Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
Tabiî Kötülük ahlâki bir tanım. İyi veya kötü iki kelimeden birisi ve iyilik ve kötülük ahlâki bir tanım içeriyor. Bu da insanın yaşadığı varlık alanında hem hemcinsleriyle hem kendisi ile hem de doğayla olan ilişkisini tanımlayan bir kelime. Dolayısıyla burada ilişkilerde bir bozukluk var. Bu ilişkide, Allah’ın âlemle olan ilişkisinde bir bozukluk, bir sakatlık yok. Nihayetinde insana gelen buyrukların tamamı insanı belli bir çerçevede tutup onun hem aşırı güç devşirmesiyle çevresine zarar vermesine yönelen hem de kendi varlığını belli ilkeler çerçevesinde daha yetkinleştirmesine olanak sağlayan, kendisine verilen yetenekleri daha yetkinleştirerek ya da kemale erdirerek hem kendi olgunlaşmasını hem de içinde bulunduğu çevrenin yetkinleşmesine katkı sağlaması arzu edilir. Dolayısıyla birinci ilişki; Allah’la insan, Allah’la âlem, Allah’la tabiat arasındaki yukarıdan akan ilişki, Fatiha suresinde tanımlandığı gibi ‘Rabb’ül-âlemin’ ilişkisidir.
Bu yazının devamı
216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İktidar denince günlük hayatta umarsızca tüketilen, her yerde ve her ortamda konuşulan, herkesin üzerine bir şeyler söylediğini zannettiği, dillere pelesenk olmuş bir kavram beliriyor akılda. Peki, bu kadar konuşulan ve güya bilinen iktidar hakkında gerçekten ne biliyoruz? Nedir aslında iktidar denen şey? Geçmişten günümüze nasıl var olmuştur?
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
Birçok yönüyle yabancısı olduğumuz bir kıta Hint alt kıtası. Türkçe okur-yazarın bildiği isimler, aşina olduğu varsa da bu, o kadar az ve o kadar sınırlı ki! Henüz isimlerini bile duymadığımız yüzlerce isim, fikir ve düşünce hazinesinin yattığı bir kıtadan bahsediyoruz.
Yediden yetmişe herkesin diline pelesenk ettiği, sosyal hayattan özel hayata, iş hayatından akademik hayata birçok mecrâda boy gösteren fakat bir o kadar da anlam netliğinden uzak bırakılan bir kavramla karşı karşıyayız: Ahlâk. ‘Önce Ahlâk’ diyerek önceliğini ahlâk olarak belirleyen ve eserlerini bu bağlamda kaleme alan mütefekkir-yazar Ramazan Yazçiçek’le ahlâkın
Moderniteye karşı İslami düşünsel tepkinin üç aşamadan geçtiği söylenebilir. İlki, saf gelenekçilik diyebileceğimiz, on dokuzuncu yüzyılda egemen olan ve İslam’ı savunmak için tamamen orta çağ uygulamalarına başvuran Abdülkadir el-Cezairî gibi
Gazze Özelinde ‘Tanrı Suskunluğu’ ve Teodise
Röportaj: Yunus Polat
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
Tabiî Kötülük ahlâki bir tanım. İyi veya kötü iki kelimeden birisi ve iyilik ve kötülük ahlâki bir tanım içeriyor. Bu da insanın yaşadığı varlık alanında hem hemcinsleriyle hem kendisi ile hem de doğayla olan ilişkisini tanımlayan bir kelime. Dolayısıyla burada ilişkilerde bir bozukluk var. Bu ilişkide, Allah’ın âlemle olan ilişkisinde bir bozukluk, bir sakatlık yok. Nihayetinde insana gelen buyrukların tamamı insanı belli bir çerçevede tutup onun hem aşırı güç devşirmesiyle çevresine zarar vermesine yönelen hem de kendi varlığını belli ilkeler çerçevesinde daha yetkinleştirmesine olanak sağlayan, kendisine verilen yetenekleri daha yetkinleştirerek ya da kemale erdirerek hem kendi olgunlaşmasını hem de içinde bulunduğu çevrenin yetkinleşmesine katkı sağlaması arzu edilir. Dolayısıyla birinci ilişki; Allah’la insan, Allah’la âlem, Allah’la tabiat arasındaki yukarıdan akan ilişki, Fatiha suresinde tanımlandığı gibi ‘Rabb’ül-âlemin’ ilişkisidir.
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
“İktidar” Üzerine
İktidar denince günlük hayatta umarsızca tüketilen, her yerde ve her ortamda konuşulan, herkesin üzerine bir şeyler söylediğini zannettiği, dillere pelesenk olmuş bir kavram beliriyor akılda. Peki, bu kadar konuşulan ve güya bilinen iktidar hakkında gerçekten ne biliyoruz? Nedir aslında iktidar denen şey? Geçmişten günümüze nasıl var olmuştur?
Güney Afrikalı Nazarında İsrail Apartheidi
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
‘Hamîduddîn el-Ferâhî ve Kur’an’ı Yorumlama Metodu’ Üzerine
Birçok yönüyle yabancısı olduğumuz bir kıta Hint alt kıtası. Türkçe okur-yazarın bildiği isimler, aşina olduğu varsa da bu, o kadar az ve o kadar sınırlı ki! Henüz isimlerini bile duymadığımız yüzlerce isim, fikir ve düşünce hazinesinin yattığı bir kıtadan bahsediyoruz.
Ahlak Üzerine
Yediden yetmişe herkesin diline pelesenk ettiği, sosyal hayattan özel hayata, iş hayatından akademik hayata birçok mecrâda boy gösteren fakat bir o kadar da anlam netliğinden uzak bırakılan bir kavramla karşı karşıyayız: Ahlâk. ‘Önce Ahlâk’ diyerek önceliğini ahlâk olarak belirleyen ve eserlerini bu bağlamda kaleme alan mütefekkir-yazar Ramazan Yazçiçek’le ahlâkın
“İslam, Modernlikler ve Gelecek”
Moderniteye karşı İslami düşünsel tepkinin üç aşamadan geçtiği söylenebilir. İlki, saf gelenekçilik diyebileceğimiz, on dokuzuncu yüzyılda egemen olan ve İslam’ı savunmak için tamamen orta çağ uygulamalarına başvuran Abdülkadir el-Cezairî gibi
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.