Medeniyet yüzyıllar boyu güneydeydi, sıcağa yakın ılıklık ve soğuktan uzak serinlik zihinlerin olduğu gibi tarımın, ticaretin bereketli ve selamette kalmasını sağlıyordu. Kuzey bilinmeyendi, sertlikti, barbarlıktı, öcüler diyarıydı, ilkesizlik, ölçüsüzlüktü. Gel zaman git zaman, doğudan ve güneyden uzaklaşarak kuzeye ve batıya göç etti medeniyet. Kavgada kazandıktan sonra bunun teorisini oluşturmakta, bilgi iktidarını köklü bir şekilde kurmakta gecikmedi kuzeyli ve batılılar.
Medeniyetler ele alınırken, güney ve doğu azıcık borçlu olunan “eskiler” olarak belli belirsiz selamlanır, Mısır’da beş dakka vakfe yapılır, Antik Grek dünyada kırk yüzyıl sürmesi planlanan medeniyet şenliği başlatılırdı. Aklıselimle bakılması güç olduğundan, bu politik güç kendisini şaşmaz bilim, kutlu bilgi diye yuttururdu. Sonra kuzeye bir şeyler olmaya başladı..
Burası dünya ve bizler imtihandayız. Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz. Bazen ellerimizin işlediği yüzündendir başımıza gelenler… Akletmeyişimizden, düşüncesizliğimizden, gerekeni gerektiği gibi, gerektiği zamanda yapmayışımızdan… Allah’ın …
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Günümüzde film izleme eylemi ya da video izleme hayatımızın her anını kuşatmış durumda. Hâl böyle olunca da anne ve babalar, çocukları için uygun içerikleri bulma noktasında sorun yaşayabiliyor. Nereye bakılacağı, neyin izlenebileceği, hangi mecraların çocuklar için daha elverişli olduğu önemli bir sorunsal ama bu sorunları aşabilmek adına 2025’te Nida dergisinde çocukları ve ebeveynleri ilgilendirecek film izleme alışkanlıklarını, bir filmi okumanın önemini ve en önemlisi Sinema Okuryazarlığı mefhumunu masaya yatırmanın zamanı geldi de geçti.
“Hem size hem bize, yarı sana yarı bana.” İnsan, yaşamı boyunca her zaman ilişki içinde olacağı doğayı anlamaya çalışmıştır. İnsan ve doğa ilişkisi insanlık var olmaya başladığından beri süregelen bir durumdur. Nitekim bu ilişki aslında insanlık için bir zorunluluktur. Doğa, kendi başına var olabilen, gelişebilen, kendi yaşamsal döngüsünü gerçekleştirebilen bir yapıdadır. Fakat insanlar için doğa, …
Kesin bende bir tuhaflık var, bundan eminim. Bir şeyleri yanlış anlıyor, yapayanlış değerlendiriyor olmalıyım. Yoksa insanlık tarihinin baştan aşağı çarpık bir gelişimini; tüm kurumlarının insanlığa rağmen karakter kazandıklarını kabullenmemiz gerekir ki bu pek mümkün gözükmüyor. Adalet kurumunun adalet dağıtmadığını, iletişim kurumunun daha fazla anlaşmazlığı garanti edecek şekilde karmaşıklaştığını, siyaset kurumunun insanların sefaletini temin etmek üzere semirdiğini, eğitim kurumunun cehaleti organize ettiğini, sağlık kurumunun zehir dağıtımı için müşteri profilini geliştirdiğini, din kurumunun, kutsalla ilişki kurulma yollarını tertemiz tutmayı bırakıp gelen geçeni yoldan aşağıya yuvarladığını ancak benim gibi bir aklı evvel iddia eder.
