Te’vil kelimesi; tefsir etmek, yorumlamak, uzak ve gizli mânâlarını açığa çıkarmak, rüyayı tabir etmek;, sözü iyice inceleyip varacağı mânâya vardırmak, bir şeyi, amaçlanan son noktaya ulaştırmak[1] gibi anlamları içermektedir. Rağıb el-İsfahânî te’vilin, “asla dönüş” anlamına gelen “evl” kökünden türediğini belirtmekte ve te’vili, “bir şeyi ilmen veya fiilen kendisinden kastedilen mânâya çevirmek” olarak tanımlamaktadır.[2] İsfahânî evl’den türeyen evvel’e de açıklık getirmektedir: Temel evveldir, sonra bina gelir. Allah evveldir, hiçbir varlık Allah’a sebkat etmez. “Ben Müslimlerin/mü’minlerin ilkiyim.”[3] sözü şu anlama gelir: İslam ve iman konusunda ben, kendisine uyulacak kişiyim. “Onu küfredenlerin ilki siz olmayın.”[4] sözü de, kâfirlikte kendisine uyulan kişi siz olmayın, anlamında bir uyarıdır.[5]
Te’vîl kelimesi Kur’an’da -sekizi Yusuf suresinde olmak üzere- on beş ayette, 17 kere kullanılmıştır.[6] Kelimenin kök anlamına en yakın olarak, Kehf suresindeki Musa ile “ilim verilen kul” kıssasında kullanıldığı görülmektedir. Musa (as), kendisine Allah tarafından rahmet ve ilim verilen bir kulla, belirli bir ‘yolculuğa’ çıkmıştı. Rahmet ve ilim verilen kul, ‘yolculuğun’ ilk durağı olarak, bindikleri gemiyi delmiş, ikinci olarak, bir çocuğu öldürmüş, üçüncü olarak da, aç ve susuz oldukları halde kendilerine yiyecek vermeyen bir beldede, yıkılmak üzere olan bir duvarı tamir etmişler, rahmet ve ilim verilen kul buna karşı hiçbir ücret de talep etmemiştir.[7]
Bu yazının devamı
203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Önceden sırlar vardı, herkesle paylaşılmayan… Herkese anlatılmayan özel anlar vardı. Herkese açılmayan kapılar, herkese gösterilmeyen güzellikler ve kimi zaman kusurlar… Özel olan, özel insanını arar bulurdu. Herkese söylenilmez, herkesle paylaşılmazdı.
Allah ile bağımız devam etmektedir. Allah, dün olduğu gibi bugün de, yarın da gündemimizde olacak. Çünkü hayat devam ediyor. Bu gerçek… Hayat sona erse de bu gerçek… Allah’ın idraki konusunda alacağımız yolun uzun olduğunu Antik Yunan’dan beri yazılı metinlere geçtiğini bildiğimiz “İnsan Tanrı” tahayyülünden halen kurtulamamış olmaktan anlıyoruz. Halen insana ait kimi cismani tanımların, organların, kavramların, ifadelerin vs Allah için de kullanılabileceğini zannediyoruz.
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir.
İnsan, sabit bir eksen etrafında dönen mekanik bir yapıdan çok, her adımda kendini yenileyen ve dönüşüm içinde olan dinamik bir varlıktır. Bu dinamizm, kimi zaman sarsıcı bir farkındalıkla, kimi zaman da sessizce ve derinden ilerler. Bu nedenle “yeniden başlamak”, basit bir karar olmaktan ziyade insanın hem içsel hem de toplumsal gerçekliğinde yaşadığı bir eşik durumudur.
“Ben ötekime (yekdiğerime ) karşı sorumluyum. Ben yekdiğerime dair “iyiyi” istiyorum. Her tek kişinin diğerine dair “iyiyi” istemesini arzuluyorum. Erdemli davranışlarda bulunmaktan zevk alıyorum.” Bu şekilde bir bilinç düzeyi, felsefeyi bilmenin ötesinde atölye ortamında “Felsefe yapmakla” mümkün olur. Şöyle ki atölye ortamında felsefe yapmakla, artık birtakım ödüllendirmelerle erdemleri öğretmek yerine öğrencilerin içlerindeki erdemleri kendilerinden itibaren keşfettirmeye yönelik bir sürece girilmiş bulunulmaktadır. Ödüllendirmelerle dışarıdan bir etkiyle erdemler öğretilmeye çalışılmıştır oysaki erdemler çocukların içlerindedir ve erdemler açığa çıkmayı beklemektedir.
