ENTELEKTÜEL; “DOĞRU’YU SÖYLEMEK” Abdurrahman Arslan: Konuşmamız entelektüel üzerine olduğuna göre belki de en iyisi onun biraz kökeni üzerinde durmalıyız. Antik dönemi hariç tutarsak Hristiyanlık sonrasının Batı’sında nevzuhur bir hususiyete sahiptir. Bunun yanında da daha sonra da İslam’daki ilim ehli ile entelektüel dediğimiz aktör arasında bir ayrım yapmamız gerektiğini; İslam’da entelektüelden ziyade ilim ehlinin rolünün ve yerinin olduğunu söyleyeceğim. Bunun sebebi entelektüelin Müslüman da olsa temsil ettiği bilgiyle alakalıdır. Entelektüel, Batı’nın dinî/tarihsel evreninde ortaya çıkıyor. Antik dönemin filozoflarını hariç tutarsak, Batı’da entelektüelin doğup gelişme gösterdiği dönem yaklaşık on iki asırdan itibarendir. Adı daha konulmamış olsa bile “Üniversitas”ın kuruluşuyla başlatabiliriz. Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa...
Bu yazının devamı
179. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Muhafazakârlık nedir, neyi muhafaza eder? Ya da nasıl muhafaza eder, neye karşı muhafaza eder? Aslında muhafaza edilmeli mi? Bir ideoloji veya değil, bir siyasal tepki veya değil, bir alışkanlık veya değil ama en az iki asırdır etkin olan bu güç neyin nesi? Muhafazakârlığın kültüre, siyasete ve gündelik yaşama etkileri nelerdir?
Adalet kavramı, tarih boyunca anlaşılmaya çalışılmış, üzerinde çokça konuşulmuş, bununla birlikte kalıba sığmayan yönüyle tanımları delip geçmiş bir kavramdır. Bizler de ele avuca sığmayan, hayatımızı şekillendirmesi gereken adalet kavramını anlamak adına siyaset bilimci Ahmet Okumuş hocaya sorularımızı ilettik.
Çok çarpıcı bir kavrama dikkat çekiyorsunuz: ‘Tarihsizlik’… İslam Dünyası Fikri kitabınız, ‘tarihsizliğin’ uzantısı olarak ortaya çıkan bir kavram olan İslam Dünyası ve bu kavram çerçevesince oluşmuş bir kavramlar kümesine işaret ediyor.
Meşru kavramına iki şeklide bakabiliriz. İlk olarak felsefi zeminde kavrama bakılabilir. Bir şeyi haklı görmek için gerekçeler ortaya koyma, bir şeye rıza gösterilmesi için gerekçeler ortaya koyma, nedenler gösterme.
İktidar denince günlük hayatta umarsızca tüketilen, her yerde ve her ortamda konuşulan, herkesin üzerine bir şeyler söylediğini zannettiği, dillere pelesenk olmuş bir kavram beliriyor akılda. Peki, bu kadar konuşulan ve güya bilinen iktidar hakkında gerçekten ne biliyoruz? Nedir aslında iktidar denen şey? Geçmişten günümüze nasıl var olmuştur?
İktidarın Soykütükleri
Röportaj: Sümeyye Zeynep Kırbaşoğlu
ENTELEKTÜEL; “DOĞRU’YU SÖYLEMEK” Abdurrahman Arslan: Konuşmamız entelektüel üzerine olduğuna göre belki de en iyisi onun biraz kökeni üzerinde durmalıyız. Antik dönemi hariç tutarsak Hristiyanlık sonrasının Batı’sında nevzuhur bir hususiyete sahiptir. Bunun yanında da daha sonra da İslam’daki ilim ehli ile entelektüel dediğimiz aktör arasında bir ayrım yapmamız gerektiğini; İslam’da entelektüelden ziyade ilim ehlinin rolünün ve yerinin olduğunu söyleyeceğim. Bunun sebebi entelektüelin Müslüman da olsa temsil ettiği bilgiyle alakalıdır. Entelektüel, Batı’nın dinî/tarihsel evreninde ortaya çıkıyor. Antik dönemin filozoflarını hariç tutarsak, Batı’da entelektüelin doğup gelişme gösterdiği dönem yaklaşık on iki asırdan itibarendir. Adı daha konulmamış olsa bile “Üniversitas”ın kuruluşuyla başlatabiliriz. Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa...
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Muhafazakârlık Üzerine
Muhafazakârlık nedir, neyi muhafaza eder? Ya da nasıl muhafaza eder, neye karşı muhafaza eder? Aslında muhafaza edilmeli mi? Bir ideoloji veya değil, bir siyasal tepki veya değil, bir alışkanlık veya değil ama en az iki asırdır etkin olan bu güç neyin nesi? Muhafazakârlığın kültüre, siyasete ve gündelik yaşama etkileri nelerdir?
Bir Teyakkuz Hali Olarak ‘Adalet’ Üzerine
Adalet kavramı, tarih boyunca anlaşılmaya çalışılmış, üzerinde çokça konuşulmuş, bununla birlikte kalıba sığmayan yönüyle tanımları delip geçmiş bir kavramdır. Bizler de ele avuca sığmayan, hayatımızı şekillendirmesi gereken adalet kavramını anlamak adına siyaset bilimci Ahmet Okumuş hocaya sorularımızı ilettik.
Dilin, Zihnin ve Ufkun Değişmesi Meselesi Üzerine
Çok çarpıcı bir kavrama dikkat çekiyorsunuz: ‘Tarihsizlik’… İslam Dünyası Fikri kitabınız, ‘tarihsizliğin’ uzantısı olarak ortaya çıkan bir kavram olan İslam Dünyası ve bu kavram çerçevesince oluşmuş bir kavramlar kümesine işaret ediyor.
Meşruluğun Değişim ve Dönüşümü Üzerine
Meşru kavramına iki şeklide bakabiliriz. İlk olarak felsefi zeminde kavrama bakılabilir. Bir şeyi haklı görmek için gerekçeler ortaya koyma, bir şeye rıza gösterilmesi için gerekçeler ortaya koyma, nedenler gösterme.
“İktidar” Üzerine
İktidar denince günlük hayatta umarsızca tüketilen, her yerde ve her ortamda konuşulan, herkesin üzerine bir şeyler söylediğini zannettiği, dillere pelesenk olmuş bir kavram beliriyor akılda. Peki, bu kadar konuşulan ve güya bilinen iktidar hakkında gerçekten ne biliyoruz? Nedir aslında iktidar denen şey? Geçmişten günümüze nasıl var olmuştur?