Enformatik gelişmelerin sürekli ivme kazandığı, kabaca bir tasvirle haberleşme ve bilgi ağının zirvede olduğu atmosferi soluyoruz hep beraber. Yazılı materyallerin yanında dijital diye adlandırdığımız devasa bir bilgi yığını/arşivi de şimdiden oluşmuş durumda. Zamanı biraz geriye sarıp, özellikle geride kalan yüzyılın ikinci yarısına dikkat kesilince, dergi ve dergicilik alanında bazı isimlerin öne çıktığını gözlemleriz. Bu neşriyatın da matbu yani basılı materyaller olduğu hepimizce aşikardır. Ön plana çıkan bu dergiler; Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera, Kelime… diye sıralanabilir. Bunlardan Edebiyat Dergisi’ni ele alınca karşımıza Nuri Pakdil ismi çıkacaktır. Öyle ki biri anılınca hemen zihne diğeri de gelmektedir. Bir nevi ekol\okul da oluşturabilen dergi, yazın dünyamıza çok sayıda isim de kazandırmıştır. İlhami Çiçek’i ıskalayarak şiirimizi, Hüseyin Su’yu atlayarak ise öykümüzü konuşmak eksik kalıyorsa, bunda derginin payı büyüktür.
Şaban Abak’la, geçtiğimiz aylarda vefat Nuri Pakdil’i ve dolayısıyla Edebiyat Dergisi’ni konuştuk.Pakdil’i yakından tanıyan ve yazar üzerine kalem oynatan isimlerden biri olan Şaban Abak ile yaptığımız söyleşide pek çok soruya yanıt aradık. Dönemin de bir panoramasını tutmaya çalıştık.
Bu yazının devamı
194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Şiir ve hikaye, her ikisi de sanat ve edebiyat ırmağını asırlardır sürükleyen iki büyük dalga. Gerek ‘şiirin saçağı’nın gerekse de ‘hikayenin saçağı’nın altına baktığımızda büyük isimleri, büyük özlemleri, büyük dramları, büyük kavgaları vs. görüyoruz.
İnsanın kendi gerçekliğinin farkına varması ancak acıyla ve dolayısıyla da yaralanmakla mümkün oluyor. Yaralanmanın olduğu yerde uyanma başlıyor. Varoluşsal bir durumdur bu. Acı/yara insanın dönüp kendine bakmasının gerekçesi oluyor.
İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker.
Değerler eğitimi, değerlerin öğretimi ile ilgili yapılan tüm etkinlikler şeklinde tanımlanabilir. Hayatımızda bizleri yönlendiren pek çok değer türü vardır. ‘Değerlerin öğretiminde edebiyatın, bilhassa çocuk edebiyatının işlevi nedir?’
Türkü yakmak, türküyle yanmak ve türkü okumak. Bu coğrafya insanın kaderidir türküler. Hüznü, sevinci, yoksulluğu, aşkı ve ölümü türkülerle/türkülerde anlatmıştır Anadolu insanı. Bu sebeple türküleri anlamayan bu coğrafyanın insanını da anlayamaz, anlatamaz.
“Nuri Pakdil’in Vefâtı Üzerine”
Söyleşi: Salih Erayabakan
Enformatik gelişmelerin sürekli ivme kazandığı, kabaca bir tasvirle haberleşme ve bilgi ağının zirvede olduğu atmosferi soluyoruz hep beraber. Yazılı materyallerin yanında dijital diye adlandırdığımız devasa bir bilgi yığını/arşivi de şimdiden oluşmuş durumda. Zamanı biraz geriye sarıp, özellikle geride kalan yüzyılın ikinci yarısına dikkat kesilince, dergi ve dergicilik alanında bazı isimlerin öne çıktığını gözlemleriz. Bu neşriyatın da matbu yani basılı materyaller olduğu hepimizce aşikardır. Ön plana çıkan bu dergiler; Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera, Kelime… diye sıralanabilir. Bunlardan Edebiyat Dergisi’ni ele alınca karşımıza Nuri Pakdil ismi çıkacaktır. Öyle ki biri anılınca hemen zihne diğeri de gelmektedir. Bir nevi ekol\okul da oluşturabilen dergi, yazın dünyamıza çok sayıda isim de kazandırmıştır. İlhami Çiçek’i ıskalayarak şiirimizi, Hüseyin Su’yu atlayarak ise öykümüzü konuşmak eksik kalıyorsa, bunda derginin payı büyüktür.
Şaban Abak’la, geçtiğimiz aylarda vefat Nuri Pakdil’i ve dolayısıyla Edebiyat Dergisi’ni konuştuk.Pakdil’i yakından tanıyan ve yazar üzerine kalem oynatan isimlerden biri olan Şaban Abak ile yaptığımız söyleşide pek çok soruya yanıt aradık. Dönemin de bir panoramasını tutmaya çalıştık.
Bu yazının devamı 194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
“Acar Süvari Tutuk Arbalet” Üzerine
Şiir ve hikaye, her ikisi de sanat ve edebiyat ırmağını asırlardır sürükleyen iki büyük dalga. Gerek ‘şiirin saçağı’nın gerekse de ‘hikayenin saçağı’nın altına baktığımızda büyük isimleri, büyük özlemleri, büyük dramları, büyük kavgaları vs. görüyoruz.
“Şiiri Yeniden Çağırmak”
İnsanın kendi gerçekliğinin farkına varması ancak acıyla ve dolayısıyla da yaralanmakla mümkün oluyor. Yaralanmanın olduğu yerde uyanma başlıyor. Varoluşsal bir durumdur bu. Acı/yara insanın dönüp kendine bakmasının gerekçesi oluyor.
“Halkın Mutsuzluk Lekeleri” Kitabı, Şiir ve Şair Üzerine
İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker.
“Çocuk Edebiyatında Değerlerin Önemi” Üzerine
Değerler eğitimi, değerlerin öğretimi ile ilgili yapılan tüm etkinlikler şeklinde tanımlanabilir. Hayatımızda bizleri yönlendiren pek çok değer türü vardır. ‘Değerlerin öğretiminde edebiyatın, bilhassa çocuk edebiyatının işlevi nedir?’
Türkünün Ötesi Neşet Ertaş Üzerine
Türkü yakmak, türküyle yanmak ve türkü okumak. Bu coğrafya insanın kaderidir türküler. Hüznü, sevinci, yoksulluğu, aşkı ve ölümü türkülerle/türkülerde anlatmıştır Anadolu insanı. Bu sebeple türküleri anlamayan bu coğrafyanın insanını da anlayamaz, anlatamaz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.