Bir varmış bir yokmuş. Vara var, yoka yok diyen pek azmış. Ballandıra ballandıra anlatana “masal anlatma” diye çıkışılır, tek ayaküstünde on yalan atana Çin’den Maçin’e övgülerin en hası düzülürmüş. Devir değişti diye anlatılar tatsız tutsuzlaşmış. Yüz elli karaktere sıkışan anlatılarsa hem kel hem fodulmuş, kulakları sulamaz, gönülleri gövertmezmiş, aklı ağartmaz, aklamaz paklamazmış. Bakmışlar ki söz kuruyup soluyor, kulaklar paslanıyor, gönüller kararıyor, akıl köreliyor, masalın akça pakça dervişleri toplanmış seğirtmişler sulamaya, damıtmaya, demlemeye.
Söz yekinmiş, diyar diyar gezmeye, dimağları beslemeye başlamış. Eski masalcıların libasına şen şakrak makas atan yeni nakilciler türemiş. Dikişleri bozmadan, rengine renk, biçimine biçim nakışına nakış katmışlar. Parmak ısırmış dinleyenler, duymayanlar bize yok mu, ya bize yok mu diye ünlemiş…
Bu yazının devamı
205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Zamanın birinde , elinde not defteriyle yollara düşen ve aldığı yollarda kendine yaklaşmanın ümidini taşıyan bir seyyah varmış. Seyyah dediysem ; amaçsız bir gezgin değil kastım. O kendisine yapıştırılan tüm etiketlerden sıyrılıp, dünyayı tanımaya karar veren
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.
Sinemanın, sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, anlam üreten, toplumsal gerçekliği yansıtan ve yeniden inşa eden bir sanat dalı olduğunu anlamakla başlayabiliriz. Bu alanda derinlemesine bir kavrayış geliştirmek için bazen hem teknik estetik katmanlara,
İnsan olmanın ağır sorumluluğunu taşırken, insan olamayanların acısı çökertir omuzlarımızı. Ayaklar altına almışlardır insanlıklarını. Hiçbir şey anlatamazsınız onlara. Anlamaları için biraz vicdan taşımaları gerektir çünkü. Zulmettikleri insanlara mı yanarsınız, yoksa kendilerinin insanlıktan çıkışlarına mı? İnsan olabilmenin şerefi dururken, aşağıların aşağısına yuvarlanmayı tercih edişlerine şaşarsınız. Kendilerinde, kendi cinslerine karşı böylesine zulmü reva görecek bir cüreti nasıl …
Masal Anlatmak: Dinleyen Kulağı Sulamak Hisseden Kalbe Söz Ekmek
Bir varmış bir yokmuş. Vara var, yoka yok diyen pek azmış. Ballandıra ballandıra anlatana “masal anlatma” diye çıkışılır, tek ayaküstünde on yalan atana Çin’den Maçin’e övgülerin en hası düzülürmüş. Devir değişti diye anlatılar tatsız tutsuzlaşmış. Yüz elli karaktere sıkışan anlatılarsa hem kel hem fodulmuş, kulakları sulamaz, gönülleri gövertmezmiş, aklı ağartmaz, aklamaz paklamazmış. Bakmışlar ki söz kuruyup soluyor, kulaklar paslanıyor, gönüller kararıyor, akıl köreliyor, masalın akça pakça dervişleri toplanmış seğirtmişler sulamaya, damıtmaya, demlemeye.
Söz yekinmiş, diyar diyar gezmeye, dimağları beslemeye başlamış. Eski masalcıların libasına şen şakrak makas atan yeni nakilciler türemiş. Dikişleri bozmadan, rengine renk, biçimine biçim nakışına nakış katmışlar. Parmak ısırmış dinleyenler, duymayanlar bize yok mu, ya bize yok mu diye ünlemiş…
Bu yazının devamı 205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mobeselere Yakalandık
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Seyyah
Zamanın birinde , elinde not defteriyle yollara düşen ve aldığı yollarda kendine yaklaşmanın ümidini taşıyan bir seyyah varmış. Seyyah dediysem ; amaçsız bir gezgin değil kastım. O kendisine yapıştırılan tüm etiketlerden sıyrılıp, dünyayı tanımaya karar veren
Bir Çocuğun Karakutusu Olarak Oyuncak ve Dünyanın Türlü Türlü Halleri
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Wall-E& Kutu
Sinemanın, sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, anlam üreten, toplumsal gerçekliği yansıtan ve yeniden inşa eden bir sanat dalı olduğunu anlamakla başlayabiliriz. Bu alanda derinlemesine bir kavrayış geliştirmek için bazen hem teknik estetik katmanlara,
Sesler Kesildi, Vicdanlar Konuştu!
İnsan olmanın ağır sorumluluğunu taşırken, insan olamayanların acısı çökertir omuzlarımızı. Ayaklar altına almışlardır insanlıklarını. Hiçbir şey anlatamazsınız onlara. Anlamaları için biraz vicdan taşımaları gerektir çünkü. Zulmettikleri insanlara mı yanarsınız, yoksa kendilerinin insanlıktan çıkışlarına mı? İnsan olabilmenin şerefi dururken, aşağıların aşağısına yuvarlanmayı tercih edişlerine şaşarsınız. Kendilerinde, kendi cinslerine karşı böylesine zulmü reva görecek bir cüreti nasıl …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.