Ben üşüyerek soydum içimden seni
Çıkardım tüm sorgulamalarımı büründüğüm hikâyelerden.
Sıyrıldım koştum bambaşka bir mevsime
Bulanık zihinler arkamda birikti hep
Dağ oldular, yol oldular, bir de uçurum.
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Cayır cayır yanan ateşe akıttı zehrini. Sanma! Sanma birkaç sayfada bitecek yokluğun, yokluğunu saklayan o iki …
Bir emanettir bu dünya,
Coğrafyalar değişir, gökyüzü hep aynı kalır,
Yeryüzü dönüşürken zaman çoğu şeyi alır.
Başımıza gelse de bunca bela,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Kalbimin zambakları besleyen güneşinde İlgisiz yüzlerde okunan derin çizgilerdesin. Bak sensiz nice soğuk yıl geçti, Bana gün hep dün, yine dündü İçimde büyüyen el değmemiş …
Büyüdük Küçüldü Sözlerimiz
Söz dağlarında heyelan oldu, kaldık buralarda,
Dil ateşten seyelan oldu, yandık bu dağlarda.
Dönemiyorum, geçmişim şaşalı kaldı benim,
Diyemiyorum, geleceğim umuttandır benim.
Büyüdük, küçüldü sözlerimiz,
Üzüldük, yaşlandı gözlerimiz.
İlkbahar’da yapraklar dökülür bu devranda,
Sonbahar’da açar çiçekler korunan kurganda.
Ney’im, buhran dolu sesiyle derin bir gam yüklüdür,
Bu sesler doğduğum günden beri ölesiye ünlüdür.
Yaşadık, daraldı düşlerimiz,
Yaşlandık, dürüldü güneşimiz.
Andıklarımız ve anladıklarımız başka ağyarda,
Sancımızın buyruklarını dinliyoruz bu diyarda.
Sesler uzaklardan gelir, biz sözleri arıyoruz,
Sonsuzluğun şarkısında sonlu her şeyi harcıyoruz.
Taşıdık, çürüdü emanetimiz,
Taşlandık, yürüdü şöhretimiz.
Uyku tutmaz gözlerimizi, kaldık bu bîdarda,
Bakışlar kaçamaz artık, hep aynı didarda.
Bu ezanlar heyecan makamımızı diri tutuyor değil,
Şimdi kul olanlara değil, kulluk makamında eğil.
Küçüktük, büyüktü sözlerimiz,
Büyüdük, küçüldü sözlerimiz.
İlgili Yazılar
Dönüşüm
Ben üşüyerek soydum içimden seni
Çıkardım tüm sorgulamalarımı büründüğüm hikâyelerden.
Sıyrıldım koştum bambaşka bir mevsime
Bulanık zihinler arkamda birikti hep
Dağ oldular, yol oldular, bir de uçurum.
mafima’ya mektuplar
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Cayır cayır yanan ateşe akıttı zehrini. Sanma! Sanma birkaç sayfada bitecek yokluğun, yokluğunu saklayan o iki …
Kudüs Bakışlı Çocuğa Minnetle
Ey çağın ebabili,
Kudüs gülüşlü çocuk
Öğrettiğin onca şey için
Sana minnettarız
Lila’ya Söylem
Bir emanettir bu dünya,
Coğrafyalar değişir, gökyüzü hep aynı kalır,
Yeryüzü dönüşürken zaman çoğu şeyi alır.
Başımıza gelse de bunca bela,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
Bir yakınlık dibimde
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Kalbimin zambakları besleyen güneşinde İlgisiz yüzlerde okunan derin çizgilerdesin. Bak sensiz nice soğuk yıl geçti, Bana gün hep dün, yine dündü İçimde büyüyen el değmemiş …