Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
Tabiî Kötülük ahlâki bir tanım. İyi veya kötü iki kelimeden birisi ve iyilik ve kötülük ahlâki bir tanım içeriyor. Bu da insanın yaşadığı varlık alanında hem hemcinsleriyle hem kendisi ile hem de doğayla olan ilişkisini tanımlayan bir kelime. Dolayısıyla burada ilişkilerde bir bozukluk var. Bu ilişkide, Allah’ın âlemle olan ilişkisinde bir bozukluk, bir sakatlık yok. Nihayetinde insana gelen buyrukların tamamı insanı belli bir çerçevede tutup onun hem aşırı güç devşirmesiyle çevresine zarar vermesine yönelen hem de kendi varlığını belli ilkeler çerçevesinde daha yetkinleştirmesine olanak sağlayan, kendisine verilen yetenekleri daha yetkinleştirerek ya da kemale erdirerek hem kendi olgunlaşmasını hem de içinde bulunduğu çevrenin yetkinleşmesine katkı sağlaması arzu edilir. Dolayısıyla birinci ilişki; Allah’la insan, Allah’la âlem, Allah’la tabiat arasındaki yukarıdan akan ilişki, Fatiha suresinde tanımlandığı gibi ‘Rabb’ül-âlemin’ ilişkisidir.
Nida Dergisi’nin 200. sayısında 25. yılına özel olarak hem Genel Yayın Koordinatörü, hem kurucusu, hem ablası hem de annesi olan Ferda Bütün ile özel bir söyleşi yaptık.Söyleşimizde teknik detaylardan ziyade özelde Nida Dergisi genelde ise dergiciliğin özü, ruhu, meşakkatli yanları ve teşvik edici yönlerine odaklandık.
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
İslâm siyaset düşüncesine konu olan bir külliyatla karşı karşıyayız. Bunların birçoğu gün yüzüne çıkmış, büyük bir çoğunluğuysa gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor gibi. Bu külliyat hakkında konuşalım istiyoruz.
Okullar açılsın mı, açılmasın mı, uzaktan mı, yüz yüze mi, hibrit mi derken belirsizliklerle dolu yolun yarısını geçtik sanırım. Bu belirsizliklerle beraber yaşamaya çalışırken her durumda farklı zorluklarla mücadele etme ve farklı uyum becerilerine de sahip olmamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz hep birlikte.
Fütürizm, gelecek kehanetlerinden çok daha fazlası ama gaybın bilgisi de değil. Belirsizliklerden, hayallerden, planlardan, programlardan, reklamlardan ilâ-âhir geleceğe dair her şeyden beslenen bir çalışma alanı. Peki, Fütürizm; bilim kurgu, ütopya ve distopyalar arasına sıkışmış çağdaş tahakküm araçlarından biri mi yoksa kaçırdığımız dünya gerçeklerinden biri mi?
Gazze Özelinde ‘Tanrı Suskunluğu’ ve Teodise
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
Tabiî Kötülük ahlâki bir tanım. İyi veya kötü iki kelimeden birisi ve iyilik ve kötülük ahlâki bir tanım içeriyor. Bu da insanın yaşadığı varlık alanında hem hemcinsleriyle hem kendisi ile hem de doğayla olan ilişkisini tanımlayan bir kelime. Dolayısıyla burada ilişkilerde bir bozukluk var. Bu ilişkide, Allah’ın âlemle olan ilişkisinde bir bozukluk, bir sakatlık yok. Nihayetinde insana gelen buyrukların tamamı insanı belli bir çerçevede tutup onun hem aşırı güç devşirmesiyle çevresine zarar vermesine yönelen hem de kendi varlığını belli ilkeler çerçevesinde daha yetkinleştirmesine olanak sağlayan, kendisine verilen yetenekleri daha yetkinleştirerek ya da kemale erdirerek hem kendi olgunlaşmasını hem de içinde bulunduğu çevrenin yetkinleşmesine katkı sağlaması arzu edilir. Dolayısıyla birinci ilişki; Allah’la insan, Allah’la âlem, Allah’la tabiat arasındaki yukarıdan akan ilişki, Fatiha suresinde tanımlandığı gibi ‘Rabb’ül-âlemin’ ilişkisidir.
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
216. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
“Nida Dergisi 25. Yıl” Özel
Nida Dergisi’nin 200. sayısında 25. yılına özel olarak hem Genel Yayın Koordinatörü, hem kurucusu, hem ablası hem de annesi olan Ferda Bütün ile özel bir söyleşi yaptık.Söyleşimizde teknik detaylardan ziyade özelde Nida Dergisi genelde ise dergiciliğin özü, ruhu, meşakkatli yanları ve teşvik edici yönlerine odaklandık.
Kuran ve Şiir Kitabı Üzerine
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
İslam Siyaset Metinleri ve Eleştirellik Üzerine
İslâm siyaset düşüncesine konu olan bir külliyatla karşı karşıyayız. Bunların birçoğu gün yüzüne çıkmış, büyük bir çoğunluğuysa gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor gibi. Bu külliyat hakkında konuşalım istiyoruz.
“Eğitim ve Görme Biçimleri” Üzerine
Okullar açılsın mı, açılmasın mı, uzaktan mı, yüz yüze mi, hibrit mi derken belirsizliklerle dolu yolun yarısını geçtik sanırım. Bu belirsizliklerle beraber yaşamaya çalışırken her durumda farklı zorluklarla mücadele etme ve farklı uyum becerilerine de sahip olmamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz hep birlikte.
Fütürizm Üzerine
Fütürizm, gelecek kehanetlerinden çok daha fazlası ama gaybın bilgisi de değil. Belirsizliklerden, hayallerden, planlardan, programlardan, reklamlardan ilâ-âhir geleceğe dair her şeyden beslenen bir çalışma alanı. Peki, Fütürizm; bilim kurgu, ütopya ve distopyalar arasına sıkışmış çağdaş tahakküm araçlarından biri mi yoksa kaçırdığımız dünya gerçeklerinden biri mi?
Alışverişe devam et