Cahit Koytak’ın şiiri hakkında farklı değerlendirmelere olanak tanıyan pek çok boyuttan bahsedilebilir. Bunu, hem ortaya koyduğu şiirin hacmi hem de şiirlerinde eğildiği temalar çerçevesinde müşahede etmek mümkündür. Fakat şiirlerinde başından beri incelikli bir arayış çabası ve adanmışlık ruhunun izine hep rastlanmıştır. Adanma kavramı odağa alındığında, onun şiirlerinde ilahi eksende dile getirilen yoğun duygu ve düşünceler, çeşitli ilgiler eşliğinde ele alınabilir. Nitekim pek çok defa bir dua hali içinde, mutlak varlık olarak Allah’a bir yönelimin olduğu ve bu uğurda sahip olunan hemen hemen her şeyden bir vazgeçiş ruhunun şiirlerine yansıdığı görülür.
Adanma kavramı etrafında ilerleyecek olduğumuzda, sadece ilahi eksenle sınırlı kalmaz bu şiirin örnekleri. Bütün bir varlık dünyasının ilahi çatı altında bir kaynaşma ve dayanışma içinde anlamlı bir birliktelikle resmedildiği görülür. Bu açıdan Koytak şiirinin ilahi eksende yeryüzünün hallerine de bir ses olma peşinde farklı adanma durumları gösterdiği söylenebilir. Mazlumlara kulak kesilen, yaralılara kol kanat geren, bütün düşkünlerin elinden tutmaya çalışan ve böylece insanın kapabileceği türlü kirlerden arınmanın hissedileceği nice şiir örnekleri, bu külliyatın sayfaları arsında yer almaktadır.
Bu yazının devamı
191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Oyun bozuldu ve sokaklar boşaldı. Fakat eve dönen de olmadı. Mevsimler karıştı. Çiçeklerin adı unutuldu.
Kardeşlerden biri hasta olursa, diğeri pencereden seyrederdi karın sessizliğini. Şimdi kardeşlerin pencereleri sırt sırta. En güzel top oynayan işte onunki süper kahraman desenli bir perde, hiç açılmıyor artık . Eski sokağa bakan diğer pencerede de bir rüzgar gülü duruyor.
Her sabah kardeşler, erkenden kayboluyorlar ortalıktan.
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında.
Geçmişten günümüze kadar gelen tüm pedagogların/eğitimcilerin cevabını aradığı temel sorulardan biri de: “Bilgi, muhataba en iyi şekilde nasıl aktarılabilir?” sorusu olmuştur. Bu soruya cevap sadedinde ortaya koyulmuş birçok çaba disiplin haline getirilerek ‘öğretim yöntem ve teknikleri’ olarak adlandırılan çalışmaların ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
Cahit Koytak’ın İşporta Tezgâhı Şiirini Bir Adanma Eylemi Olarak Okumak
Cahit Koytak’ın şiiri hakkında farklı değerlendirmelere olanak tanıyan pek çok boyuttan bahsedilebilir. Bunu, hem ortaya koyduğu şiirin hacmi hem de şiirlerinde eğildiği temalar çerçevesinde müşahede etmek mümkündür. Fakat şiirlerinde başından beri incelikli bir arayış çabası ve adanmışlık ruhunun izine hep rastlanmıştır. Adanma kavramı odağa alındığında, onun şiirlerinde ilahi eksende dile getirilen yoğun duygu ve düşünceler, çeşitli ilgiler eşliğinde ele alınabilir. Nitekim pek çok defa bir dua hali içinde, mutlak varlık olarak Allah’a bir yönelimin olduğu ve bu uğurda sahip olunan hemen hemen her şeyden bir vazgeçiş ruhunun şiirlerine yansıdığı görülür.
Adanma kavramı etrafında ilerleyecek olduğumuzda, sadece ilahi eksenle sınırlı kalmaz bu şiirin örnekleri. Bütün bir varlık dünyasının ilahi çatı altında bir kaynaşma ve dayanışma içinde anlamlı bir birliktelikle resmedildiği görülür. Bu açıdan Koytak şiirinin ilahi eksende yeryüzünün hallerine de bir ses olma peşinde farklı adanma durumları gösterdiği söylenebilir. Mazlumlara kulak kesilen, yaralılara kol kanat geren, bütün düşkünlerin elinden tutmaya çalışan ve böylece insanın kapabileceği türlü kirlerden arınmanın hissedileceği nice şiir örnekleri, bu külliyatın sayfaları arsında yer almaktadır.
Bu yazının devamı 191. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kardeşlerim
Oyun bozuldu ve sokaklar boşaldı. Fakat eve dönen de olmadı. Mevsimler karıştı. Çiçeklerin adı unutuldu.
Kardeşlerden biri hasta olursa, diğeri pencereden seyrederdi karın sessizliğini. Şimdi kardeşlerin pencereleri sırt sırta. En güzel top oynayan işte onunki süper kahraman desenli bir perde, hiç açılmıyor artık . Eski sokağa bakan diğer pencerede de bir rüzgar gülü duruyor.
Her sabah kardeşler, erkenden kayboluyorlar ortalıktan.
Sen Değerlerini Korursan Değerlerin de Seni Korur
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
Süreyya’yı Sinemada Taşlamak
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
Anne kendime benziyor muyum?
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında.
Tebliğde Anlatım Yöntemi ve Muhatabı Tanımanın Önemine Dair
Geçmişten günümüze kadar gelen tüm pedagogların/eğitimcilerin cevabını aradığı temel sorulardan biri de: “Bilgi, muhataba en iyi şekilde nasıl aktarılabilir?” sorusu olmuştur. Bu soruya cevap sadedinde ortaya koyulmuş birçok çaba disiplin haline getirilerek ‘öğretim yöntem ve teknikleri’ olarak adlandırılan çalışmaların ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.