“Özetleyecek olursak geleneksel bir eğitimin bileşenleri şunlardır: varlık olarak hakikatin sırlarına giriş; gerçeklik ve vahdet doktrini ile birlik ve gerçekleştirme metodu; duanın ‘kurtarıcı gemisi’; ‘erdem’in’ ahlâki duyarlılığının geliştirilmesi ve estetik ‘güzellik’ duyarlılığı. Bu, geleneğin vermeyi arzu ettiği hikmettir. Geleneğin aktarmayı arzuladığı bilgi, yalnızca dışsal şeylerden oluşmayıp ontolojiktir yani varlığımızın bir parçası olup varlığımızdan elde edilir. Geleneğin sunduğu dersler, kibirli bir biçimde parçanın bütün olduğunu iddia eden ve doğuştan kazanılan soylu hakkımızı -‘Cennetin Krallığı’nı, içte gömülü duran ilahi hazineyi- inkâr eden gerçekliğin sınırlı vizyonu için bir panzehirdir.’’
Emperyalist Batı tarafından doğrudan veya dolaylı olarak sömürüye maruz kalmış kadim geleneksel toplumlar, el an ciddi bir eğitim krizi içindedirler. Uzun yıllar Batı’nın bu tahrif ve tahkir edici sömürüsüne maruz kaldıktan sonra emperyalist Batı bu topraklardan ayrılmış ama ardında, hızla bulaşan ve bulaştığı her yeri aynılaştıran modernizasyon hastalığını bırakmıştır. Modernizasyonla kendine ve aslında kadim geleneklerine yabancılaşan bu toplumlar, ortaya çıkan eğitim boşluğunu da bir mukallit edasıyla Batılı öğretilerle doldurmaya başlamıştır. Kriz büyüktür ve her yerdedir. Kadim birikimden uzaklaşılmış ve belki de o bağ çoktan kopmuştur. Artık yeni hale ne eldeki modern eğitim çare olmaktadır ne de unutulmaya yüz tutmuş geleneksel eğitim… Kitap, bu sorunları hep birlikte yaşayan dünyanın farklı geleneksel toplumlarından, çeşitli yazarların yazılarından oluşan bir derlemedir. Kendi gelenekleri içindeki eğitim anlayışlarını, bunların tekrardan nasıl ihya edilebileceğini, modern eğitimin toplumlar üzerinde nasıl zararlar doğurduğu ve eğitimin amacının ne olduğu tartışılıyor. Eğitimle ilgili post-modern yayınların yoğun ve sürükleyici rüzgârının yanında karşılaştırma yapabilme açısından okunmaya değer bir eser.
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Özelikle Kur’an ile ilgili olarak Müslümanların -okumamak için- bahaneleri; ‘Kur’an’ın anlaşılamayacağı’ şeklinde olmuştur. Önemli başka bir tartışma da, ‘Akıl, nakil çatışması’ üzerindedir. Ne anlaşılamama ne de çatışma konusu; Kur’an’dan kaynaklanan sorunlar değildir.”
“Edward Said, entelektüeli, bir müçtehit olarak görüyor ve ondan içtihat yapmasını bekliyor; tabii ki entelektüel bir bakışla… Her ne kadar İslam’ın din olduğundan söz etse bile laik entelektüel zihni gereği İslam’ı bir “düşünce” olarak algılıyor.”
“ Kendileri her ne kadar bu adı kullanmasa da bizim “roman”(novel, yeni şey)adını verdiğimiz tür neden bu dönemde ve burada (Londra’da) ortaya çıktı? Bu sorunun yanıtı, romanın yükselişinin kapitalizmin yükselişiyle aynı zamanda ve aynı yerde gerçekleşmiş olmasıdır.”
“Müslümanların birlik içinde olduğu inancı da tarihi temelleri bulunmayan bir yanılgıdır. Hatta bunun tam tersi doğrudur; şöyle ki, aslında sömürgeciliğin yarattığı kötü koşulların saikiyle Müslümanlar arasında küresel bir
“Dijital dünya devrimi/dijital kapitalizm sayesinde, artık toplumlarda gerçeklik algısı yitirilmiştir. 20. yüzyıldan 21’e girildiğinde, gerçeklik bütünüyle metalaşmış veya içinde yaşadığımız nesneler dünyası salt ‘meta’ya indirgenmiştir. Kapitalist medeniyetin impresyonist yaşama kültürü, burada gerçekliğe bir kez daha takla attırır.”
