Ve gelecek geldi. Burası fütürizmin son noktası olabilir. Uzak ve imkânsız bir geleceğin yerini, zamansal algının yıkıma uğradığı kopuk ve bağsız “şimdiler yığını” almaktadır. İnsan kalmak, bu asrın en başat sorunu. İnsanlık, binlerce yıllık ilerleme çabasına rağmen; bugün, başladığı yerin de gerisindedir. Modern insan bir zamanlar konfor ve verimlilik vaatleriyle ürettiği araçların bugün içine düşmüş görünmektedir. O, geldiğimiz noktada bedeniyle bir yok-karakterdir. Beden denen meçhul kimlik aşırı-teşhir yoluyla görünmezleşmiştir. Tabiata gelince, o da bakir toprak romantizminin gölgesinde ticarileşmiştir. Modern-insanın antitezi yoktur. Ölümse, yani tüm fanilerin mutlak antitezi, yaşamın dışına itilmiş, bir korku imgesi olarak ötekileştirilmiştir.
Tüketimciliğin karşısına dikilen tüm manifestolar, karşıtını kendi üreten kapitalizmin aynılaştırıcı potasında seri-üretim eritilmektedir. Pastoral veya spiritüel yönelişler de her ne kadar makul gerekçeler taşısalar da, moda-döngüsünün ortasında can çekişmektedir. Neredeyse tüm kaçış güzergâhları ücrete tâbidir. Üstelik ödeme karşılığı elde edilen şey huzurun, tutkunun, inancın ya da doğanın kendisi değil; imitasyonudur. Bu yolda her şey “yarın”a dair ve “yarın” içindir. Geleceğin ölümünü ilan eden bu “yarın” imgesi hem sonu gelmez başlangıçların avuntusu hem de tüm sahte avuntuların çıkmaz sokağıdır. Vaatleriyle her şey olan “yarın”, öte yandan tüketilmişliğin evidir. Modern asırda yaşam, önce müphem “şimdi”lerde; şu sıralar ise tüm zamanı gasp eden “yarın”larda harcanmaktadır.
Bu yazının devamı
204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Oblomovizm, kronik olarak kayıtsızlık ya da tembelliği ikame eden bir kelime olarak ede biyatın unutulmaz karakteri Oblomov’dan doğmuştur. Oblomov’un yavaşlığı, isteksizliği, üşengeçliği ilk anda
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Sibeveyh, kelimeyi merfu olarak okumayı tercih etmiş, ancak bu okuyuşuyla, kelimenin yerme anlamına geldiğini ifade etmemiştir. O sadece bazı kimselerin, kelimeyi yerme anlamına gelmesi için mansub olarak okuduklarını söylemiştir.
İdeolojik yönelim müzik üzerinden kendini dışa vurur. Aslında ‘İstiklal Marşı’ üzerinden yürütülen tartışma da müzik alanında yaşanan tartışmanın içeriğine ilişkin bilgi vericidir. Özellikle 28 Şubat sürecinde ‘İstiklal Marşı’na karşı ‘Onuncu yıl Marşı’nın öne çıkarılması, kuşku yok ki İstiklal Marşı’nın içeriği ile ilgili bir konudur.
İslâmcılık’a ve İslâmcılara ne olduğu tartışması büyük bir kitleyi çoktan beridir usandırmış olsa da bilhassa bu fikriyata emek ve gönül vermiş olanlar, yılgınlık, endişe ve ümit
Vaatlerin Ötesinde: Teşhir Nesnesi Olarak Bilim Kurgusal Bedenler
Sözün Başı: Fütürizmin Sonu
Ve gelecek geldi. Burası fütürizmin son noktası olabilir. Uzak ve imkânsız bir geleceğin yerini, zamansal algının yıkıma uğradığı kopuk ve bağsız “şimdiler yığını” almaktadır. İnsan kalmak, bu asrın en başat sorunu. İnsanlık, binlerce yıllık ilerleme çabasına rağmen; bugün, başladığı yerin de gerisindedir. Modern insan bir zamanlar konfor ve verimlilik vaatleriyle ürettiği araçların bugün içine düşmüş görünmektedir. O, geldiğimiz noktada bedeniyle bir yok-karakterdir. Beden denen meçhul kimlik aşırı-teşhir yoluyla görünmezleşmiştir. Tabiata gelince, o da bakir toprak romantizminin gölgesinde ticarileşmiştir. Modern-insanın antitezi yoktur. Ölümse, yani tüm fanilerin mutlak antitezi, yaşamın dışına itilmiş, bir korku imgesi olarak ötekileştirilmiştir.
Tüketimciliğin karşısına dikilen tüm manifestolar, karşıtını kendi üreten kapitalizmin aynılaştırıcı potasında seri-üretim eritilmektedir. Pastoral veya spiritüel yönelişler de her ne kadar makul gerekçeler taşısalar da, moda-döngüsünün ortasında can çekişmektedir. Neredeyse tüm kaçış güzergâhları ücrete tâbidir. Üstelik ödeme karşılığı elde edilen şey huzurun, tutkunun, inancın ya da doğanın kendisi değil; imitasyonudur. Bu yolda her şey “yarın”a dair ve “yarın” içindir. Geleceğin ölümünü ilan eden bu “yarın” imgesi hem sonu gelmez başlangıçların avuntusu hem de tüm sahte avuntuların çıkmaz sokağıdır. Vaatleriyle her şey olan “yarın”, öte yandan tüketilmişliğin evidir. Modern asırda yaşam, önce müphem “şimdi”lerde; şu sıralar ise tüm zamanı gasp eden “yarın”larda harcanmaktadır.
Bu yazının devamı 204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Herkesin Her Şey Olabildiği Çağda Hiçbir Şey Ol(a)mamak / İmkânın Yorgunluğu
Oblomovizm, kronik olarak kayıtsızlık ya da tembelliği ikame eden bir kelime olarak ede biyatın unutulmaz karakteri Oblomov’dan doğmuştur. Oblomov’un yavaşlığı, isteksizliği, üşengeçliği ilk anda
İslam Dinin’de Tevhid-Adalet İlişkisi
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Leheb Suresi Tefsiri – 2
Sibeveyh, kelimeyi merfu olarak okumayı tercih etmiş, ancak bu okuyuşuyla, kelimenin yerme anlamına geldiğini ifade etmemiştir. O sadece bazı kimselerin, kelimeyi yerme anlamına gelmesi için mansub olarak okuduklarını söylemiştir.
Müzik ve Siyaset
İdeolojik yönelim müzik üzerinden kendini dışa vurur. Aslında ‘İstiklal Marşı’ üzerinden yürütülen tartışma da müzik alanında yaşanan tartışmanın içeriğine ilişkin bilgi vericidir. Özellikle 28 Şubat sürecinde ‘İstiklal Marşı’na karşı ‘Onuncu yıl Marşı’nın öne çıkarılması, kuşku yok ki İstiklal Marşı’nın içeriği ile ilgili bir konudur.
İslamcılığın Müslüman Pragmatizminden Ötesi Var mıdır?
İslâmcılık’a ve İslâmcılara ne olduğu tartışması büyük bir kitleyi çoktan beridir usandırmış olsa da bilhassa bu fikriyata emek ve gönül vermiş olanlar, yılgınlık, endişe ve ümit
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.