“Göklerin ve yeriğn yaratılışı üzerinde düşünürler. Rabbimiz, elbette sen bütün bunları boşuna yaratmadın; sen bütün eksikliklerden uzak ve yücesin; bizi cehennem azabından koru(derler).”
Âl-i İmrân, 191
“İyi yaşamak, iyi hayat geçirmek için iyi hayatın ne olduğunu ve iş bu hayatta ne gibi şeyler yapmak, neleri yapmamak ve nelerden sakınmak gerektiğini anlamak gerekir. Bütün milletlerin en âlim, derin bilgi sahipleri, en feylesof ve en iyi hayat geçiren insanları, yeryüzündeki meseleleri her asırda bütün insanlara ve bütün âleme anlattılar, öğrettiler. İşte bu âlim, faziletli ilim ehli ve bilgili tefekkür sahibi olan bu büyük adamların tüm öğrettikleri esaslı bir noktada toplanmaktadır. Bütün insanlar için, insan hayatının ne olduğu [anlamı] ve bu hayatı nasıl sürdürmek gerektiği hakkındaki tüm bilgi ve dersler, gerçekçi hakiki bir iman ve itikada ve dîn[e işaret etmekte]dir.”
L. N. Tolstoy, İmân ve İtikâd
‘Hakikat’ ve ‘Bilgi’ Üzerine Kısa Bir Mülâhaza
İnsan ekmekle doyar, hakikatle yaşar. Hakikate dair sorularını artırdığı ve ona adım adım yaklaştığı oranda yaşamına nitelik katar, gerçek saadeti bulur.
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
Özellikle Batı’da yaşayan Müslüman topluluklar, çokkültürlü toplumlarda dinin nasıl yorumlanacağına dair yeni içtihatlara ihtiyaç duymakta ve bu bağlamda içtihat meselesi güncelliğini korumaktadır. Dolayısıyla içtihat sorunu, yalnızca fıkhi bir mesele olmaktan çıkıp çağdaş Müslüman kimliğinin inşasında da merkezi bir rol oynamaktadır.
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
Jeremy Bentham’ın ortaya attığı kavram bir hapishane inşası ya da toplum mimarisi iken, Foucault’da bu modern devletin ıslah ediciliğinde belirgin bir unsur olarak karşımıza çıkar. Modern devletleri, hükümran devletlerden ayıran en önemli unsur toplumun ıslah etme biçimleridir.
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
Kibrin ve Şiddetin ‘Yöntemine’ Karşı Bilgi, Hakikat ve Tevhidin Ontolojisi Üzerine Düşünceler
“Göklerin ve yeriğn yaratılışı üzerinde düşünürler. Rabbimiz, elbette sen bütün bunları boşuna yaratmadın; sen bütün eksikliklerden uzak ve yücesin; bizi cehennem azabından koru(derler).”
Âl-i İmrân, 191
“İyi yaşamak, iyi hayat geçirmek için iyi hayatın ne olduğunu ve iş bu hayatta ne gibi şeyler yapmak, neleri yapmamak ve nelerden sakınmak gerektiğini anlamak gerekir. Bütün milletlerin en âlim, derin bilgi sahipleri, en feylesof ve en iyi hayat geçiren insanları, yeryüzündeki meseleleri her asırda bütün insanlara ve bütün âleme anlattılar, öğrettiler. İşte bu âlim, faziletli ilim ehli ve bilgili tefekkür sahibi olan bu büyük adamların tüm öğrettikleri esaslı bir noktada toplanmaktadır. Bütün insanlar için, insan hayatının ne olduğu [anlamı] ve bu hayatı nasıl sürdürmek gerektiği hakkındaki tüm bilgi ve dersler, gerçekçi hakiki bir iman ve itikada ve dîn[e işaret etmekte]dir.”
L. N. Tolstoy, İmân ve İtikâd
‘Hakikat’ ve ‘Bilgi’ Üzerine Kısa Bir Mülâhaza
İnsan ekmekle doyar, hakikatle yaşar. Hakikate dair sorularını artırdığı ve ona adım adım yaklaştığı oranda yaşamına nitelik katar, gerçek saadeti bulur.
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hukuk ve Ahlak Arasındaki Normsal İlişki
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
İslam’da Yenilenme Kapısı Olarak İçtihat Üzerine Düşünceler
Özellikle Batı’da yaşayan Müslüman topluluklar, çokkültürlü toplumlarda dinin nasıl yorumlanacağına dair yeni içtihatlara ihtiyaç duymakta ve bu bağlamda içtihat meselesi güncelliğini korumaktadır. Dolayısıyla içtihat sorunu, yalnızca fıkhi bir mesele olmaktan çıkıp çağdaş Müslüman kimliğinin inşasında da merkezi bir rol oynamaktadır.
Zihniyet Daralması Karşısında Islahı Yeniden Kuşanmak
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
Sömürgecilik, Apartheid, Panoptikon, İktidar ve Barbarları Beklerken
Jeremy Bentham’ın ortaya attığı kavram bir hapishane inşası ya da toplum mimarisi iken, Foucault’da bu modern devletin ıslah ediciliğinde belirgin bir unsur olarak karşımıza çıkar. Modern devletleri, hükümran devletlerden ayıran en önemli unsur toplumun ıslah etme biçimleridir.
Modern Mitoslar Ya Da Çağdaş Hurafeler
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.