“Ey Rabbim! Bana ve anne-babama verdiğin nimet için şükretmeyi ve seni hoşnut edeceğim salih ameller yapmayı bana nasip et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
(Neml, 27/19)
Yokluk, fakirlik, kıt kanaat geçinmek hep fazilet sanıldı bir dönem…
Haline şükretmek, isyan etmemekten bahsetmiyorum.
Meşru sınırlar içinde daha fazla kazanmayı kerih görmenin yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum.
Gücü, kuvveti, zamanı varsa bir insanın, yaratılış gayesini unutmadan, yaratanına karşı yapması gerekenleri aksatmadan kazanmaya çalışmalıdır. Yeter ki tek hedefi maddî gücünü yükseltmek olmasın.
Bu yazının devamı
186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Öğretmen, gönlünün sesiyle ufak yüreklere dokunmayı dert edinen kişidir. Savaş vermeden, emek harcamadan, sevmeden yapılan öğretmenlik “mevzuat öğretmenliğinden” öteye geçmiyor. Kendinden vererek çoğalabileceğin bir meslek yani öğretmenlik…
Yürek köküne dokunmak… İnsan bu duyguyu bir kere yaşayınca hayatının merkezine oturtabiliyor bunu. Kâmil insan olma yolunda bir basamak olarak kullanabiliyor.
Mânâyı incitmeden…
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
Gerçeklik olarak “Amele özgü olan nedir?”, yöntemine ilişkin olarak da “Yapılması uygun düşen amel nedir?” iki soruyla amel mefhumunun manevî boyutunu anlamlandırma ile pratik hayattaki işlevsel boyutunu kullanma yönünde karşılaştırmalı bir bakış açısı geliştirmek önemli.
“Var Evi Kerem Evi, Yok Evi Verem Evi”
“Ey Rabbim! Bana ve anne-babama verdiğin nimet için şükretmeyi ve seni hoşnut edeceğim salih ameller yapmayı bana nasip et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
(Neml, 27/19)
Yokluk, fakirlik, kıt kanaat geçinmek hep fazilet sanıldı bir dönem…
Haline şükretmek, isyan etmemekten bahsetmiyorum.
Meşru sınırlar içinde daha fazla kazanmayı kerih görmenin yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum.
Gücü, kuvveti, zamanı varsa bir insanın, yaratılış gayesini unutmadan, yaratanına karşı yapması gerekenleri aksatmadan kazanmaya çalışmalıdır. Yeter ki tek hedefi maddî gücünü yükseltmek olmasın.
Bu yazının devamı 186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mektup-X
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Okuyarak Dokumak: Endülüs Okuma Projesi
Öğretmen, gönlünün sesiyle ufak yüreklere dokunmayı dert edinen kişidir. Savaş vermeden, emek harcamadan, sevmeden yapılan öğretmenlik “mevzuat öğretmenliğinden” öteye geçmiyor. Kendinden vererek çoğalabileceğin bir meslek yani öğretmenlik…
Yürek köküne dokunmak… İnsan bu duyguyu bir kere yaşayınca hayatının merkezine oturtabiliyor bunu. Kâmil insan olma yolunda bir basamak olarak kullanabiliyor.
Mânâyı incitmeden…
Pragmatizmden Ekmek Çıkmaz; Fikir Jimnastiğinden Gayri
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
Kaydıraç
Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
Modern İnsandan Arınmış İnsan Çabası
Gerçeklik olarak “Amele özgü olan nedir?”, yöntemine ilişkin olarak da “Yapılması uygun düşen amel nedir?” iki soruyla amel mefhumunun manevî boyutunu anlamlandırma ile pratik hayattaki işlevsel boyutunu kullanma yönünde karşılaştırmalı bir bakış açısı geliştirmek önemli.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.