Vazo tamir etme işinden de anlardı. Tüm parçaları birleştirdi.
Vazo eskisi gibi olmadı. Aslında vazo eskisi gibi oldu.
Fakat artık eski bir vazo değildi.”
Günlük işlerin devam ettiği sıradan bir gündü. Çocuk elindeki kitabın sayfasını çevirdi;
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ev zihnimizin odalarından oluşur. Hayallerimiz, düşlerimiz rahatlıkla dağılabilir etrafa. Hep bilinmedik bir elin tokmağı kaldırma ihtimali çalar kapının öte yanında. Sırdır ev. Dünya dışardan seslenir çoğu zaman. Dünyayı dış-kapı edebilmenin sürekli öğüdünü evde duyarız. Dünya bize saldırır çünkü. Kendi içimizde bir yabancılaşma başlatır. Gündelik işlerin arasında sıradanlaşan hayat ve ölüm, yolları itibarsızlaştıran şehir, karşıdan karşıya …
Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik.
Herkes gibi olamazdı o. Her şeyi en iyi, en güzel bir şekilde yapmalıydı. Ağır bir yükü vardı onun ve bu yükün altından kalkmak kolay değildi.
Allah’a adanmıştı o. Ailesi, adaklarının Allah tarafından korunup “bir bitki gibi” yetiştirileceğine gönülden inanıyordu. Onda gördükleri isteklilik ve gayret, onları son derece sevindiriyordu. Zorla güzellik olmazdı çünkü.
Akıl, algıladığı görüntüleri, duygu ile vardığı şeyleri yorumlayıp bir tasnife, bir düzene koymak ister. Düşünen insan, nesnelerle de yetinmeyip fizikötesi alanlara uzar. Bir yorum getirip bir idrake varıncaya dek, itminan oluncaya dek uğraşır. Bir yoruma varmak tutkusu, normal işlevidir aklın. Adeta mecburdur bir analiz ve sentez yapmaya.
Her Şeyi Onaran Adam
“Vazoyu tamir etti adam.
Vazo tamir etme işinden de anlardı. Tüm parçaları birleştirdi.
Vazo eskisi gibi olmadı. Aslında vazo eskisi gibi oldu.
Fakat artık eski bir vazo değildi.”
Günlük işlerin devam ettiği sıradan bir gündü. Çocuk elindeki kitabın sayfasını çevirdi;
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ev Dünyadaki Köşemizdir
Ev zihnimizin odalarından oluşur. Hayallerimiz, düşlerimiz rahatlıkla dağılabilir etrafa. Hep bilinmedik bir elin tokmağı kaldırma ihtimali çalar kapının öte yanında. Sırdır ev. Dünya dışardan seslenir çoğu zaman. Dünyayı dış-kapı edebilmenin sürekli öğüdünü evde duyarız. Dünya bize saldırır çünkü. Kendi içimizde bir yabancılaşma başlatır. Gündelik işlerin arasında sıradanlaşan hayat ve ölüm, yolları itibarsızlaştıran şehir, karşıdan karşıya …
Kadim Medeniyetlerin Efsunlu Coğrafyası: İran
İsfahan, Kaşhan, Tebriz, Tahran, Kum, Meşhed, Nişabur, Şiraz gibi şehirleriyle şarkın şiiri… Hafız, Firdevsî, Sadi, Şehriyar, Furuğ bu şiirle sesleniyorlar efsunlu ülkeden kalplerimize ve ele geçiriyor ruhumuzu bir tutam şiir…
Bir “Girdap”ın İçinde Olmak
Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik.
Bir Bitki Gibi
Herkes gibi olamazdı o. Her şeyi en iyi, en güzel bir şekilde yapmalıydı. Ağır bir yükü vardı onun ve bu yükün altından kalkmak kolay değildi.
Allah’a adanmıştı o. Ailesi, adaklarının Allah tarafından korunup “bir bitki gibi” yetiştirileceğine gönülden inanıyordu. Onda gördükleri isteklilik ve gayret, onları son derece sevindiriyordu. Zorla güzellik olmazdı çünkü.
Çeşitli Vaadlere Özet Bakış
Akıl, algıladığı görüntüleri, duygu ile vardığı şeyleri yorumlayıp bir tasnife, bir düzene koymak ister. Düşünen insan, nesnelerle de yetinmeyip fizikötesi alanlara uzar. Bir yorum getirip bir idrake varıncaya dek, itminan oluncaya dek uğraşır. Bir yoruma varmak tutkusu, normal işlevidir aklın. Adeta mecburdur bir analiz ve sentez yapmaya.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.