“Göklerin ve yeriğn yaratılışı üzerinde düşünürler. Rabbimiz, elbette sen bütün bunları boşuna yaratmadın; sen bütün eksikliklerden uzak ve yücesin; bizi cehennem azabından koru(derler).”
Âl-i İmrân, 191
“İyi yaşamak, iyi hayat geçirmek için iyi hayatın ne olduğunu ve iş bu hayatta ne gibi şeyler yapmak, neleri yapmamak ve nelerden sakınmak gerektiğini anlamak gerekir. Bütün milletlerin en âlim, derin bilgi sahipleri, en feylesof ve en iyi hayat geçiren insanları, yeryüzündeki meseleleri her asırda bütün insanlara ve bütün âleme anlattılar, öğrettiler. İşte bu âlim, faziletli ilim ehli ve bilgili tefekkür sahibi olan bu büyük adamların tüm öğrettikleri esaslı bir noktada toplanmaktadır. Bütün insanlar için, insan hayatının ne olduğu [anlamı] ve bu hayatı nasıl sürdürmek gerektiği hakkındaki tüm bilgi ve dersler, gerçekçi hakiki bir iman ve itikada ve dîn[e işaret etmekte]dir.”
L. N. Tolstoy, İmân ve İtikâd
‘Hakikat’ ve ‘Bilgi’ Üzerine Kısa Bir Mülâhaza
İnsan ekmekle doyar, hakikatle yaşar. Hakikate dair sorularını artırdığı ve ona adım adım yaklaştığı oranda yaşamına nitelik katar, gerçek saadeti bulur.
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Modern dönem öncesinde meşruluğun ölçütü adaletti. Bir şeyin âdil olması onu meşru kılıyordu. Yunan filozoflarında bu husus felsefe üzerinden şekillenmiş, Hristiyan Batı düşüncesinde ise bu adalet mefhumu Tanrı’ya dayandırılarak okunmuştur. Modern döneme kadar bir şeyin meşru olması için o şeyin âdil olması gerekmekteydi. Burada egemen gücün kavramı belirleyişini görmek mümkündür.
Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda… Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler …
Bugün zamanın ruhu hâline gelmiş olan değerler daha çok modern Batıda üretilmiş değerlerdir. Tüm dünyayı bir şekilde etkileyen bu değerler ise kapitalizmi üretmiştir. Kapitalizm de büyük bir sömürü düzenini. Sömürü ve kapitalizm birbirini besleyip büyüten iki kardeş gibidir. Bunun sonucu tatminsiz ruhlar, bedeninden memnun olmayan insanlar, tüketimde sınır tanımayan kitlelerdir. Çalışmak, tüketmekten başka bir şey düşünmeyen, değerlerinden uzaklaşmış, eğlence ve hazzı amaç edinmiş bir nesil hep hâkim paradigmanın eseridir.
Konuşulması istenen şeyde ancak bir şey konuşturulmaktadır. Söz konusu konuşulan bu bir şey, başkasıdır. Bir şeyin önüne çıkarılan başkası, insan olarak “Ben” olmanın önüne çıkarılan “Ben olmayan”dır, dolayısıyla insan olarak insan olduğunun bilincine varmayandır.
Kibrin ve Şiddetin ‘Yöntemine’ Karşı Bilgi, Hakikat ve Tevhidin Ontolojisi Üzerine Düşünceler
“Göklerin ve yeriğn yaratılışı üzerinde düşünürler. Rabbimiz, elbette sen bütün bunları boşuna yaratmadın; sen bütün eksikliklerden uzak ve yücesin; bizi cehennem azabından koru(derler).”
Âl-i İmrân, 191
“İyi yaşamak, iyi hayat geçirmek için iyi hayatın ne olduğunu ve iş bu hayatta ne gibi şeyler yapmak, neleri yapmamak ve nelerden sakınmak gerektiğini anlamak gerekir. Bütün milletlerin en âlim, derin bilgi sahipleri, en feylesof ve en iyi hayat geçiren insanları, yeryüzündeki meseleleri her asırda bütün insanlara ve bütün âleme anlattılar, öğrettiler. İşte bu âlim, faziletli ilim ehli ve bilgili tefekkür sahibi olan bu büyük adamların tüm öğrettikleri esaslı bir noktada toplanmaktadır. Bütün insanlar için, insan hayatının ne olduğu [anlamı] ve bu hayatı nasıl sürdürmek gerektiği hakkındaki tüm bilgi ve dersler, gerçekçi hakiki bir iman ve itikada ve dîn[e işaret etmekte]dir.”
L. N. Tolstoy, İmân ve İtikâd
‘Hakikat’ ve ‘Bilgi’ Üzerine Kısa Bir Mülâhaza
İnsan ekmekle doyar, hakikatle yaşar. Hakikate dair sorularını artırdığı ve ona adım adım yaklaştığı oranda yaşamına nitelik katar, gerçek saadeti bulur.
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yasal Olanın Meşruluğundan Adil Olanın Meşruluğuna
Modern dönem öncesinde meşruluğun ölçütü adaletti. Bir şeyin âdil olması onu meşru kılıyordu. Yunan filozoflarında bu husus felsefe üzerinden şekillenmiş, Hristiyan Batı düşüncesinde ise bu adalet mefhumu Tanrı’ya dayandırılarak okunmuştur. Modern döneme kadar bir şeyin meşru olması için o şeyin âdil olması gerekmekteydi. Burada egemen gücün kavramı belirleyişini görmek mümkündür.
Kurulu Sistemlerin Truva Atı Olmak
Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda… Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler …
Zamanın Ruhunu İnşa Edebilmek
Bugün zamanın ruhu hâline gelmiş olan değerler daha çok modern Batıda üretilmiş değerlerdir. Tüm dünyayı bir şekilde etkileyen bu değerler ise kapitalizmi üretmiştir. Kapitalizm de büyük bir sömürü düzenini. Sömürü ve kapitalizm birbirini besleyip büyüten iki kardeş gibidir. Bunun sonucu tatminsiz ruhlar, bedeninden memnun olmayan insanlar, tüketimde sınır tanımayan kitlelerdir. Çalışmak, tüketmekten başka bir şey düşünmeyen, değerlerinden uzaklaşmış, eğlence ve hazzı amaç edinmiş bir nesil hep hâkim paradigmanın eseridir.
Hukukun Profesyonelleşmesi ve Yabancılaşma: İbn Haldun’un Devlet Kuramından Bir Okuma
Bu yazı, İbn Haldun’un umran bilimi (beşerî bilimler/humanities) ve asabiyye kuramı çerçevesinde hukukun profesyonelleşmesi sorununu ele almaktadır.
Olumsuzun Keşfi
Konuşulması istenen şeyde ancak bir şey konuşturulmaktadır. Söz konusu konuşulan bu bir şey, başkasıdır. Bir şeyin önüne çıkarılan başkası, insan olarak “Ben” olmanın önüne çıkarılan “Ben olmayan”dır, dolayısıyla insan olarak insan olduğunun bilincine varmayandır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.