Bilgiçlikten Bilgeliğe İsyandan Tâate Bayağılıktan Zevk-i Selîme EĞİTİM
GELENEĞİN IŞIĞINDA EĞİTİM
“Özetleyecek olursak geleneksel bir eğitimin bileşenleri şunlardır: varlık olarak hakikatin sırlarına giriş; gerçeklik ve vahdet doktrini ile birlik ve gerçekleştirme metodu; duanın ‘kurtarıcı gemisi’; ‘erdem’in’ ahlâki duyarlılığının geliştirilmesi ve estetik ‘güzellik’ duyarlılığı. Bu, geleneğin vermeyi arzu ettiği hikmettir. Geleneğin aktarmayı arzuladığı bilgi, yalnızca dışsal şeylerden oluşmayıp ontolojiktir yani varlığımızın bir parçası olup varlığımızdan elde edilir. Geleneğin sunduğu dersler, kibirli bir biçimde parçanın bütün olduğunu iddia eden ve doğuştan kazanılan soylu hakkımızı -‘Cennetin Krallığı’nı, içte gömülü duran ilahi hazineyi- inkâr eden gerçekliğin sınırlı vizyonu için bir panzehirdir.’’
Emperyalist Batı tarafından doğrudan veya dolaylı olarak sömürüye maruz kalmış kadim geleneksel toplumlar, el an ciddi bir eğitim krizi içindedirler. Uzun yıllar Batı’nın bu tahrif ve tahkir edici sömürüsüne maruz kaldıktan sonra emperyalist Batı bu topraklardan ayrılmış ama ardında, hızla bulaşan ve bulaştığı her yeri aynılaştıran modernizasyon hastalığını bırakmıştır. Modernizasyonla kendine ve aslında kadim geleneklerine yabancılaşan bu toplumlar, ortaya çıkan eğitim boşluğunu da bir mukallit edasıyla Batılı öğretilerle doldurmaya başlamıştır. Kriz büyüktür ve her yerdedir. Kadim birikimden uzaklaşılmış ve belki de o bağ çoktan kopmuştur. Artık yeni hale ne eldeki modern eğitim çare olmaktadır ne de unutulmaya yüz tutmuş geleneksel eğitim… Kitap, bu sorunları hep birlikte yaşayan dünyanın farklı geleneksel toplumlarından, çeşitli yazarların yazılarından oluşan bir derlemedir. Kendi gelenekleri içindeki eğitim anlayışlarını, bunların tekrardan nasıl ihya edilebileceğini, modern eğitimin toplumlar üzerinde nasıl zararlar doğurduğu ve eğitimin amacının ne olduğu tartışılıyor. Eğitimle ilgili post-modern yayınların yoğun ve sürükleyici rüzgârının yanında karşılaştırma yapabilme açısından okunmaya değer bir eser.
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Efendim Şartlar Böyle!
“Özelikle Kur’an ile ilgili olarak Müslümanların -okumamak için- bahaneleri; ‘Kur’an’ın anlaşılamayacağı’ şeklinde olmuştur. Önemli başka bir tartışma da, ‘Akıl, nakil çatışması’ üzerindedir. Ne anlaşılamama ne de çatışma konusu; Kur’an’dan kaynaklanan sorunlar değildir.”
PANOPTİKON’UN EVRİMİ -Değişen Gözetim Aygıtlarının Gölgesinde Varolmanın İmkânı-
“Edward Said, entelektüeli, bir müçtehit olarak görüyor ve ondan içtihat yapmasını bekliyor; tabii ki entelektüel bir bakışla… Her ne kadar İslam’ın din olduğundan söz etse bile laik entelektüel zihni gereği İslam’ı bir “düşünce” olarak algılıyor.”
İmaja Sığınmak Hikmet Ve Hakikatten Yoksun ‘Hükmetme’ Arzusu
“ Kendileri her ne kadar bu adı kullanmasa da bizim “roman”(novel, yeni şey)adını verdiğimiz tür neden bu dönemde ve burada (Londra’da) ortaya çıktı? Bu sorunun yanıtı, romanın yükselişinin kapitalizmin yükselişiyle aynı zamanda ve aynı yerde gerçekleşmiş olmasıdır.”
İslam’ın Düşük Düzeyde Temsili (!) Dil, Zihin ve Ufuk Daralması
“Müslümanların birlik içinde olduğu inancı da tarihi temelleri bulunmayan bir yanılgıdır. Hatta bunun tam tersi doğrudur; şöyle ki, aslında sömürgeciliğin yarattığı kötü koşulların saikiyle Müslümanlar arasında küresel bir
Ayartılmış Yığınlar Aydınlığa Çıkaracak Yollar
“Dijital dünya devrimi/dijital kapitalizm sayesinde, artık toplumlarda gerçeklik algısı yitirilmiştir. 20. yüzyıldan 21’e girildiğinde, gerçeklik bütünüyle metalaşmış veya içinde yaşadığımız nesneler dünyası salt ‘meta’ya indirgenmiştir. Kapitalist medeniyetin impresyonist yaşama kültürü, burada gerçekliğe bir kez daha takla attırır.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.