Çocuk Özerkliği Olarak Makul Medeniyet
Medeniyet yüzyıllar boyu güneydeydi, sıcağa yakın ılıklık ve soğuktan uzak serinlik zihinlerin olduğu gibi tarımın, ticaretin bereketli ve selamette kalmasını sağlıyordu. Kuzey bilinmeyendi, sertlikti, barbarlıktı, öcüler diyarıydı, ilkesizlik, ölçüsüzlüktü. Gel zaman git zaman, doğudan ve güneyden uzaklaşarak kuzeye ve batıya göç etti medeniyet. Kavgada kazandıktan sonra bunun teorisini oluşturmakta, bilgi iktidarını köklü bir şekilde kurmakta gecikmedi kuzeyli ve batılılar.
Medeniyetler ele alınırken, güney ve doğu azıcık borçlu olunan “eskiler” olarak belli belirsiz selamlanır, Mısır’da beş dakka vakfe yapılır, Antik Grek dünyada kırk yüzyıl sürmesi planlanan medeniyet şenliği başlatılırdı. Aklıselimle bakılması güç olduğundan, bu politik güç kendisini şaşmaz bilim, kutlu bilgi diye yuttururdu. Sonra kuzeye bir şeyler olmaya başladı..
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
199. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İmtihanı Zorlaştırmak
Burası dünya ve bizler imtihandayız. Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz. Bazen ellerimizin işlediği yüzündendir başımıza gelenler… Akletmeyişimizden, düşüncesizliğimizden, gerekeni gerektiği gibi, gerektiği zamanda yapmayışımızdan… Allah’ın …
Mektup III
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Bir Film Nasıl İzlenir?‘Kısa’dan ‘Uzun’a Çocuklar ve Aileler için Film Rehberine Giriş
Günümüzde film izleme eylemi ya da video izleme hayatımızın her anını kuşatmış durumda. Hâl böyle olunca da anne ve babalar, çocukları için uygun içerikleri bulma noktasında sorun yaşayabiliyor. Nereye bakılacağı, neyin izlenebileceği, hangi mecraların çocuklar için daha elverişli olduğu önemli bir sorunsal ama bu sorunları aşabilmek adına 2025’te Nida dergisinde çocukları ve ebeveynleri ilgilendirecek film izleme alışkanlıklarını, bir filmi okumanın önemini ve en önemlisi Sinema Okuryazarlığı mefhumunu masaya yatırmanın zamanı geldi de geçti.
Bal Ülkesinin Acı Tadı
“Hem size hem bize, yarı sana yarı bana.” İnsan, yaşamı boyunca her zaman ilişki içinde olacağı doğayı anlamaya çalışmıştır. İnsan ve doğa ilişkisi insanlık var olmaya başladığından beri süregelen bir durumdur. Nitekim bu ilişki aslında insanlık için bir zorunluluktur. Doğa, kendi başına var olabilen, gelişebilen, kendi yaşamsal döngüsünü gerçekleştirebilen bir yapıdadır. Fakat insanlar için doğa, …
Asla Süper Kahraman Olmayan Bir Çocuğun Dünyaya Tutunma Macerası
Kesin bende bir tuhaflık var, bundan eminim. Bir şeyleri yanlış anlıyor, yapayanlış değerlendiriyor olmalıyım. Yoksa insanlık tarihinin baştan aşağı çarpık bir gelişimini; tüm kurumlarının insanlığa rağmen karakter kazandıklarını kabullenmemiz gerekir ki bu pek mümkün gözükmüyor. Adalet kurumunun adalet dağıtmadığını, iletişim kurumunun daha fazla anlaşmazlığı garanti edecek şekilde karmaşıklaştığını, siyaset kurumunun insanların sefaletini temin etmek üzere semirdiğini, eğitim kurumunun cehaleti organize ettiğini, sağlık kurumunun zehir dağıtımı için müşteri profilini geliştirdiğini, din kurumunun, kutsalla ilişki kurulma yollarını tertemiz tutmayı bırakıp gelen geçeni yoldan aşağıya yuvarladığını ancak benim gibi bir aklı evvel iddia eder.
Alışverişe devam et