Daha iyisi için değişiyordu her şey. Daha yenisi, büyüğü, güzeli için… Ya da daha küçüğü, daha az yer kaplayanı, daha az renklisi için. Evlerimiz hızlanıyordu günden güne. Çocuk, evini seçemiyordu, arkadaşına tarif etmek için. Öyle günlerdi. Kuşatılmıştı renkler. Kuş sesleri, telefon oyunlarından bile kesilmişti. Babasının en çok neye güldüğünü unutan çocuklar, sabahtan akşama kadar şıkları işaretliyordu. Hatırlamadık, duvarda nakışlı, ütülü zarf gibi dikilmiş Mushaf kabı asılırdı, ekseri yeşil ve beyaz renkli. Kapılar kilitlenmez, bir tül eserdi, eşiği temiz. Girişte kolonya ve mendil… Unuttuk. Avlumuz kesildi. Batıya döndü aynası konsolun.
Bu yazının devamı
195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sinemanın, sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, anlam üreten, toplumsal gerçekliği yansıtan ve yeniden inşa eden bir sanat dalı olduğunu anlamakla başlayabiliriz. Bu alanda derinlemesine bir kavrayış geliştirmek için bazen hem teknik estetik katmanlara,
Filmler, izleyiciyi farklı öykülere davet ederken çok katmanlı anlamları da içinde barındırır. Lale Kabadayı bu anlamları ortaya çıkarma ve anlamlandırma sürecinde film
El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız.
Sevgiyle Yap
“Ak duvarlarınız olacak dal gölgeli
Ak tutun yüreğinizi
Gül yastığı sol yanı boş komayın”
Cengiz Bektaş
Daha iyisi için değişiyordu her şey. Daha yenisi, büyüğü, güzeli için… Ya da daha küçüğü, daha az yer kaplayanı, daha az renklisi için. Evlerimiz hızlanıyordu günden güne. Çocuk, evini seçemiyordu, arkadaşına tarif etmek için. Öyle günlerdi. Kuşatılmıştı renkler. Kuş sesleri, telefon oyunlarından bile kesilmişti. Babasının en çok neye güldüğünü unutan çocuklar, sabahtan akşama kadar şıkları işaretliyordu. Hatırlamadık, duvarda nakışlı, ütülü zarf gibi dikilmiş Mushaf kabı asılırdı, ekseri yeşil ve beyaz renkli. Kapılar kilitlenmez, bir tül eserdi, eşiği temiz. Girişte kolonya ve mendil… Unuttuk. Avlumuz kesildi. Batıya döndü aynası konsolun.
Bu yazının devamı 195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Wall-E& Kutu
Sinemanın, sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, anlam üreten, toplumsal gerçekliği yansıtan ve yeniden inşa eden bir sanat dalı olduğunu anlamakla başlayabiliriz. Bu alanda derinlemesine bir kavrayış geliştirmek için bazen hem teknik estetik katmanlara,
Kadim Medeniyetlerin Efsunlu Coğrafyası: İran
İsfahan, Kaşhan, Tebriz, Tahran, Kum, Meşhed, Nişabur, Şiraz gibi şehirleriyle şarkın şiiri… Hafız, Firdevsî, Sadi, Şehriyar, Furuğ bu şiirle sesleniyorlar efsunlu ülkeden kalplerimize ve ele geçiriyor ruhumuzu bir tutam şiir…
Şair Tutanağı: Yağmur Duası
Bir karanlık bul ve onu yıka.
Akıl kıyısında eşelenme, kalp denizine dal. Karanlığı karanlıkla yenebileceğin düşüncesinden tevbe et.
Doğu’da Eğitime ve Eğitimciye Bakmak: İki Dil Bir Bavul’dan Okul Tıraşı’na Bir Okuma
Filmler, izleyiciyi farklı öykülere davet ederken çok katmanlı anlamları da içinde barındırır. Lale Kabadayı bu anlamları ortaya çıkarma ve anlamlandırma sürecinde film
Ekonomi-politiğin Çocukça Dile Gelişi: Kahraman Seyyar Satıcılar Devasa Kamyonlara Karşı
El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız.
Alışverişe devam et