Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
Tabiî Kötülük ahlâki bir tanım. İyi veya kötü iki kelimeden birisi ve iyilik ve kötülük ahlâki bir tanım içeriyor. Bu da insanın yaşadığı varlık alanında hem hemcinsleriyle hem kendisi ile hem de doğayla olan ilişkisini tanımlayan bir kelime. Dolayısıyla burada ilişkilerde bir bozukluk var. Bu ilişkide, Allah’ın âlemle olan ilişkisinde bir bozukluk, bir sakatlık yok. Nihayetinde insana gelen buyrukların tamamı insanı belli bir çerçevede tutup onun hem aşırı güç devşirmesiyle çevresine zarar vermesine yönelen hem de kendi varlığını belli ilkeler çerçevesinde daha yetkinleştirmesine olanak sağlayan, kendisine verilen yetenekleri daha yetkinleştirerek ya da kemale erdirerek hem kendi olgunlaşmasını hem de içinde bulunduğu çevrenin yetkinleşmesine katkı sağlaması arzu edilir. Dolayısıyla birinci ilişki; Allah’la insan, Allah’la âlem, Allah’la tabiat arasındaki yukarıdan akan ilişki, Fatiha suresinde tanımlandığı gibi ‘Rabb’ül-âlemin’ ilişkisidir.
Bu yazının devamı
216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsan, kırılgan bir varlık. Çabuk üzülüyor, hemen öfkeleniyor, sık sık korkuyor, bir o kadar da seviniyor, mutlu oluyor. Bu kırılganlığı sayesinde insan çevresiyle empatik bir ilişki kurabiliyor. Varlığı okuyor, hissediyor, taştan ağaca, yerden göğe, kuştan denize türlü türlü varlıkla beraber yaralanıyor, beraber onarılıyor.
Birçok yönüyle yabancısı olduğumuz bir kıta Hint alt kıtası. Türkçe okur-yazarın bildiği isimler, aşina olduğu varsa da bu, o kadar az ve o kadar sınırlı ki! Henüz isimlerini bile duymadığımız yüzlerce isim, fikir ve düşünce hazinesinin yattığı bir kıtadan bahsediyoruz.
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
Gazze Özelinde ‘Tanrı Suskunluğu’ ve Teodise
Röportaj: Yunus Polat
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
Tabiî Kötülük ahlâki bir tanım. İyi veya kötü iki kelimeden birisi ve iyilik ve kötülük ahlâki bir tanım içeriyor. Bu da insanın yaşadığı varlık alanında hem hemcinsleriyle hem kendisi ile hem de doğayla olan ilişkisini tanımlayan bir kelime. Dolayısıyla burada ilişkilerde bir bozukluk var. Bu ilişkide, Allah’ın âlemle olan ilişkisinde bir bozukluk, bir sakatlık yok. Nihayetinde insana gelen buyrukların tamamı insanı belli bir çerçevede tutup onun hem aşırı güç devşirmesiyle çevresine zarar vermesine yönelen hem de kendi varlığını belli ilkeler çerçevesinde daha yetkinleştirmesine olanak sağlayan, kendisine verilen yetenekleri daha yetkinleştirerek ya da kemale erdirerek hem kendi olgunlaşmasını hem de içinde bulunduğu çevrenin yetkinleşmesine katkı sağlaması arzu edilir. Dolayısıyla birinci ilişki; Allah’la insan, Allah’la âlem, Allah’la tabiat arasındaki yukarıdan akan ilişki, Fatiha suresinde tanımlandığı gibi ‘Rabb’ül-âlemin’ ilişkisidir.
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Tövbe Üzerine
İnsan, kırılgan bir varlık. Çabuk üzülüyor, hemen öfkeleniyor, sık sık korkuyor, bir o kadar da seviniyor, mutlu oluyor. Bu kırılganlığı sayesinde insan çevresiyle empatik bir ilişki kurabiliyor. Varlığı okuyor, hissediyor, taştan ağaca, yerden göğe, kuştan denize türlü türlü varlıkla beraber yaralanıyor, beraber onarılıyor.
‘Hamîduddîn el-Ferâhî ve Kur’an’ı Yorumlama Metodu’ Üzerine
Birçok yönüyle yabancısı olduğumuz bir kıta Hint alt kıtası. Türkçe okur-yazarın bildiği isimler, aşina olduğu varsa da bu, o kadar az ve o kadar sınırlı ki! Henüz isimlerini bile duymadığımız yüzlerce isim, fikir ve düşünce hazinesinin yattığı bir kıtadan bahsediyoruz.
Kuran ve Şiir Kitabı Üzerine
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
Cemâleddîn Efgânî, Etkileri ve Hakkındaki Tartışmalara Dair
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
‘Tüketim’ ‘Toplum’ ‘Tüketim Toplumu’ Üzerine
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.