“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek, popülizm üzerine çalışanlar için kriz nosyonunu daha detaylı biçimde tasvir eder. Üçüncü olarak, kriz performanslarının “halkı” tanımlamaya yardımcı olmasından dolayı performanslar “halk” düşmanlarını “elitler” ya da diğer azınlık grupları biçiminde tanımlayabilir ve popülistlere, “halkın” düşmanlarını hedef almalarını sağlayacak görünürde “tarafsız” bir gerekçe verir. Dördüncüsü, popülist aktörlerin kriz performansları sırasında atacakları adımları gösteren dünya çapındaki farklı popülizm örnekleriyle test edebilecek ve uygulanabilecek bir model sunar. Beşinci ve son olarak, popülistlerin kriz performanslarıyla genel olarak “kriz siyaseti” arasında farklar olduğunu gösterir.”
Popülizm, güncel siyaset tartışmalarında en çok gündem olan konulardan biridir. Kimi zaman araçsallığı dile getirilirken, kimi zaman da demokrasiye(!) olan zararları vurgulanıyor. Bütün bu tartışmaların yanında bir vakıa olarak popülizmi anlamak mümkün müdür? Popülizm, dünya çapında nasıl bu kadar hızlı bir biçimde yaygınlaştı? Popülizm gerçekten de demokrasi(!) için bir tehdit mi? Bu bağlamda Benjamin Moffitt, popülizm kavramını dünü ve bugünü itibariyle tartışmaya açarak ne’liğini ortaya koymaya çalışıyor. Yazar, doğru bir yaklaşım için çağdaş popülizmin yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguluyor zira klasik popülizmin “halk” ve “elit” şeklindeki ayrımı günümüzde medya ve siyasal iletişimin etkisiyle hızla değişip genişlemiştir. Bununla beraber yazara göre popülizmi bir şey olarak görmektense, icra edilen bir siyasi üslup olarak görmek gerekir.
“Özetleyecek olursak geleneksel bir eğitimin bileşenleri şunlardır: varlık olarak hakikatin sırlarına giriş; gerçeklik ve vahdet doktrini ile birlik ve gerçekleştirme metodu; duanın ‘kurtarıcı gemisi’; ‘erdem’in’ ahlâki duyarlılığının geliştirilmesi ve estetik ‘güzellik’ duyarlılığı.
“İslam dünyası genel olarak bilimlerde ve teknolojide Batı karşısında geri kalmışlığın bedelini önce peyderpey sömürgeleşerek sonra da değerler krizine duçar olmakla ödemeye başlamıştır. Hala da bu kriz, bütün acımasızlığıyla Müslüman dünyayı kasıp kavurmaktadır.”
“Şiddet bir ölçüde antropolojik, bir ölçüde siyasal ve kültürel ve hatta ontolojik bir sorun. Hele ki İslam dünyası ve Türkiye açısından şiddet kültürel kodlarımıza dek işlemiş olan, üstesinden gelmek şöyle dursun, sorunlarımızın çözümündeki neredeyse yegâne siyasal aracımız olan bir sorun.”
“Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından, taarruzlarını halkın arasında yaşayan düzmece değerlere yönelttiler.”
“Daha önce belirttiğimiz üzere bu kitabın tezi, herhangi bir modern İslami devlet kavramsallaştırmasının tabiatı gereği kendisiyle çelişeceğidir. Unutmamalıyız ki Müslümanlar bugün dünya nüfusunun beşte birini oluşturuyor ve madem ki modernite içinde yaşıyorlar, öyleyse modern projeyi de yaşıyorlar.”
Şehir ve Köy Hayal ve Gerçek
POPÜLİZMİN KÜRESEL YÜKSELİŞİ
“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek, popülizm üzerine çalışanlar için kriz nosyonunu daha detaylı biçimde tasvir eder. Üçüncü olarak, kriz performanslarının “halkı” tanımlamaya yardımcı olmasından dolayı performanslar “halk” düşmanlarını “elitler” ya da diğer azınlık grupları biçiminde tanımlayabilir ve popülistlere, “halkın” düşmanlarını hedef almalarını sağlayacak görünürde “tarafsız” bir gerekçe verir. Dördüncüsü, popülist aktörlerin kriz performansları sırasında atacakları adımları gösteren dünya çapındaki farklı popülizm örnekleriyle test edebilecek ve uygulanabilecek bir model sunar. Beşinci ve son olarak, popülistlerin kriz performanslarıyla genel olarak “kriz siyaseti” arasında farklar olduğunu gösterir.”
Popülizm, güncel siyaset tartışmalarında en çok gündem olan konulardan biridir. Kimi zaman araçsallığı dile getirilirken, kimi zaman da demokrasiye(!) olan zararları vurgulanıyor. Bütün bu tartışmaların yanında bir vakıa olarak popülizmi anlamak mümkün müdür? Popülizm, dünya çapında nasıl bu kadar hızlı bir biçimde yaygınlaştı? Popülizm gerçekten de demokrasi(!) için bir tehdit mi? Bu bağlamda Benjamin Moffitt, popülizm kavramını dünü ve bugünü itibariyle tartışmaya açarak ne’liğini ortaya koymaya çalışıyor. Yazar, doğru bir yaklaşım için çağdaş popülizmin yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguluyor zira klasik popülizmin “halk” ve “elit” şeklindeki ayrımı günümüzde medya ve siyasal iletişimin etkisiyle hızla değişip genişlemiştir. Bununla beraber yazara göre popülizmi bir şey olarak görmektense, icra edilen bir siyasi üslup olarak görmek gerekir.
Bu yazının devamı 203. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
203. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Bilgiçlikten Bilgeliğe İsyandan Tâate Bayağılıktan Zevk-i Selîme EĞİTİM
“Özetleyecek olursak geleneksel bir eğitimin bileşenleri şunlardır: varlık olarak hakikatin sırlarına giriş; gerçeklik ve vahdet doktrini ile birlik ve gerçekleştirme metodu; duanın ‘kurtarıcı gemisi’; ‘erdem’in’ ahlâki duyarlılığının geliştirilmesi ve estetik ‘güzellik’ duyarlılığı.
Çocuk Edebiyatına Büyükçe Meraklar
“İslam dünyası genel olarak bilimlerde ve teknolojide Batı karşısında geri kalmışlığın bedelini önce peyderpey sömürgeleşerek sonra da değerler krizine duçar olmakla ödemeye başlamıştır. Hala da bu kriz, bütün acımasızlığıyla Müslüman dünyayı kasıp kavurmaktadır.”
Kekemelik Zihinde Ve Kalptedir
“Şiddet bir ölçüde antropolojik, bir ölçüde siyasal ve kültürel ve hatta ontolojik bir sorun. Hele ki İslam dünyası ve Türkiye açısından şiddet kültürel kodlarımıza dek işlemiş olan, üstesinden gelmek şöyle dursun, sorunlarımızın çözümündeki neredeyse yegâne siyasal aracımız olan bir sorun.”
‘İslam’ Münakaşa Değil; ‘Mütalaa Edilmelidir’
“Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından, taarruzlarını halkın arasında yaşayan düzmece değerlere yönelttiler.”
Fütürizm Geleceğin Peşinde Ânın Yitimi
“Daha önce belirttiğimiz üzere bu kitabın tezi, herhangi bir modern İslami devlet kavramsallaştırmasının tabiatı gereği kendisiyle çelişeceğidir. Unutmamalıyız ki Müslümanlar bugün dünya nüfusunun beşte birini oluşturuyor ve madem ki modernite içinde yaşıyorlar, öyleyse modern projeyi de yaşıyorlar.”
Alışverişe devam et