hazinesinin yattığı bir kıtadan bahsediyoruz. Siyasetten, tefsire, hadisten tefekküre her yönüyle ciddi bir çalışmayı, hatta ‘hint alt kıtası çalışmaları’ kürsülerinin kurulmasını hakedecek denli geniş bir hazineden bahsediyoruz. Bu ödev ve sorumluluktan göz kaçırılabilir mi? Orhan Güvel, bu hazineye bir kaşık attı. Türkçe okuyan ve yazanları Hamîduddîn el-Ferâhî ile tanıştırdı. Hamîduddîn el-Ferâhî’nin Kur’an’ı anlama çalışmalarına sunduğu katkı çok orjinal, bir o kadar da devasa bir ilmi geleneğe yaslı. Doktora çalışmasını bu konuya ayıran Güvel’in çalışması kitap olarak da ilim dünyasına KURAMER tarafından kazandırıldı. Orhan Güvel, bu konuya çalışırken kendisine çok orjinal el-Ferâhî’nin yorum ve tefsirlerinden bazılarını dergimiz vesilesiyle okuyucuların düşünce dünyasına sunmuştu. Bu röportajla da Hamîduddîn el-Ferâhî’yi ve el-Ferâhî’nin tefsir çalışmalarındaki yöntemini derli toplu konuşmaya çalıştık. Sizlerin istifadenize sunuyor ve bundan sonraki çalışmaları için kendisi Rabbu’l-âleminden başarılar vermesini niyaz ediyorum.
Öncelikle, hayırlı olsun! Doktora çalışmanız; ‘Hamîduddîn el-Ferâhî ve Kur’an’ı Yorumlama Metodu’ kitaplaştırıldı. Doktoranın hazırlanma sürecinde, dergide de bu konudaki makaleleriniz ve tercümeleriniz bizi ve okuyucuyu heyecanlandırdı. Bu çalışmanızı, sizinle derli-toplu bir şekilde konuşalım istiyorum: Hamîduddîn el-Ferâhî ismi neyiyle dikkatinizi çekti?
Bu yazının devamı
203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
Moderniteye karşı İslami düşünsel tepkinin üç aşamadan geçtiği söylenebilir. İlki, saf gelenekçilik diyebileceğimiz, on dokuzuncu yüzyılda egemen olan ve İslam’ı savunmak için tamamen orta çağ uygulamalarına başvuran Abdülkadir el-Cezairî gibi
İnsan, kırılgan bir varlık. Çabuk üzülüyor, hemen öfkeleniyor, sık sık korkuyor, bir o kadar da seviniyor, mutlu oluyor. Bu kırılganlığı sayesinde insan çevresiyle empatik bir ilişki kurabiliyor. Varlığı okuyor, hissediyor, taştan ağaca, yerden göğe, kuştan denize türlü türlü varlıkla beraber yaralanıyor, beraber onarılıyor.
‘Hamîduddîn el-Ferâhî ve Kur’an’ı Yorumlama Metodu’ Üzerine
Röportaj: Fatih Bütün
Birçok yönüyle yabancısı olduğumuz bir kıta Hint alt kıtası. Türkçe okur-yazarın bildiği isimler, aşina olduğu varsa da bu, o kadar az ve o kadar sınırlı ki! Henüz isimlerini bile duymadığımız yüzlerce isim, fikir ve düşünce hazinesinin yattığı bir kıtadan bahsediyoruz. Siyasetten, tefsire, hadisten tefekküre her yönüyle ciddi bir çalışmayı, hatta ‘hint alt kıtası çalışmaları’ kürsülerinin kurulmasını hakedecek denli geniş bir hazineden bahsediyoruz. Bu ödev ve sorumluluktan göz kaçırılabilir mi? Orhan Güvel, bu hazineye bir kaşık attı. Türkçe okuyan ve yazanları Hamîduddîn el-Ferâhî ile tanıştırdı. Hamîduddîn el-Ferâhî’nin Kur’an’ı anlama çalışmalarına sunduğu katkı çok orjinal, bir o kadar da devasa bir ilmi geleneğe yaslı. Doktora çalışmasını bu konuya ayıran Güvel’in çalışması kitap olarak da ilim dünyasına KURAMER tarafından kazandırıldı. Orhan Güvel, bu konuya çalışırken kendisine çok orjinal el-Ferâhî’nin yorum ve tefsirlerinden bazılarını dergimiz vesilesiyle okuyucuların düşünce dünyasına sunmuştu. Bu röportajla da Hamîduddîn el-Ferâhî’yi ve el-Ferâhî’nin tefsir çalışmalarındaki yöntemini derli toplu konuşmaya çalıştık. Sizlerin istifadenize sunuyor ve bundan sonraki çalışmaları için kendisi Rabbu’l-âleminden başarılar vermesini niyaz ediyorum.
Öncelikle, hayırlı olsun! Doktora çalışmanız; ‘Hamîduddîn el-Ferâhî ve Kur’an’ı Yorumlama Metodu’ kitaplaştırıldı. Doktoranın hazırlanma sürecinde, dergide de bu konudaki makaleleriniz ve tercümeleriniz bizi ve okuyucuyu heyecanlandırdı. Bu çalışmanızı, sizinle derli-toplu bir şekilde konuşalım istiyorum: Hamîduddîn el-Ferâhî ismi neyiyle dikkatinizi çekti?
Bu yazının devamı 203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gazze Özelinde ‘Tanrı Suskunluğu’ ve Teodise
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
‘Tüketim’ ‘Toplum’ ‘Tüketim Toplumu’ Üzerine
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
Cemâleddîn Efgânî, Etkileri ve Hakkındaki Tartışmalara Dair
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
“İslam, Modernlikler ve Gelecek”
Moderniteye karşı İslami düşünsel tepkinin üç aşamadan geçtiği söylenebilir. İlki, saf gelenekçilik diyebileceğimiz, on dokuzuncu yüzyılda egemen olan ve İslam’ı savunmak için tamamen orta çağ uygulamalarına başvuran Abdülkadir el-Cezairî gibi
Tövbe Üzerine
İnsan, kırılgan bir varlık. Çabuk üzülüyor, hemen öfkeleniyor, sık sık korkuyor, bir o kadar da seviniyor, mutlu oluyor. Bu kırılganlığı sayesinde insan çevresiyle empatik bir ilişki kurabiliyor. Varlığı okuyor, hissediyor, taştan ağaca, yerden göğe, kuştan denize türlü türlü varlıkla beraber yaralanıyor, beraber onarılıyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.