İnsanlar ekonomik güç olarak birbirinden farklıdır. Her toplumda zenginler de vardır yoksullar da. Kimileri zenginliğiyle kimileri de yoksulluğuyla sınanmaktadır. Herkes helal rızkını elde etmek için çalışmak zorundadır elbet. Allah dilediğinin rızkını genişletir, dilediğinin rızkını da daraltır. Ancak zenginlerle yoksullar arasındaki ekonomik farkın kapanması için zenginlerin yoksullara zekât vermesi farz kılınmış, faiz ya da başka haram yollarla elde edilen gelirlerle sömürü yasaklanmıştır. Ancak o zaman hem yoksulların onurlu bir hayat düzeyine ulaşması sağlanır hem de iki kesim arasındaki çatışma potansiyeli sevgiye, saygıya ve kardeşliğe dönüşür. Kur’an’ın bu çözümü dünyadaki yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmaya yönelik çözümdür.
Zekâtla temizlenmeyen mallar, gelirler nedeniyle kavgaların, ekonomik ve sosyal krizlerin, huzursuzlukların had safhaya ulaştığı, zekât verilmediği zaman zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumun giderek büyüdüğü bir gerçektir. Aslında ekonomik ve sosyal krizlerin, savaşların ve fesadın nedenleri çoğu zaman iki temel anlayıştan kaynaklanıyor denebilir: Bunlardan birincisi, “Ben yaşayayım da, varsın başkaları açlıktan ölsün!” ikincisi ise “Benim rahatım için başkaları çalışsın, ben yiyeyim!” anlayışıdır.
Bu yazının devamı
186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Biz de bu ayetteki merkezi temanın peygamberin ahlâkının ne denli üstün olduğu, onun kişiliğinin ne kadar sağlam olduğu, tabiatının, huyunun ne denli bir mükemmellikte olduğunu tekraren söylersek, benzerin tekrarı ile esasen anlamsal daralmaya katkı vermeye devam etmiş
Kavramların insanların anlam dünyalarında oldukça önemli bir yere sahip olduğu malumdur. Hiçbir din ve ideoloji yoktur ki kendine ait bir kavramlar bütününe sahip olmasın. Kişiler, tarihte vuku bulmuş kimi olaylar ve bunlarla birlikte zihinleri meşgul eden mevzular da tıpkı kavramlar gibi önemli
Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim
Sadece meal üzerinden yapılacak bir okuma kişiye Kur’ân hakkında genel bir bilgi verir fakat doğru anlamın yakalanabilmesi ancak Siyer merkezli bir okumayla mümkündür. Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi
Merhum Tanpınar, bir şiirine “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” mısralarıyla başlar. Zannediyorum Aşiyan’daki kabrinde de bu mısralar var. Tıpkı bu mısraların ifade ettiği gibi insanımızın birey olarak hangi noktada, hangi hâlet ve değer içinde olduğu da işte bu mısralarda olduğu gibi müphem bir şey.
Yardım Faaliyetleri Ve Yoksulluk Kültürü
İnsanlar ekonomik güç olarak birbirinden farklıdır. Her toplumda zenginler de vardır yoksullar da. Kimileri zenginliğiyle kimileri de yoksulluğuyla sınanmaktadır. Herkes helal rızkını elde etmek için çalışmak zorundadır elbet. Allah dilediğinin rızkını genişletir, dilediğinin rızkını da daraltır. Ancak zenginlerle yoksullar arasındaki ekonomik farkın kapanması için zenginlerin yoksullara zekât vermesi farz kılınmış, faiz ya da başka haram yollarla elde edilen gelirlerle sömürü yasaklanmıştır. Ancak o zaman hem yoksulların onurlu bir hayat düzeyine ulaşması sağlanır hem de iki kesim arasındaki çatışma potansiyeli sevgiye, saygıya ve kardeşliğe dönüşür. Kur’an’ın bu çözümü dünyadaki yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmaya yönelik çözümdür.
Zekâtla temizlenmeyen mallar, gelirler nedeniyle kavgaların, ekonomik ve sosyal krizlerin, huzursuzlukların had safhaya ulaştığı, zekât verilmediği zaman zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumun giderek büyüdüğü bir gerçektir. Aslında ekonomik ve sosyal krizlerin, savaşların ve fesadın nedenleri çoğu zaman iki temel anlayıştan kaynaklanıyor denebilir: Bunlardan birincisi, “Ben yaşayayım da, varsın başkaları açlıktan ölsün!” ikincisi ise “Benim rahatım için başkaları çalışsın, ben yiyeyim!” anlayışıdır.
Bu yazının devamı 186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Azim Huluq Üzerinde Olmak
Biz de bu ayetteki merkezi temanın peygamberin ahlâkının ne denli üstün olduğu, onun kişiliğinin ne kadar sağlam olduğu, tabiatının, huyunun ne denli bir mükemmellikte olduğunu tekraren söylersek, benzerin tekrarı ile esasen anlamsal daralmaya katkı vermeye devam etmiş
İslami Kimlik Bağlamında Teorik Bütün Pratik Boşluk
Kavramların insanların anlam dünyalarında oldukça önemli bir yere sahip olduğu malumdur. Hiçbir din ve ideoloji yoktur ki kendine ait bir kavramlar bütününe sahip olmasın. Kişiler, tarihte vuku bulmuş kimi olaylar ve bunlarla birlikte zihinleri meşgul eden mevzular da tıpkı kavramlar gibi önemli
Kitle, İktidar ve Eğitim Üzerine Mülahazalar
Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim
Kur’ân’ı Anlamada Yöntem – Salât Kavramı Örneği –
Sadece meal üzerinden yapılacak bir okuma kişiye Kur’ân hakkında genel bir bilgi verir fakat doğru anlamın yakalanabilmesi ancak Siyer merkezli bir okumayla mümkündür. Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi
Modernizmi Eleştirebilir Miyiz
Merhum Tanpınar, bir şiirine “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” mısralarıyla başlar. Zannediyorum Aşiyan’daki kabrinde de bu mısralar var. Tıpkı bu mısraların ifade ettiği gibi insanımızın birey olarak hangi noktada, hangi hâlet ve değer içinde olduğu da işte bu mısralarda olduğu gibi müphem bir şey.
Alışverişe devam et