Fransız sosyoloji geleneğinin en önemli temsilcilerinden olan Emile Durkheim (1858-1917), sosyolojiye özellikle teorik ve pratik çalışmalarıyla önemli katkılar sağlamış biridir. Yaptığı çalışmalar referans olmaya devam etmektedir. Toplumda İşbölümü, İntihar, Dinsel Hayatın İlkel Biçimleri, onun sosyolojisinin teorik ve pratik yönünü, aynı zamanda kuvvetini gösteren çalışmalardır ve bu anlamda ilklerden kabul edilirler. Özellikle Dinsel Hayatın İlkel Biçimleri adlı eserinde öne sürdüğü fikirler, onun din ve toplum hakkındaki görüşlerini en iyi şekilde yansıtır niteliktedir. Sosyolojide toplumun bu denli önemine vurgu yapan Durkheim, toplumdaki en etkili muharrik güç olarak dini görmekte ve söz konusu eserle de bunun ispatına girişmekte ve aynı zamanda ilkel diye nitelendirdiği toplulukların dinî hayatlarına önemli projeksiyonlar tutmaktadır.
Toplumsal olguları çok önemseyen ve onların bireyler üzerinde dışsal bir baskı unsuru olduklarını vurgulayan Durkheim, sosyolojisinin temeline de bu düşünceyi koymaktadır. Sosyolojik yöntemin ilkelerini derli toplu bir çalışma ile ortaya koyan Durkheim’a göre sosyolojinin özel konusunu toplumsal olgular oluşturur ve ona göre toplumsal olgu; bireye, dışsal olan ve onu kontrol altında tutan zorlayıcı güce sahip eylem, düşünme ve hissetme biçimleri anlamına gelir (Durkheim, 2016b: 18). Durkheim, bu tanımla, davranışları, düşünceleri ve duyguları tamamen sosyolojinin sahası içine alır (Durkheim, 2016b: 24).
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
The reflections presented below are part of a broader research project (both theoretical and “interventionist”) devoted to the reconstruction and reaffirmation
Gözetim, 18. yüzyılda, fizikî sınırların, duvarların, kamu mekânlarının ve şehrin bir kısmını içeren ve düzenin sağlanması için iktidara “güç” kazandıran panoptikonlar aracılığıyla sağlanmaktayken; 21. yüzyılda, Bauman’ın dediği gibi, sınırları olmayan, akışkan ve bireysel düzlemde mikropanoptikonlar yani akıllı cihazlarla dijital olarak sağlanmaktadır. Artık insanın sadece rasyonelliği değil irrasyonelliği de çeşitli denetim mekanizmalarının, gözetim teknolojilerinin boyunduruğu altındadır.
Nitekim bu sapkın düşünce onu, kendisinin de borcu olduğu yaşlı bir tefeci kadını ve cinayeti gören yardımcı komşu kadını öldürmeye yöneltmiş, kendinden sonra gelecek bütün edebiyat tarihine indirilmiş haldeki baltasıyla bir cinayet işlemiş, ancak cinayeti işledikten sonra, her ne kadar kendisini bir Napolyon gibi görmeye çalışmışsa da vicdanı bu role itiraz etmiş, evvela işlemiş olduğu suçun cenderesinde dönmeye başlayıp vicdanıyla baş başa kaldığı her dakika boyunca da dayanılmaz bir gerilimin ortasında kalmıştır.
Ahlâkın Sosyolojisi Sosyolojinin Ahlâkı
Giriş
Fransız sosyoloji geleneğinin en önemli temsilcilerinden olan Emile Durkheim (1858-1917), sosyolojiye özellikle teorik ve pratik çalışmalarıyla önemli katkılar sağlamış biridir. Yaptığı çalışmalar referans olmaya devam etmektedir. Toplumda İşbölümü, İntihar, Dinsel Hayatın İlkel Biçimleri, onun sosyolojisinin teorik ve pratik yönünü, aynı zamanda kuvvetini gösteren çalışmalardır ve bu anlamda ilklerden kabul edilirler. Özellikle Dinsel Hayatın İlkel Biçimleri adlı eserinde öne sürdüğü fikirler, onun din ve toplum hakkındaki görüşlerini en iyi şekilde yansıtır niteliktedir. Sosyolojide toplumun bu denli önemine vurgu yapan Durkheim, toplumdaki en etkili muharrik güç olarak dini görmekte ve söz konusu eserle de bunun ispatına girişmekte ve aynı zamanda ilkel diye nitelendirdiği toplulukların dinî hayatlarına önemli projeksiyonlar tutmaktadır.
Toplumsal olguları çok önemseyen ve onların bireyler üzerinde dışsal bir baskı unsuru olduklarını vurgulayan Durkheim, sosyolojisinin temeline de bu düşünceyi koymaktadır. Sosyolojik yöntemin ilkelerini derli toplu bir çalışma ile ortaya koyan Durkheim’a göre sosyolojinin özel konusunu toplumsal olgular oluşturur ve ona göre toplumsal olgu; bireye, dışsal olan ve onu kontrol altında tutan zorlayıcı güce sahip eylem, düşünme ve hissetme biçimleri anlamına gelir (Durkheim, 2016b: 18). Durkheim, bu tanımla, davranışları, düşünceleri ve duyguları tamamen sosyolojinin sahası içine alır (Durkheim, 2016b: 24).
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Eşcinsellik Üzerine Bir Değerlendirme
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
Islam and Islamophobia in the post-liberal world of late democracy. Neo-real-political foundations of racism
The reflections presented below are part of a broader research project (both theoretical and “interventionist”) devoted to the reconstruction and reaffirmation
Panoptikon ve Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı
Gözetim, 18. yüzyılda, fizikî sınırların, duvarların, kamu mekânlarının ve şehrin bir kısmını içeren ve düzenin sağlanması için iktidara “güç” kazandıran panoptikonlar aracılığıyla sağlanmaktayken; 21. yüzyılda, Bauman’ın dediği gibi, sınırları olmayan, akışkan ve bireysel düzlemde mikropanoptikonlar yani akıllı cihazlarla dijital olarak sağlanmaktadır. Artık insanın sadece rasyonelliği değil irrasyonelliği de çeşitli denetim mekanizmalarının, gözetim teknolojilerinin boyunduruğu altındadır.
E. W. Saıd ve Filistin’ in Kayıp Halkası: Self Determinasyon
Ben barbarların atlarını iyi bilirim.
Bir ben dururum onların karşısında,
Bir ben, gençliğin yüreğiyim her daim,
Yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların.
Raskolnikov, Ahlâk, Adalet ve Günümüz: Suçun Vicdani Anatomisi
Nitekim bu sapkın düşünce onu, kendisinin de borcu olduğu yaşlı bir tefeci kadını ve cinayeti gören yardımcı komşu kadını öldürmeye yöneltmiş, kendinden sonra gelecek bütün edebiyat tarihine indirilmiş haldeki baltasıyla bir cinayet işlemiş, ancak cinayeti işledikten sonra, her ne kadar kendisini bir Napolyon gibi görmeye çalışmışsa da vicdanı bu role itiraz etmiş, evvela işlemiş olduğu suçun cenderesinde dönmeye başlayıp vicdanıyla baş başa kaldığı her dakika boyunca da dayanılmaz bir gerilimin ortasında kalmıştır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.