Adını duyduğumuz bir kitap ya da film, odağı kendisine ya da bir benzerine yönlendiriyor. Çünkü çokça duyulur, okunur, görünür ise bir şey, popülaritesi de fazladır, vitrindeki yerini almıştır. Böyle olunca adını sık duymadığımız çalışmalar, eserler ve elbette sinema filmleri, bir köşede öylece kalakalıyor. Peki, bu durum o eserin, filmin kalitesini etkiler mi? Bir eserin değeri onu okuyanın sayısına, kitlesinin büyüklüğüne göre mi değerlendirilir? Bir eserin kalabalık kitleler tarafından düşünülmüyor, yazılmıyor ya da gündemde yer almıyor olması onun niteliğinden bir şey kaybettirir mi?
Gökyüzü Kadar Kırmızı adlı film gibi eğitimciler için önemli gördüğüm bir diğer filmi paylaşmak istiyorum sizlerle: The Emperor’s Club yani İmparatorlar Kulübü. Michael Hoffman imzalı 2002 yapımı filmin başrolünde Kevin Kline var. Öğretmenlerin kendi dünyalarından manzaralar bulabileceği filmin hikâyesi, öğretmen William Hundert ve onun eğitim anlayışı etrafında şekilleniyor. Sedgewick adında haylaz bir öğrencisi vardır öğretmen William’ın ve bu öğrenciye karşı sabrı kuşandıkça kuşanır. Öğrencisini değiştirmek ve erdemli bir insan olmasına yardım etmek için elinden geleni yapar. Hatta onu bir bilgi yarışmasına katılmaya teşvik eder.
Bu yazının devamı
203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hâlâ parmaklarımda kalan boyalarla çocuklarımı uyutuyorum. Yoksa ‘Sahibi’mize ne deriz? Hala babamın resimlerinden tanıyorum renkleri.
‘Ey renklerin sahibi renklerimize acı’
Çünkü baba, yeryüzünü renklerle ayırt ettigi bir resim çizer çocuğunun zihnine .
Kimi zaman güçlü bir ağaca benzetir kendini. Kabuğu sert, ama güçlü . Karıncalar dolaşır üzerinde. Bazı resimlerde dalgalı bir denizdir, kağıttan gemileri yüzdürür. Bazen de bir çocuğun sürekli silgi tozlarının biriktirdiği silinmiş bir sayfasıdır. Cocuk silgi tozlarına bile kıyamaz, avucuna alır, şekiller çıkarır, oyunlar kurar… boş sayfayı uçak yapar da gökyüzüne uçurur. Gözü kuşlara takılır, düşer çocuk. Ama yine de uçurur. Renkleri çok sonra tanır ve düştükçe dizi hep aynı yerden kanar durur…
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
11 Eylül sonrası dünya sinemalarında öne çıkan önemli bir mesele de Müslüman kadınların toplumdaki konumu, değeri üzerindedir. Bu meselenin can alıcı tarafını ikiye ayırdığımızda kadınların gerek İslam toplumunda gerekse
Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir …
Değişmek mi Zor Değiştirmek mi? İmparatorlar Kulübü’nde Karakterli Olmayı Aramak
Adını duyduğumuz bir kitap ya da film, odağı kendisine ya da bir benzerine yönlendiriyor. Çünkü çokça duyulur, okunur, görünür ise bir şey, popülaritesi de fazladır, vitrindeki yerini almıştır. Böyle olunca adını sık duymadığımız çalışmalar, eserler ve elbette sinema filmleri, bir köşede öylece kalakalıyor. Peki, bu durum o eserin, filmin kalitesini etkiler mi? Bir eserin değeri onu okuyanın sayısına, kitlesinin büyüklüğüne göre mi değerlendirilir? Bir eserin kalabalık kitleler tarafından düşünülmüyor, yazılmıyor ya da gündemde yer almıyor olması onun niteliğinden bir şey kaybettirir mi?
Gökyüzü Kadar Kırmızı adlı film gibi eğitimciler için önemli gördüğüm bir diğer filmi paylaşmak istiyorum sizlerle: The Emperor’s Club yani İmparatorlar Kulübü. Michael Hoffman imzalı 2002 yapımı filmin başrolünde Kevin Kline var. Öğretmenlerin kendi dünyalarından manzaralar bulabileceği filmin hikâyesi, öğretmen William Hundert ve onun eğitim anlayışı etrafında şekilleniyor. Sedgewick adında haylaz bir öğrencisi vardır öğretmen William’ın ve bu öğrenciye karşı sabrı kuşandıkça kuşanır. Öğrencisini değiştirmek ve erdemli bir insan olmasına yardım etmek için elinden geleni yapar. Hatta onu bir bilgi yarışmasına katılmaya teşvik eder.
Bu yazının devamı 203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Baba
Hâlâ parmaklarımda kalan boyalarla çocuklarımı uyutuyorum. Yoksa ‘Sahibi’mize ne deriz? Hala babamın resimlerinden tanıyorum renkleri.
‘Ey renklerin sahibi renklerimize acı’
Çünkü baba, yeryüzünü renklerle ayırt ettigi bir resim çizer çocuğunun zihnine .
Kimi zaman güçlü bir ağaca benzetir kendini. Kabuğu sert, ama güçlü . Karıncalar dolaşır üzerinde. Bazı resimlerde dalgalı bir denizdir, kağıttan gemileri yüzdürür. Bazen de bir çocuğun sürekli silgi tozlarının biriktirdiği silinmiş bir sayfasıdır. Cocuk silgi tozlarına bile kıyamaz, avucuna alır, şekiller çıkarır, oyunlar kurar… boş sayfayı uçak yapar da gökyüzüne uçurur. Gözü kuşlara takılır, düşer çocuk. Ama yine de uçurur. Renkleri çok sonra tanır ve düştükçe dizi hep aynı yerden kanar durur…
Adını Sen Koy
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
Afganistan’a Yolculuk ve Sabır Taşı’nın Çatlaması
11 Eylül sonrası dünya sinemalarında öne çıkan önemli bir mesele de Müslüman kadınların toplumdaki konumu, değeri üzerindedir. Bu meselenin can alıcı tarafını ikiye ayırdığımızda kadınların gerek İslam toplumunda gerekse
Sinvar’ın Âsası
Yüzündeki öfkeyi kim görmüş başka bir yüzde?
Başka yüzlerin öfkesi, anlata anlata bitirilemeyecek borçlar çıkarır.
Küsmüş suratlar dökülür insanların öfkelerinden.
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Turbo (2013) & Merhamet
Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.