Kendi nefsimize karşı pek koruyucu olan duyarlılığımızla, hayata dair bütün evrensel değerleri yalnızca kendimize yakıştırıp topladığımız ve bizim dışımızda elle tutulur hiçbir gerçeğin olmadığı kanaatini taşıyan tasavvurlarımızla acaba bizler, gerçekte Kur’an rûhunun beslediği islâmî bir hayatın ne kadar içindeyiz? Zira bugün Müslümanların yaşama biçimlerini besleyen algılama tarzlarına dikkat ettiğinizde, onların gerçek bir hayatı değil, kırık dökük ve parçalanmış şahsiyetlerini rahatlatacak düzenleri aradıklarını görürsünüz. Öyle ya! Kimsenin kimseyi kendisine denk görmediği ve herkesin kendisinde, kaypakça itiraz yolları arasa bile aslında mükemmellik vehmettiği bir platoda bireyin ortaya koyduğu kanaatler eğer uğursuz bir düş’ün yorumu değilse, ne olduğunu gerçekten anlamak zorundayız. Anlamak zorundayız, zira müslüman’ın bu hâlinde gerçekler önünde hîleli düşen ve biraz da lekeli görünen tarafı öne çıkmaktadır. Çünkü hangi tarafa baksanız, hepsi soylu bir îmanın, asaletin, cesaretin ve kulluk bilincinin kılavuzluğunu yapan içi boş sahte kalabalıklarla dolu. İşte bu yüzden anlamalıyız, bizler neredeyiz ve islami objeler nerededir? Ve işte yine bu yüzden anlamalıyız; gıybetten, sû-i zanna ve riya’nın her türlü vecîzesine ayak uydurabilen kalabalıklar kendilerini nasıl bir ruh hâletiyle islamî temizliğin içinde görmektedirler? Ve işte yine bu yüzden anlamalıyız; bomboş ve ülküsüz yaşayıp dururken bize kudret hissini veren sahtelikler nelerdir? Ve yine anlamalıyız ki; hayaller ve masallarla gönlümüzü doldururken nasıl oluyor da hayata mânâlar kazandırdığımızı söyleyebiliyoruz, nasıl?!.
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Ahlâk; bireysel hayattan toplum hayatına, cinsel hayattan aile hayatına, ilimden sanata, devlet yönetiminden uluslararası ilişkilere, savaş hukukuna kadar hayatın her alanını kapsayıp bu alanlara yön veren, erdem ve fazilet olarak kabul edilebilecek her türlü düşünce ve davranışın genel adıdır.
Sağlığın en temel manipülasyonu herkesin bir şekilde hasta olduğu ya da hasta olmaya çok müsait olduğunu vurgulamak üzerine kuruludur. Burada gerçek acılardan çok, bilimsel verilere dayandırılmış sentetik semptomlar söz konusudur. Nitekim bilimin kendisi olanca çelişki ve muğlaklığına rağmen mutlaklaştırılıyor.
Türkiye’de, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, dinin kültürel, sosyal, sınıfsal, ekonomik birçok görüngülerine hayatın giriftliği ve karmaşası içinde tanıklık etmeyi sürdürmekteyiz. Zaten evrensel düzeyde “hayat”la ilintisini tüm geri çektirme çabalarına rağmen ısrarla vurgulayan din, değişimin çok farklı boyutlarında adından söz ettirdiği gibi, bundan sonra da hayattan geri dönen tüm yanlışların müracaat edeceği yegane adres olarak …
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Silinmemiş Bir Hayâl’in Adı: Bektaş
Kendi nefsimize karşı pek koruyucu olan duyarlılığımızla, hayata dair bütün evrensel değerleri yalnızca kendimize yakıştırıp topladığımız ve bizim dışımızda elle tutulur hiçbir gerçeğin olmadığı kanaatini taşıyan tasavvurlarımızla acaba bizler, gerçekte Kur’an rûhunun beslediği islâmî bir hayatın ne kadar içindeyiz? Zira bugün Müslümanların yaşama biçimlerini besleyen algılama tarzlarına dikkat ettiğinizde, onların gerçek bir hayatı değil, kırık dökük ve parçalanmış şahsiyetlerini rahatlatacak düzenleri aradıklarını görürsünüz. Öyle ya! Kimsenin kimseyi kendisine denk görmediği ve herkesin kendisinde, kaypakça itiraz yolları arasa bile aslında mükemmellik vehmettiği bir platoda bireyin ortaya koyduğu kanaatler eğer uğursuz bir düş’ün yorumu değilse, ne olduğunu gerçekten anlamak zorundayız. Anlamak zorundayız, zira müslüman’ın bu hâlinde gerçekler önünde hîleli düşen ve biraz da lekeli görünen tarafı öne çıkmaktadır. Çünkü hangi tarafa baksanız, hepsi soylu bir îmanın, asaletin, cesaretin ve kulluk bilincinin kılavuzluğunu yapan içi boş sahte kalabalıklarla dolu. İşte bu yüzden anlamalıyız, bizler neredeyiz ve islami objeler nerededir? Ve işte yine bu yüzden anlamalıyız; gıybetten, sû-i zanna ve riya’nın her türlü vecîzesine ayak uydurabilen kalabalıklar kendilerini nasıl bir ruh hâletiyle islamî temizliğin içinde görmektedirler? Ve işte yine bu yüzden anlamalıyız; bomboş ve ülküsüz yaşayıp dururken bize kudret hissini veren sahtelikler nelerdir? Ve yine anlamalıyız ki; hayaller ve masallarla gönlümüzü doldururken nasıl oluyor da hayata mânâlar kazandırdığımızı söyleyebiliyoruz, nasıl?!.
Bu yazının devamı 180. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
180. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Yönetilen Algı, Kaçak/Homodijitus ve Sığınak/Metaverse
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Ahlâkın Neliği Üzerine
Ahlâk; bireysel hayattan toplum hayatına, cinsel hayattan aile hayatına, ilimden sanata, devlet yönetiminden uluslararası ilişkilere, savaş hukukuna kadar hayatın her alanını kapsayıp bu alanlara yön veren, erdem ve fazilet olarak kabul edilebilecek her türlü düşünce ve davranışın genel adıdır.
Sağlığın Manipülasyonu: İyileşmeye Çalışmak Nasıl Kötüleştirir?
Sağlığın en temel manipülasyonu herkesin bir şekilde hasta olduğu ya da hasta olmaya çok müsait olduğunu vurgulamak üzerine kuruludur. Burada gerçek acılardan çok, bilimsel verilere dayandırılmış sentetik semptomlar söz konusudur. Nitekim bilimin kendisi olanca çelişki ve muğlaklığına rağmen mutlaklaştırılıyor.
Zaafiyetleri “Muhafaza” Etmek
Türkiye’de, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, dinin kültürel, sosyal, sınıfsal, ekonomik birçok görüngülerine hayatın giriftliği ve karmaşası içinde tanıklık etmeyi sürdürmekteyiz. Zaten evrensel düzeyde “hayat”la ilintisini tüm geri çektirme çabalarına rağmen ısrarla vurgulayan din, değişimin çok farklı boyutlarında adından söz ettirdiği gibi, bundan sonra da hayattan geri dönen tüm yanlışların müracaat edeceği yegane adres olarak …
Gaslighting: Gaz Lambasının Unutulmaz Marifetleri
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Alışverişe devam et