Özgür mü olmak istiyorsunuz? O halde başınız bağlı olmamalı birilerine ve beklentiniz olmamalı kimseden. Beklentileriniz kimden ve ne kadar yüksek ise; “O”na karşı o oranda boynu bükük, mahkûm ve kulsunuz demektir.
Bu sebeple özgün olmanın tek yolu vardır insan için, Allah’a, sadece Allah’a bağlı olmak ve sadece ondan ummak… İşte o zaman hiç kimseden pervası olmayan, başı dik, alnı açık, eğip bükmeyen, kekelemeyen, özü sözü bir sağlam karakter çıkar ortaya.
Allah’a bağlandıkça, boyun büküp eşiğine yüz sürdükçe, büyür, yücelir, onurlanır, özgürlüğün tadına varır insan, para-pul, şan-şöhret, makam-mevki onurunu satın alamaz insanın.
Allah’tan başkasına bağlanmak ve O’ndan başkasından ummak… İnsanın haysiyetini, fikir ve ifade özgürlüğünü teslim alan iki önemli olgudur; Esasen, sonuçta aynı kapıya çıkan bir karakter bozukluğunun iki temel sebebidir bunlar.
Allah’tan gayri her kime ve neye angaje olursanız olun; kişilik zaafı kaçınılmazdır. Bu şey; bir grup, cemaat, tarikat, ağabey, hoca, şeyh hiç fark etmez; Şayet bunlardan birine başınızı bağladıysanız eğer, size özgü kayda değer bir kişiliğiniz kalmadı demektir. Başınızın bağlı bulunduğu o cemaat, tarikat, ağabey ya da şeyhin genel fikriyatı ve de gidişatı, sizin fikriyatınızı ve gidişatınızı belirler hale gelmiştir. Artık aklınız pek işe yaramayacak tefekküre, fikir üretmeye ihtiyacınız kalmayacaktır.
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
Başı Bağlı Olan Kekeme Olur
Özgür mü olmak istiyorsunuz? O halde başınız bağlı olmamalı birilerine ve beklentiniz olmamalı kimseden. Beklentileriniz kimden ve ne kadar yüksek ise; “O”na karşı o oranda boynu bükük, mahkûm ve kulsunuz demektir.
Bu sebeple özgün olmanın tek yolu vardır insan için, Allah’a, sadece Allah’a bağlı olmak ve sadece ondan ummak… İşte o zaman hiç kimseden pervası olmayan, başı dik, alnı açık, eğip bükmeyen, kekelemeyen, özü sözü bir sağlam karakter çıkar ortaya.
Allah’a bağlandıkça, boyun büküp eşiğine yüz sürdükçe, büyür, yücelir, onurlanır, özgürlüğün tadına varır insan, para-pul, şan-şöhret, makam-mevki onurunu satın alamaz insanın.
Allah’tan başkasına bağlanmak ve O’ndan başkasından ummak… İnsanın haysiyetini, fikir ve ifade özgürlüğünü teslim alan iki önemli olgudur; Esasen, sonuçta aynı kapıya çıkan bir karakter bozukluğunun iki temel sebebidir bunlar.
Allah’tan gayri her kime ve neye angaje olursanız olun; kişilik zaafı kaçınılmazdır. Bu şey; bir grup, cemaat, tarikat, ağabey, hoca, şeyh hiç fark etmez; Şayet bunlardan birine başınızı bağladıysanız eğer, size özgü kayda değer bir kişiliğiniz kalmadı demektir. Başınızın bağlı bulunduğu o cemaat, tarikat, ağabey ya da şeyhin genel fikriyatı ve de gidişatı, sizin fikriyatınızı ve gidişatınızı belirler hale gelmiştir. Artık aklınız pek işe yaramayacak tefekküre, fikir üretmeye ihtiyacınız kalmayacaktır.
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
179. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İmtihandan Çıkış
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
“Eller Ne Derse Desin, Kullar Kader Yazamaz”
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Tevbe Hayat Yolunun Neresindedir?
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
Kuzum Ayıp mı Çalışmak Günah mı Yük Taşımak
Bütün günahlar boşlukları doldurma çabalarıdır.
Pencere Değiştikçe Manzara Değişir
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
Alışverişe devam et