“Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.”
S.a.v.
Her çocuk tabii hilkat ile tertemiz yaratılır. İslam’ın aslıdır bu. Anasından doğduğu gibi yaşamaya devam edebilen her çocuk, müslüman olarak yaşar ve ölür. O nedenle ayrıca İslam fıtratı olarak belirtmek fıtratı tanımadığımızı gösterir. Zira İslam fıtratı diyecek olursak akabinde yahudi, hristiyan fıtratları da gündeme gelir ki bu fıtrat türlerini de kabul etmiş oluruz.
İslam neyse fıtrî olan da odur. Diğer inanç ve kültür grupları İslam’a yakın olabilirler belki fakat ortaklık ve aynîlik söz konusu değildir. Çünkü mutlak hakikat İslam’dır ve fıtrata kodlanmıştır. Bu bağlamda İslam ahlâkî bir öğreti değildir ve ortak kabullere de indirgenemez. Aksi halde bu insan fıtratına da zulüm olur.
Bu yazının devamı
194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde.
“Müşrikler zorda kaldıklarında Allah’a yönelirler, Müslümanlar zorda kaldıklarında Allah’a şirk koşarlar.”
“Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”nde Prof. Dr. Said Şimşek bu ifadeyi kullanmış. İlk okuduğumda biraz ağır gelmişti bana. Ama üzerinde biraz düşünüp de örnekler gözümüzün önünden geçtiğinde hak vermemek mümkün değil. Aslında bildiğimiz bir gerçek, çok net ve açık bir biçimde dile getirilmişti.
Bulunduğumuz toplumda türbelerde yapılanlar, bir hastalık ve çaresizlikte gidilen “… babalar”, cinciler üzerinden iş yürütmeler, şirkin bazı örnekleridir. Allah’tan başkasından yardım istemeler, bizim Allah’ın yardımı olarak baktığımız olaylara “şeyhlerinin kerameti” olarak bakmalar…
Adalet ve edebiyat arasında bağ kurmak bir bakıma yersiz. Her iki kavramın da hayatı inşa edici yönü son derece açıktır. İnşa edici unsurların çelişki arz etmesi, nihayetinde beklenilmez.
Bir Annenin Rüyası
“Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.”
S.a.v.
Her çocuk tabii hilkat ile tertemiz yaratılır. İslam’ın aslıdır bu. Anasından doğduğu gibi yaşamaya devam edebilen her çocuk, müslüman olarak yaşar ve ölür. O nedenle ayrıca İslam fıtratı olarak belirtmek fıtratı tanımadığımızı gösterir. Zira İslam fıtratı diyecek olursak akabinde yahudi, hristiyan fıtratları da gündeme gelir ki bu fıtrat türlerini de kabul etmiş oluruz.
İslam neyse fıtrî olan da odur. Diğer inanç ve kültür grupları İslam’a yakın olabilirler belki fakat ortaklık ve aynîlik söz konusu değildir. Çünkü mutlak hakikat İslam’dır ve fıtrata kodlanmıştır. Bu bağlamda İslam ahlâkî bir öğreti değildir ve ortak kabullere de indirgenemez. Aksi halde bu insan fıtratına da zulüm olur.
Bu yazının devamı 194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Diasporaki “Canım Öğretmenim” Dertlere Deva Olabilir Mi?
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Ölümsüzler Köyü
Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde.
Gaflet mi, Cehalet mi?
“Müşrikler zorda kaldıklarında Allah’a yönelirler, Müslümanlar zorda kaldıklarında Allah’a şirk koşarlar.”
“Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”nde Prof. Dr. Said Şimşek bu ifadeyi kullanmış. İlk okuduğumda biraz ağır gelmişti bana. Ama üzerinde biraz düşünüp de örnekler gözümüzün önünden geçtiğinde hak vermemek mümkün değil. Aslında bildiğimiz bir gerçek, çok net ve açık bir biçimde dile getirilmişti.
Bulunduğumuz toplumda türbelerde yapılanlar, bir hastalık ve çaresizlikte gidilen “… babalar”, cinciler üzerinden iş yürütmeler, şirkin bazı örnekleridir. Allah’tan başkasından yardım istemeler, bizim Allah’ın yardımı olarak baktığımız olaylara “şeyhlerinin kerameti” olarak bakmalar…
Ahmet Örs’ün Öykülerinde “Edebiyatın Asıl Damarı” / Hak ve Adalet Arayışı
Adalet ve edebiyat arasında bağ kurmak bir bakıma yersiz. Her iki kavramın da hayatı inşa edici yönü son derece açıktır. İnşa edici unsurların çelişki arz etmesi, nihayetinde beklenilmez.
Bir Film Nasıl İzlenir?‘Kısa’dan ‘Uzun’a Çocuklar ve Aileler için Film Rehberine Giriş
Filmler günümüz kültürünün o kadar büyük bir parçasını oluşturuyor ki hiç var olmadıkları bir zamanı hayal etmek meşakkatli bir duruma benziyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.