Anlamaya değil, yaftalamaya; iletişim kurmaya değil, tezahürat yapmaya teşne olduğumuz şu dünyada ne büyük fırsatlar kaçırıyoruz bir bilsek. Kim bilir, ötelediğimiz kişiler, toplumlar, milletler, tersinden kalkıp aynaya özensiz bakmamız sonucu görüp irkildiğimiz kendi aksimizden başka bir şey değil.
Medeniyet dünyalarına da yapacağımızı yapıyor, cetvelle ölçüp ortadan ayırıyoruz; doğu ve batı diye. Çok farklı tecrübelerle farklı yerlere savrulduğumuz doğru ama dikkatli bakarsak bizi yanaştıracak teyeller yerli yerinde.
İlahi yasayla bozuşmuş, köprüleri yıkmış, gemileri yakmış olanlar, yerine insani yasalar getirip devam ettiler yola. İnsani dedikleri yasanın insanı dışlaması pek çabuk oldu. Dört ayaklılar iyi, iki ayaklılar kötü deseler ona bile sempatiyle bakabilecekken, “sen biraz fazla kavrulmuşsun, insan değilsin anladık ama hangi canlısın bilemedik” lisan-ı halleri, birilerinin topraklarını uçsuz bucaksız kılmak, her köşeye endüstriyel canavarlar dikmek dışında ne işimize yaradı, onu da biz bilemedik.
İlahi yasaya hürmetimiz sonsuz diye diye gerisin geri sıvışanlar daha mı iyi yaptı peki? Gönüllerinde esamisi okunmayanı, görünürde kaldırmadılar. Kendince konuşanı yuhalayıp beride zehirli bencilliklerini tahkim ettiler. Gene üç beş kişi yükte ve pahada ağır çekti, içleri tam takır kuru bakırsa ne olmuş!
Bu yazının devamı
210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlk yazımızı Nida Dergisi’nde kaleme alalı beş yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında birkaç yazı haricinde “11 Eylül sonrası dünya sinemalarından örnek filmlerde İslam, Müslüman ve öteki kurgusunu” ele alan değerlendirmeler yaptık.
Şimdiye kadar 11 Eylül sonrası (Post 9/11) ile sinema filmleri arasındaki bağa vurgu yapan filmleri değerlendirdiğimiz yazılarda, bu konuda yeterince çalışma olmadığını, var olan çalışmaların ise sınırlı sayıda
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
Bay Şavşan ve Basit’in Karmakarışık Oyunları
Anlamaya değil, yaftalamaya; iletişim kurmaya değil, tezahürat yapmaya teşne olduğumuz şu dünyada ne büyük fırsatlar kaçırıyoruz bir bilsek. Kim bilir, ötelediğimiz kişiler, toplumlar, milletler, tersinden kalkıp aynaya özensiz bakmamız sonucu görüp irkildiğimiz kendi aksimizden başka bir şey değil.
Medeniyet dünyalarına da yapacağımızı yapıyor, cetvelle ölçüp ortadan ayırıyoruz; doğu ve batı diye. Çok farklı tecrübelerle farklı yerlere savrulduğumuz doğru ama dikkatli bakarsak bizi yanaştıracak teyeller yerli yerinde.
İlahi yasayla bozuşmuş, köprüleri yıkmış, gemileri yakmış olanlar, yerine insani yasalar getirip devam ettiler yola. İnsani dedikleri yasanın insanı dışlaması pek çabuk oldu. Dört ayaklılar iyi, iki ayaklılar kötü deseler ona bile sempatiyle bakabilecekken, “sen biraz fazla kavrulmuşsun, insan değilsin anladık ama hangi canlısın bilemedik” lisan-ı halleri, birilerinin topraklarını uçsuz bucaksız kılmak, her köşeye endüstriyel canavarlar dikmek dışında ne işimize yaradı, onu da biz bilemedik.
İlahi yasaya hürmetimiz sonsuz diye diye gerisin geri sıvışanlar daha mı iyi yaptı peki? Gönüllerinde esamisi okunmayanı, görünürde kaldırmadılar. Kendince konuşanı yuhalayıp beride zehirli bencilliklerini tahkim ettiler. Gene üç beş kişi yükte ve pahada ağır çekti, içleri tam takır kuru bakırsa ne olmuş!
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gökyüzü Kadar Kırmızı ile Eğitimcinin Sinema Rehberine Giriş
İlk yazımızı Nida Dergisi’nde kaleme alalı beş yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında birkaç yazı haricinde “11 Eylül sonrası dünya sinemalarından örnek filmlerde İslam, Müslüman ve öteki kurgusunu” ele alan değerlendirmeler yaptık.
Diasporada Zoraki Radikal Olmak: Mira Nair Sinemasına Giriş
Şimdiye kadar 11 Eylül sonrası (Post 9/11) ile sinema filmleri arasındaki bağa vurgu yapan filmleri değerlendirdiğimiz yazılarda, bu konuda yeterince çalışma olmadığını, var olan çalışmaların ise sınırlı sayıda
Anadolu Türkü Dolu
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Ataleti Yenmenin Anahtarı: Kalk ve Diren (1988)
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Hayat Yansıttıklarımızdan mı İbaret
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.