Kalabalık evin zili susmuş, kaşık çatal sesleri kesilmiş, akşam olmuş ve perdeler kapanmaktadır. Anne beyaz bir çarşafla düş filmini başlatmak üzereyken… baba sahneye belki çıkacak belki de hiç çıkmayacaktır. Belki de itinayla yataklara geçmeden evvel bir masal kahramanına dönüşecektir. Anne senaryoyu nasıl yazarsa yazsın, dekor ve düzeni nasıl kurarsa kursun baba büyük ihtimalle çoğunu farketmeyecek bildiğini okuyacaktır sahnede.
Anne babaya sufle verir. Cocuklar tüm bunları izlerken büyümek üzere uykuya dalarlar.
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da kapılarından geçiriyor teker teker. Her şiirinde ‘çocuk’ sesi duyuyoruz.
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
…Tek bir çivinin eksikliği yüzünden koskoca bir krallığın yitirilebileceği uyarısı 14. yüzyıla kadar uzanır; ünlü çocuk tekerlemesinin aşağıda verilen versiyonu Benjamin Franklin’in 1758’de yayımladığı Poor Richard’s Almanac’ta yer almaktaydı:
Bundan birkaç yıl önce içinde bulunduğum okuma gruplarından biriyle “Hatırat” okumaları yapmıştık. Bir sene devam etmişti bu okumalar. Seçtiğimiz kitaplar/hatıratlar arasında kimler yoktu ki? Bu bir senelik liste sayılabilir elbette.
‘Kelimelerin kalbi neresidir?’ diye soracak olduğumda; soruma karşı bir soruyu duyuveriyorum: ‘Kelimelerin bir kalbi var mıdır?’ Sorular çoğalıyor… ’Peki kalbin bir raf ömrü var mıdır?’ ‘Bedenin ve kalbin ölümü hep eş zamanlı mıdır?’ ‘Hem çürümenin hem de onarımın merkezi orası mı oluyor?’ ‘Ne emek ne ekmek önce kalbimiz bozuluyor, diyen haklı mı?’
Baba
Kalabalık evin zili susmuş, kaşık çatal sesleri kesilmiş, akşam olmuş ve perdeler kapanmaktadır. Anne beyaz bir çarşafla düş filmini başlatmak üzereyken… baba sahneye belki çıkacak belki de hiç çıkmayacaktır. Belki de itinayla yataklara geçmeden evvel bir masal kahramanına dönüşecektir. Anne senaryoyu nasıl yazarsa yazsın, dekor ve düzeni nasıl kurarsa kursun baba büyük ihtimalle çoğunu farketmeyecek bildiğini okuyacaktır sahnede.
Anne babaya sufle verir. Cocuklar tüm bunları izlerken büyümek üzere uykuya dalarlar.
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hiç Haksız Olur Mu Çocuklar?
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da kapılarından geçiriyor teker teker. Her şiirinde ‘çocuk’ sesi duyuyoruz.
Ölüm Konuşur
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
‘Kelebek Etkisi’ne Doğru İlk Çırpınışlar
…Tek bir çivinin eksikliği yüzünden koskoca bir krallığın yitirilebileceği uyarısı 14. yüzyıla kadar uzanır; ünlü çocuk tekerlemesinin aşağıda verilen versiyonu Benjamin Franklin’in 1758’de yayımladığı Poor Richard’s Almanac’ta yer almaktaydı:
Mustafa Ökkeş Evren Kitabı: Düne Düşen Yazılar
Bundan birkaç yıl önce içinde bulunduğum okuma gruplarından biriyle “Hatırat” okumaları yapmıştık. Bir sene devam etmişti bu okumalar. Seçtiğimiz kitaplar/hatıratlar arasında kimler yoktu ki? Bu bir senelik liste sayılabilir elbette.
Günlerden Bir Gün
‘Kelimelerin kalbi neresidir?’ diye soracak olduğumda; soruma karşı bir soruyu duyuveriyorum: ‘Kelimelerin bir kalbi var mıdır?’ Sorular çoğalıyor… ’Peki kalbin bir raf ömrü var mıdır?’ ‘Bedenin ve kalbin ölümü hep eş zamanlı mıdır?’ ‘Hem çürümenin hem de onarımın merkezi orası mı oluyor?’ ‘Ne emek ne ekmek önce kalbimiz bozuluyor, diyen haklı mı?’
Alışverişe devam et