20. yüzyıl, büyük anlatıların formüle etmiş olduğu ideolojiler çağıdır. Bütünleşme hareketleri bu ideolojilerin merkezinde cereyan etti. Sosyalizm, kapitalizm ve faşizm devasa boyutta tümleşik bir siyasadan bahsediyordu. Faşizmin tasallutu, dev rüyalarından uyanamadan bitiverdi. Kapitalizm ve sosyalizm dünyayı ikiye bölmek zorunda kaldılar ve her bir taraf dünyanın geri kalanını kendi devasa tümleşik ağına katabilmek için yıkıcı bir rekabet içine gidiler.
Sosyalizmin devasalık iddiası bir yüz yılını dolduramadı. Sosyalist bürokratik elit, yeryüzündeki cennet iddiasını, talep edilmesi doğal her türden temel ihtiyaç maddelerini “yasak meyve” kategorisine sokarak, bunları talep etmemeği sosyalist bir erdem haline getirmek istemiş ama doğal olarak bu durumu sürdüremeyerek büyük bir gürültü ile çökmüştür.
Kapitalizm ise sürekli kriz içindedir. Fakat kendisini, temel özelliğinin “sürekli kriz içinde ayakta kalabilme yeteneği” olarak takdim etme başarısı, her türden yapı ile eklemlenmeye girebilme kapasitesi onu şimdilik yürürlükte tutuyor. Ama şimdilik…
İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır.
Allah’a adamak… Tüm fani olanları O’na adamak… O’nun verdiklerini O’na adamak… Düşüncede, sözde, özde, eylemde adamak… Hep bir adım öne atılarak… Sabır, sebat, istikamet üzere yürüyerek… En değerlileri feda ederek… Kalplerde Allah’ın dışında bir şey bırakmayarak…
Hüsamettin Yıldırım’ın İçtimai Matematik çalışması, pek çok açıdan hakikat bilgisine ulaşmanın yöntemlerini/yollarını inceler. Bugüne kadar üzerinde çalışılmamış olmasını bir talihsizlik olarak nitelemenin yanı sıra eserin hakikat
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
Gonçarov’un Oblomov’u 1859’da yayımlandığında Rus edebiyatının en tuhaf kahramanlarından birini dünya edebiyatına armağan etmişti. Oblomov öyle bir adamdı ki romanın neredeyse yarısı boyunca yatağından kalkamıyordu.
Kurgusal Kümeste Küme Elamanı Olmak; Ulusalcılık Ve Popülizm Siyasasında Kimliklerin Kaybı
20. yüzyıl, büyük anlatıların formüle etmiş olduğu ideolojiler çağıdır. Bütünleşme hareketleri bu ideolojilerin merkezinde cereyan etti. Sosyalizm, kapitalizm ve faşizm devasa boyutta tümleşik bir siyasadan bahsediyordu. Faşizmin tasallutu, dev rüyalarından uyanamadan bitiverdi. Kapitalizm ve sosyalizm dünyayı ikiye bölmek zorunda kaldılar ve her bir taraf dünyanın geri kalanını kendi devasa tümleşik ağına katabilmek için yıkıcı bir rekabet içine gidiler.
Sosyalizmin devasalık iddiası bir yüz yılını dolduramadı. Sosyalist bürokratik elit, yeryüzündeki cennet iddiasını, talep edilmesi doğal her türden temel ihtiyaç maddelerini “yasak meyve” kategorisine sokarak, bunları talep etmemeği sosyalist bir erdem haline getirmek istemiş ama doğal olarak bu durumu sürdüremeyerek büyük bir gürültü ile çökmüştür.
Kapitalizm ise sürekli kriz içindedir. Fakat kendisini, temel özelliğinin “sürekli kriz içinde ayakta kalabilme yeteneği” olarak takdim etme başarısı, her türden yapı ile eklemlenmeye girebilme kapasitesi onu şimdilik yürürlükte tutuyor. Ama şimdilik…
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
189. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İçtihad Kapısı Kapalı mıydı Gerçekten, Ya da Hangi İçtihad?
İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır.
Adayış ve Adanış
Allah’a adamak… Tüm fani olanları O’na adamak… O’nun verdiklerini O’na adamak… Düşüncede, sözde, özde, eylemde adamak… Hep bir adım öne atılarak… Sabır, sebat, istikamet üzere yürüyerek… En değerlileri feda ederek… Kalplerde Allah’ın dışında bir şey bırakmayarak…
İçtimai Matematik: Hakikati Tecrübe Etmenin İmkânsızlığı
Hüsamettin Yıldırım’ın İçtimai Matematik çalışması, pek çok açıdan hakikat bilgisine ulaşmanın yöntemlerini/yollarını inceler. Bugüne kadar üzerinde çalışılmamış olmasını bir talihsizlik olarak nitelemenin yanı sıra eserin hakikat
Zihniyet Daralması Karşısında Islahı Yeniden Kuşanmak
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
Dijital Divan: Çağdaş Oblomovculuğun Ekran Başındaki Dönüşümü
Gonçarov’un Oblomov’u 1859’da yayımlandığında Rus edebiyatının en tuhaf kahramanlarından birini dünya edebiyatına armağan etmişti. Oblomov öyle bir adamdı ki romanın neredeyse yarısı boyunca yatağından kalkamıyordu.
Alışverişe devam et