Kâfirûn Suresi Örneğinde İslam’ın Nebevî Te’vili ve Sonrası
Te’vil kelimesi; tefsir etmek, yorumlamak, uzak ve gizli mânâlarını açığa çıkarmak, rüyayı tabir etmek;, sözü iyice inceleyip varacağı mânâya vardırmak, bir şeyi, amaçlanan son noktaya ulaştırmak[1] gibi anlamları içermektedir. Rağıb el-İsfahânî te’vilin, “asla dönüş” anlamına gelen “evl” kökünden türediğini belirtmekte ve te’vili, “bir şeyi ilmen veya fiilen kendisinden kastedilen mânâya çevirmek” olarak tanımlamaktadır.[2] İsfahânî evl’den türeyen evvel’e de açıklık getirmektedir: Temel evveldir, sonra bina gelir. Allah evveldir, hiçbir varlık Allah’a sebkat etmez. “Ben Müslimlerin/mü’minlerin ilkiyim.”[3] sözü şu anlama gelir: İslam ve iman konusunda ben, kendisine uyulacak kişiyim. “Onu küfredenlerin ilki siz olmayın.”[4] sözü de, kâfirlikte kendisine uyulan kişi siz olmayın, anlamında bir uyarıdır.[5]
Te’vîl kelimesi Kur’an’da -sekizi Yusuf suresinde olmak üzere- on beş ayette, 17 kere kullanılmıştır.[6] Kelimenin kök anlamına en yakın olarak, Kehf suresindeki Musa ile “ilim verilen kul” kıssasında kullanıldığı görülmektedir. Musa (as), kendisine Allah tarafından rahmet ve ilim verilen bir kulla, belirli bir ‘yolculuğa’ çıkmıştı. Rahmet ve ilim verilen kul, ‘yolculuğun’ ilk durağı olarak, bindikleri gemiyi delmiş, ikinci olarak, bir çocuğu öldürmüş, üçüncü olarak da, aç ve susuz oldukları halde kendilerine yiyecek vermeyen bir beldede, yıkılmak üzere olan bir duvarı tamir etmişler, rahmet ve ilim verilen kul buna karşı hiçbir ücret de talep etmemiştir.[7]
Bu yazının devamı 203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mahremiyet ve Ayna
Önceden sırlar vardı, herkesle paylaşılmayan… Herkese anlatılmayan özel anlar vardı. Herkese açılmayan kapılar, herkese gösterilmeyen güzellikler ve kimi zaman kusurlar… Özel olan, özel insanını arar bulurdu. Herkese söylenilmez, herkesle paylaşılmazdı.
İnsanda Yüzün İkamesi ve Allah ile Yüzleşme
Allah ile bağımız devam etmektedir. Allah, dün olduğu gibi bugün de, yarın da gündemimizde olacak. Çünkü hayat devam ediyor. Bu gerçek… Hayat sona erse de bu gerçek… Allah’ın idraki konusunda alacağımız yolun uzun olduğunu Antik Yunan’dan beri yazılı metinlere geçtiğini bildiğimiz “İnsan Tanrı” tahayyülünden halen kurtulamamış olmaktan anlıyoruz. Halen insana ait kimi cismani tanımların, organların, kavramların, ifadelerin vs Allah için de kullanılabileceğini zannediyoruz.
Algı Yönetimine Feda Edilen Kurum: Aile
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir.
Yeniden Başlamak Üzerine: Varoluşsal, Psikolojik ve Toplumsal Bir İnceleme
İnsan, sabit bir eksen etrafında dönen mekanik bir yapıdan çok, her adımda kendini yenileyen ve dönüşüm içinde olan dinamik bir varlıktır. Bu dinamizm, kimi zaman sarsıcı bir farkındalıkla, kimi zaman da sessizce ve derinden ilerler. Bu nedenle “yeniden başlamak”, basit bir karar olmaktan ziyade insanın hem içsel hem de toplumsal gerçekliğinde yaşadığı bir eşik durumudur.
Neden Atölye Ortamında Düşünmek?
“Ben ötekime (yekdiğerime ) karşı sorumluyum. Ben yekdiğerime dair “iyiyi” istiyorum. Her tek kişinin diğerine dair “iyiyi” istemesini arzuluyorum. Erdemli davranışlarda bulunmaktan zevk alıyorum.” Bu şekilde bir bilinç düzeyi, felsefeyi bilmenin ötesinde atölye ortamında “Felsefe yapmakla” mümkün olur. Şöyle ki atölye ortamında felsefe yapmakla, artık birtakım ödüllendirmelerle erdemleri öğretmek yerine öğrencilerin içlerindeki erdemleri kendilerinden itibaren keşfettirmeye yönelik bir sürece girilmiş bulunulmaktadır. Ödüllendirmelerle dışarıdan bir etkiyle erdemler öğretilmeye çalışılmıştır oysaki erdemler çocukların içlerindedir ve erdemler açığa çıkmayı beklemektedir.
Alışverişe devam et