Açık Mektuplar, okuyucularını Rasim Özdenören’in yarım asrı aşan sanat hayatının başlarına götürüyor. Dönemin önemli neşriyatlardan Yeni İstiklal Gazetesi’nin sanat-edebiyat sayfalarına yollanan yazılara verilen cevaplar, Açık Mektuplar’ı oluşturuyor. Daha evvel aynı sayfalarda Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in de isimlerine rastlıyoruz. Rasim Özdenören, Sezai Karakoç ile tanıştıktan sonra -bir dönem- yazı yazmaktan vazgeçer. Hatta, 1962 ile 1964 yılları arasında, adı geçen sayfaların editörlüğünü yapan Nuri Pakdil, kendisinden yazı isteyince önceden yazdıklarından yollar.
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
Çocukların olduğu yerde umutlar, meraklı bakışlar vardır. Kahkahaların ve gülümsemelerin bulaşıcılığı söz konusudur çocukların olduğu yerlerde. Eğitimci Mösyö Lazhar, çocukların masumiyetinin mükemmel bir tasvirinin olduğu yerde çalışan, değişim talebini maskeleyen bir sığınak olarak okullarda “insan olmayı öğrenme” sürecine kafa yormaktadır.
başlamaya hasretli dilim ötelerden belletilene köprüsün çaktın kibriti lazım değil ruh elinde eksik tarif önünde müşkül bir yol kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan Bu yazının devamı 204. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 204. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Bu noktadan hareketle de salt mekân seçimi bağlamında bile olsa, bazen bir roman, bir mekânı öylesine sahiplenir ki, o yer artık yalnızca coğrafi bir nokta olmaktan çıkar, edebiyatın bir parçasına dönüşür ve biz o romanı okurken işlenen tema bir yana, öte yandan da bu temanın ve konunun geçmiş olduğu seçilen mekânı da
Mafima’ya Mektuplar
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi
Ren geyiğine binmiş
Umut arayışında.
Sızlanan dizelerde büklüm büklüm
bitmemiş bir romanın kahramanı gibi
sağa sola yalpalanmakta
Doğru ya.
Bir mektubunda demiştin Mafima;
Hani hastalıkta sağlıktaydı
dileğimiz diye.
Yanan bir odun sobasında
kayboldu hayaller şimdi.
Bu yazının devamı 180. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
180. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Genç Özdenören’in Açık Mektuplar’ı
Açık Mektuplar, okuyucularını Rasim Özdenören’in yarım asrı aşan sanat hayatının başlarına götürüyor. Dönemin önemli neşriyatlardan Yeni İstiklal Gazetesi’nin sanat-edebiyat sayfalarına yollanan yazılara verilen cevaplar, Açık Mektuplar’ı oluşturuyor. Daha evvel aynı sayfalarda Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in de isimlerine rastlıyoruz. Rasim Özdenören, Sezai Karakoç ile tanıştıktan sonra -bir dönem- yazı yazmaktan vazgeçer. Hatta, 1962 ile 1964 yılları arasında, adı geçen sayfaların editörlüğünü yapan Nuri Pakdil, kendisinden yazı isteyince önceden yazdıklarından yollar.
Hayale Tutunmak ya da Hayalle Tutunmak
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
Diasporaki “Canım Öğretmenim” Dertlere Deva Olabilir Mi?
Çocukların olduğu yerde umutlar, meraklı bakışlar vardır. Kahkahaların ve gülümsemelerin bulaşıcılığı söz konusudur çocukların olduğu yerlerde. Eğitimci Mösyö Lazhar, çocukların masumiyetinin mükemmel bir tasvirinin olduğu yerde çalışan, değişim talebini maskeleyen bir sığınak olarak okullarda “insan olmayı öğrenme” sürecine kafa yormaktadır.
Vaziyet
başlamaya hasretli dilim ötelerden belletilene köprüsün çaktın kibriti lazım değil ruh elinde eksik tarif önünde müşkül bir yol kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan Bu yazının devamı 204. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 204. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Zeyniler Köyü ve Çalıkuşu’nun İzinde Bir Yolculuk
Bu noktadan hareketle de salt mekân seçimi bağlamında bile olsa, bazen bir roman, bir mekânı öylesine sahiplenir ki, o yer artık yalnızca coğrafi bir nokta olmaktan çıkar, edebiyatın bir parçasına dönüşür ve biz o romanı okurken işlenen tema bir yana, öte yandan da bu temanın ve konunun geçmiş olduğu seçilen mekânı da
Alışverişe devam et