Enformatik gelişmelerin sürekli ivme kazandığı, kabaca bir tasvirle haberleşme ve bilgi ağının zirvede olduğu atmosferi soluyoruz hep beraber. Yazılı materyallerin yanında dijital diye adlandırdığımız devasa bir bilgi yığını/arşivi de şimdiden oluşmuş durumda. Zamanı biraz geriye sarıp, özellikle geride kalan yüzyılın ikinci yarısına dikkat kesilince, dergi ve dergicilik alanında bazı isimlerin öne çıktığını gözlemleriz. Bu neşriyatın da matbu yani basılı materyaller olduğu hepimizce aşikardır. Ön plana çıkan bu dergiler; Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera, Kelime… diye sıralanabilir. Bunlardan Edebiyat Dergisi’ni ele alınca karşımıza Nuri Pakdil ismi çıkacaktır. Öyle ki biri anılınca hemen zihne diğeri de gelmektedir. Bir nevi ekol\okul da oluşturabilen dergi, yazın dünyamıza çok sayıda isim de kazandırmıştır. İlhami Çiçek’i ıskalayarak şiirimizi, Hüseyin Su’yu atlayarak ise öykümüzü konuşmak eksik kalıyorsa, bunda derginin payı büyüktür.
Şaban Abak’la, geçtiğimiz aylarda vefat Nuri Pakdil’i ve dolayısıyla Edebiyat Dergisi’ni konuştuk.Pakdil’i yakından tanıyan ve yazar üzerine kalem oynatan isimlerden biri olan Şaban Abak ile yaptığımız söyleşide pek çok soruya yanıt aradık. Dönemin de bir panoramasını tutmaya çalıştık.
Bu yazının devamı
194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanın kendi gerçekliğinin farkına varması ancak acıyla ve dolayısıyla da yaralanmakla mümkün oluyor. Yaralanmanın olduğu yerde uyanma başlıyor. Varoluşsal bir durumdur bu. Acı/yara insanın dönüp kendine bakmasının gerekçesi oluyor.
Türkü yakmak, türküyle yanmak ve türkü okumak. Bu coğrafya insanın kaderidir türküler. Hüznü, sevinci, yoksulluğu, aşkı ve ölümü türkülerle/türkülerde anlatmıştır Anadolu insanı. Bu sebeple türküleri anlamayan bu coğrafyanın insanını da anlayamaz, anlatamaz.
Beraberlikerimizi zedeleyen bencilliklerimizdir, cümlesinin altını ısrarla çizmiştim. Kitabın ismi Ağabeyime Mektuplar’dı. Ancak mektuplara muhattap olmak için illa ağabey olmaya gerek yoktu. Bahsedilenler çoğumuzun ahvaliydi.
Allah’ın ilk emri “Oku!” olmuştur. Peşinden gelen ayetlerde de Rabbimiz “Kalem” üzerine yemin etmiştir ki yazmak fiili bizzat şahitlik yapsın. Yazar olmak eline kalemi alıp aklından geçenleri yazmakla olmaz. Yazarlık mesleğini icra etmek isteyen kişinin ilk olarak okumayı sevmesi,
Çocuk edebiyatının mahiyeti, değer üretimi, tarihi seyri,yazarlığı, çizerliği, eğitim ve öğretimi bunlarla beraber çocuk kitapları yayıncılığı, editörlüğü ve daha birçok alan araştırma ve incelenmeye değer konular olsa da çocuk edebiyatının merkezinde çocuklar vardır.
“Nuri Pakdil’in Vefâtı Üzerine”
Söyleşi: Salih Erayabakan
Enformatik gelişmelerin sürekli ivme kazandığı, kabaca bir tasvirle haberleşme ve bilgi ağının zirvede olduğu atmosferi soluyoruz hep beraber. Yazılı materyallerin yanında dijital diye adlandırdığımız devasa bir bilgi yığını/arşivi de şimdiden oluşmuş durumda. Zamanı biraz geriye sarıp, özellikle geride kalan yüzyılın ikinci yarısına dikkat kesilince, dergi ve dergicilik alanında bazı isimlerin öne çıktığını gözlemleriz. Bu neşriyatın da matbu yani basılı materyaller olduğu hepimizce aşikardır. Ön plana çıkan bu dergiler; Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera, Kelime… diye sıralanabilir. Bunlardan Edebiyat Dergisi’ni ele alınca karşımıza Nuri Pakdil ismi çıkacaktır. Öyle ki biri anılınca hemen zihne diğeri de gelmektedir. Bir nevi ekol\okul da oluşturabilen dergi, yazın dünyamıza çok sayıda isim de kazandırmıştır. İlhami Çiçek’i ıskalayarak şiirimizi, Hüseyin Su’yu atlayarak ise öykümüzü konuşmak eksik kalıyorsa, bunda derginin payı büyüktür.
Şaban Abak’la, geçtiğimiz aylarda vefat Nuri Pakdil’i ve dolayısıyla Edebiyat Dergisi’ni konuştuk.Pakdil’i yakından tanıyan ve yazar üzerine kalem oynatan isimlerden biri olan Şaban Abak ile yaptığımız söyleşide pek çok soruya yanıt aradık. Dönemin de bir panoramasını tutmaya çalıştık.
Bu yazının devamı 194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
“Şiiri Yeniden Çağırmak”
İnsanın kendi gerçekliğinin farkına varması ancak acıyla ve dolayısıyla da yaralanmakla mümkün oluyor. Yaralanmanın olduğu yerde uyanma başlıyor. Varoluşsal bir durumdur bu. Acı/yara insanın dönüp kendine bakmasının gerekçesi oluyor.
Türkünün Ötesi Neşet Ertaş Üzerine
Türkü yakmak, türküyle yanmak ve türkü okumak. Bu coğrafya insanın kaderidir türküler. Hüznü, sevinci, yoksulluğu, aşkı ve ölümü türkülerle/türkülerde anlatmıştır Anadolu insanı. Bu sebeple türküleri anlamayan bu coğrafyanın insanını da anlayamaz, anlatamaz.
“Taşranın Direnci, Şehrin Bilinci ” Metin Önal Mengüşoğlu Kitabı Üzerine
Beraberlikerimizi zedeleyen bencilliklerimizdir, cümlesinin altını ısrarla çizmiştim. Kitabın ismi Ağabeyime Mektuplar’dı. Ancak mektuplara muhattap olmak için illa ağabey olmaya gerek yoktu. Bahsedilenler çoğumuzun ahvaliydi.
Yazarlık Serüveni ve Çocuk Edebiyatı Üzerine
Allah’ın ilk emri “Oku!” olmuştur. Peşinden gelen ayetlerde de Rabbimiz “Kalem” üzerine yemin etmiştir ki yazmak fiili bizzat şahitlik yapsın. Yazar olmak eline kalemi alıp aklından geçenleri yazmakla olmaz. Yazarlık mesleğini icra etmek isteyen kişinin ilk olarak okumayı sevmesi,
Çocuk Edebiyatının Başkahramanı Çocuklarla “Kitaba” ve “Okumaya” Dair
Çocuk edebiyatının mahiyeti, değer üretimi, tarihi seyri,yazarlığı, çizerliği, eğitim ve öğretimi bunlarla beraber çocuk kitapları yayıncılığı, editörlüğü ve daha birçok alan araştırma ve incelenmeye değer konular olsa da çocuk edebiyatının merkezinde çocuklar vardır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.