“Onları (sahte peygamberleri) meyvelerinden tanıyacaksınız. Dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanabilir mi? Bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir. İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır. Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız.” Matta 7/16-20
“Pragmatizm, nebülöz halinde veya bir sis gibi, bugünkü fikir hayatımız içine dağılmıştır.” Mehmet Servet Berkin
“Canın canıma karışmıştır; seni inciten her şey, beni de incitir.”
Pragmatizm, onto-teolojik düzlemden epistemolojiye, güzelden yararlıya doğru bir paradigma kaymasıdır. Günümüzde dünya problemlerinin yüzeydeki nedenleri farklılaşabilir ama temelde bir dünya görüşünün, bir anlam çerçevesinin ve kompleks bir paradigmanın söz konusu problemlerin altında yatan temel bir ilke olduğu yadsınamaz. Bu makalede pragmatizmin Batılı siyasal aklın bir ürünü ve İslam düşüncesinin değil ama İslam dünyasının bir hastalığı olduğu tespitinde bulunacağım. Bu tespitimi bir dizi soru etrafında oluşan cevaplarım neticesinde temellendirmeye çalışacağım. Ama öncelikle pragmatizmi anlamaya yönelik bir takım sorular sormamız gerekiyor.
Bu yazının devamı
187. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Allah’ım! Bu mefhum bize ne kadar da yabancı… Bürokraside, akademik(!) dünyada, sanatta, eğitimde ve hatta sokakta… Çünkü toplumumuzda eleştirmek demek bir tür körlük içinde yargılamak demektir. Eleştirinin bizim toplumumuzdaki yeri, daha büyük ün için karşısındaki kişiyi yerle bir etmekle aynı şeydir. Dolayısıyla eleştiriye maruz kalma ihtimali bile üstünlüğü elden kaçırma korkusuna sebep olmaktadır. Bu zihinsel kalıplar içinde dürüst, ard niyetsiz ve makul bir eleştiriye bile rest çekmek, muhatabına aşırı tepkiler göstermek, kendisinde vehmettiği o enaniyete bağlı gücün kaybedilmesi olarak telâkki edilmektedir.
İslam, dünyada üstün olarak insanca yaşamanın yolunu göstermiş ve Müslümanları buna teşvik etmiştir. Kur’an’a baktığımızda çalışmak, kazanmak, açık ve gizli infak etmek, yardım etmek,
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülahazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
Oblomovizm, kronik olarak kayıtsızlık ya da tembelliği ikame eden bir kelime olarak ede biyatın unutulmaz karakteri Oblomov’dan doğmuştur. Oblomov’un yavaşlığı, isteksizliği, üşengeçliği ilk anda
Ontolojiden Epistemolojiye, Güzelden Yararlıya: Batılı Siyasal Aklın Ürünü ve İslam Dünyasının Hastalığı Olarak Pragmatizmin Röntgeni
“Onları (sahte peygamberleri) meyvelerinden tanıyacaksınız. Dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanabilir mi? Bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir. İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır. Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız.” Matta 7/16-20
“Pragmatizm, nebülöz halinde veya bir sis gibi, bugünkü fikir hayatımız içine dağılmıştır.” Mehmet Servet Berkin
“Canın canıma karışmıştır; seni inciten her şey, beni de incitir.”
Mevlânâ Celâleddîn Rûmî
Giriş: Soru-Cevap Diyalektiğinde Pragmatizmi Anlamak
Pragmatizm, onto-teolojik düzlemden epistemolojiye, güzelden yararlıya doğru bir paradigma kaymasıdır. Günümüzde dünya problemlerinin yüzeydeki nedenleri farklılaşabilir ama temelde bir dünya görüşünün, bir anlam çerçevesinin ve kompleks bir paradigmanın söz konusu problemlerin altında yatan temel bir ilke olduğu yadsınamaz. Bu makalede pragmatizmin Batılı siyasal aklın bir ürünü ve İslam düşüncesinin değil ama İslam dünyasının bir hastalığı olduğu tespitinde bulunacağım. Bu tespitimi bir dizi soru etrafında oluşan cevaplarım neticesinde temellendirmeye çalışacağım. Ama öncelikle pragmatizmi anlamaya yönelik bir takım sorular sormamız gerekiyor.
Bu yazının devamı 187. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mutluluk ve Ahlâk İlişkisi
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Eleştiri, Bize Yabancı Bir Mefhum..
Allah’ım! Bu mefhum bize ne kadar da yabancı… Bürokraside, akademik(!) dünyada, sanatta, eğitimde ve hatta sokakta… Çünkü toplumumuzda eleştirmek demek bir tür körlük içinde yargılamak demektir. Eleştirinin bizim toplumumuzdaki yeri, daha büyük ün için karşısındaki kişiyi yerle bir etmekle aynı şeydir. Dolayısıyla eleştiriye maruz kalma ihtimali bile üstünlüğü elden kaçırma korkusuna sebep olmaktadır. Bu zihinsel kalıplar içinde dürüst, ard niyetsiz ve makul bir eleştiriye bile rest çekmek, muhatabına aşırı tepkiler göstermek, kendisinde vehmettiği o enaniyete bağlı gücün kaybedilmesi olarak telâkki edilmektedir.
Çalışmak, Yardım Etmek ve Kuvvet Hazırlamak
İslam, dünyada üstün olarak insanca yaşamanın yolunu göstermiş ve Müslümanları buna teşvik etmiştir. Kur’an’a baktığımızda çalışmak, kazanmak, açık ve gizli infak etmek, yardım etmek,
Akıl-Vahiy İlişkisi Üzerine Mülahazalar – Bilginin Kaynağı Sorunu -I-
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülahazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
Herkesin Her Şey Olabildiği Çağda Hiçbir Şey Ol(a)mamak / İmkânın Yorgunluğu
Oblomovizm, kronik olarak kayıtsızlık ya da tembelliği ikame eden bir kelime olarak ede biyatın unutulmaz karakteri Oblomov’dan doğmuştur. Oblomov’un yavaşlığı, isteksizliği, üşengeçliği ilk anda
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.