“Özetleyecek olursak geleneksel bir eğitimin bileşenleri şunlardır: varlık olarak hakikatin sırlarına giriş; gerçeklik ve vahdet doktrini ile birlik ve gerçekleştirme metodu; duanın ‘kurtarıcı gemisi’; ‘erdem’in’ ahlâki duyarlılığının geliştirilmesi ve estetik ‘güzellik’ duyarlılığı. Bu, geleneğin vermeyi arzu ettiği hikmettir. Geleneğin aktarmayı arzuladığı bilgi, yalnızca dışsal şeylerden oluşmayıp ontolojiktir yani varlığımızın bir parçası olup varlığımızdan elde edilir. Geleneğin sunduğu dersler, kibirli bir biçimde parçanın bütün olduğunu iddia eden ve doğuştan kazanılan soylu hakkımızı -‘Cennetin Krallığı’nı, içte gömülü duran ilahi hazineyi- inkâr eden gerçekliğin sınırlı vizyonu için bir panzehirdir.’’
Emperyalist Batı tarafından doğrudan veya dolaylı olarak sömürüye maruz kalmış kadim geleneksel toplumlar, el an ciddi bir eğitim krizi içindedirler. Uzun yıllar Batı’nın bu tahrif ve tahkir edici sömürüsüne maruz kaldıktan sonra emperyalist Batı bu topraklardan ayrılmış ama ardında, hızla bulaşan ve bulaştığı her yeri aynılaştıran modernizasyon hastalığını bırakmıştır. Modernizasyonla kendine ve aslında kadim geleneklerine yabancılaşan bu toplumlar, ortaya çıkan eğitim boşluğunu da bir mukallit edasıyla Batılı öğretilerle doldurmaya başlamıştır. Kriz büyüktür ve her yerdedir. Kadim birikimden uzaklaşılmış ve belki de o bağ çoktan kopmuştur. Artık yeni hale ne eldeki modern eğitim çare olmaktadır ne de unutulmaya yüz tutmuş geleneksel eğitim… Kitap, bu sorunları hep birlikte yaşayan dünyanın farklı geleneksel toplumlarından, çeşitli yazarların yazılarından oluşan bir derlemedir. Kendi gelenekleri içindeki eğitim anlayışlarını, bunların tekrardan nasıl ihya edilebileceğini, modern eğitimin toplumlar üzerinde nasıl zararlar doğurduğu ve eğitimin amacının ne olduğu tartışılıyor. Eğitimle ilgili post-modern yayınların yoğun ve sürükleyici rüzgârının yanında karşılaştırma yapabilme açısından okunmaya değer bir eser.
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
“Dijital dünya devrimi/dijital kapitalizm sayesinde, artık toplumlarda gerçeklik algısı yitirilmiştir. 20. yüzyıldan 21’e girildiğinde, gerçeklik bütünüyle metalaşmış veya içinde yaşadığımız nesneler dünyası salt ‘meta’ya indirgenmiştir. Kapitalist medeniyetin impresyonist yaşama kültürü, burada gerçekliğe bir kez daha takla attırır.”
“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek,
“1905’de Japon filosu, Uzakdoğu’ya ulaşmak için dünyanın yarısını dolanıp gelen Rus donanmasının büyük bölümünü imha etti. Ortaçağ’dan beri ilk kez Avrupalı olmayan bir ülke, büyük bir savaşta bir Avrupa gücünü yenmişti. 1905’in sonunda Çinli komutan Sun
Bilgiçlikten Bilgeliğe İsyandan Tâate Bayağılıktan Zevk-i Selîme EĞİTİM
GELENEĞİN IŞIĞINDA EĞİTİM
“Özetleyecek olursak geleneksel bir eğitimin bileşenleri şunlardır: varlık olarak hakikatin sırlarına giriş; gerçeklik ve vahdet doktrini ile birlik ve gerçekleştirme metodu; duanın ‘kurtarıcı gemisi’; ‘erdem’in’ ahlâki duyarlılığının geliştirilmesi ve estetik ‘güzellik’ duyarlılığı. Bu, geleneğin vermeyi arzu ettiği hikmettir. Geleneğin aktarmayı arzuladığı bilgi, yalnızca dışsal şeylerden oluşmayıp ontolojiktir yani varlığımızın bir parçası olup varlığımızdan elde edilir. Geleneğin sunduğu dersler, kibirli bir biçimde parçanın bütün olduğunu iddia eden ve doğuştan kazanılan soylu hakkımızı -‘Cennetin Krallığı’nı, içte gömülü duran ilahi hazineyi- inkâr eden gerçekliğin sınırlı vizyonu için bir panzehirdir.’’
Emperyalist Batı tarafından doğrudan veya dolaylı olarak sömürüye maruz kalmış kadim geleneksel toplumlar, el an ciddi bir eğitim krizi içindedirler. Uzun yıllar Batı’nın bu tahrif ve tahkir edici sömürüsüne maruz kaldıktan sonra emperyalist Batı bu topraklardan ayrılmış ama ardında, hızla bulaşan ve bulaştığı her yeri aynılaştıran modernizasyon hastalığını bırakmıştır. Modernizasyonla kendine ve aslında kadim geleneklerine yabancılaşan bu toplumlar, ortaya çıkan eğitim boşluğunu da bir mukallit edasıyla Batılı öğretilerle doldurmaya başlamıştır. Kriz büyüktür ve her yerdedir. Kadim birikimden uzaklaşılmış ve belki de o bağ çoktan kopmuştur. Artık yeni hale ne eldeki modern eğitim çare olmaktadır ne de unutulmaya yüz tutmuş geleneksel eğitim… Kitap, bu sorunları hep birlikte yaşayan dünyanın farklı geleneksel toplumlarından, çeşitli yazarların yazılarından oluşan bir derlemedir. Kendi gelenekleri içindeki eğitim anlayışlarını, bunların tekrardan nasıl ihya edilebileceğini, modern eğitimin toplumlar üzerinde nasıl zararlar doğurduğu ve eğitimin amacının ne olduğu tartışılıyor. Eğitimle ilgili post-modern yayınların yoğun ve sürükleyici rüzgârının yanında karşılaştırma yapabilme açısından okunmaya değer bir eser.
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Akleden Kalbi Besleyen Cevher: GÜZELLİK
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
Gönüllü Fakirlik!
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
Ayartılmış Yığınlar Aydınlığa Çıkaracak Yollar
“Dijital dünya devrimi/dijital kapitalizm sayesinde, artık toplumlarda gerçeklik algısı yitirilmiştir. 20. yüzyıldan 21’e girildiğinde, gerçeklik bütünüyle metalaşmış veya içinde yaşadığımız nesneler dünyası salt ‘meta’ya indirgenmiştir. Kapitalist medeniyetin impresyonist yaşama kültürü, burada gerçekliğe bir kez daha takla attırır.”
Şehir ve Köy Hayal ve Gerçek
“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek,
Bir Üst Eylem Olarak ADANMA
“1905’de Japon filosu, Uzakdoğu’ya ulaşmak için dünyanın yarısını dolanıp gelen Rus donanmasının büyük bölümünü imha etti. Ortaçağ’dan beri ilk kez Avrupalı olmayan bir ülke, büyük bir savaşta bir Avrupa gücünü yenmişti. 1905’in sonunda Çinli komutan Sun
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.