“Ey Rabbim! Bana ve anne-babama verdiğin nimet için şükretmeyi ve seni hoşnut edeceğim salih ameller yapmayı bana nasip et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
(Neml, 27/19)
Yokluk, fakirlik, kıt kanaat geçinmek hep fazilet sanıldı bir dönem…
Haline şükretmek, isyan etmemekten bahsetmiyorum.
Meşru sınırlar içinde daha fazla kazanmayı kerih görmenin yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum.
Gücü, kuvveti, zamanı varsa bir insanın, yaratılış gayesini unutmadan, yaratanına karşı yapması gerekenleri aksatmadan kazanmaya çalışmalıdır. Yeter ki tek hedefi maddî gücünü yükseltmek olmasın.
Bu yazının devamı
186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
Filmler algılarımızı yeniden kavramaya ve bilme ilişkilerine açan değişik coğrafyalara götürür ve dünyayı kavramaya yönelik bakışımızı çoğaltabilme potansiyeline sahiptir (Süalp, 2014).
Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir …
“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
Yazı için zihnin parmak izi derler. Bu bakımdan yazmak insan zihninden kâğıda dökülen harf suretli bir boyadır. Zihnin farklı işleyişine bağlı olarak bu boyanın rengi de değişiklik arz edecektir. Zihinden dökülen bu harf suretli boya,
“Var Evi Kerem Evi, Yok Evi Verem Evi”
“Ey Rabbim! Bana ve anne-babama verdiğin nimet için şükretmeyi ve seni hoşnut edeceğim salih ameller yapmayı bana nasip et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
(Neml, 27/19)
Yokluk, fakirlik, kıt kanaat geçinmek hep fazilet sanıldı bir dönem…
Haline şükretmek, isyan etmemekten bahsetmiyorum.
Meşru sınırlar içinde daha fazla kazanmayı kerih görmenin yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum.
Gücü, kuvveti, zamanı varsa bir insanın, yaratılış gayesini unutmadan, yaratanına karşı yapması gerekenleri aksatmadan kazanmaya çalışmalıdır. Yeter ki tek hedefi maddî gücünü yükseltmek olmasın.
Bu yazının devamı 186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kaydıraç
Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
Kısa Filmlerde Eğitimin Katmanlı Boyutlarına Bakmak
Filmler algılarımızı yeniden kavramaya ve bilme ilişkilerine açan değişik coğrafyalara götürür ve dünyayı kavramaya yönelik bakışımızı çoğaltabilme potansiyeline sahiptir (Süalp, 2014).
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Turbo (2013) & Merhamet
Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir …
Yazmasak Deli Olur Muyduk?
“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
Bir Kültür Havzası Taşıyıcısı Olarak Dergiler
Yazı için zihnin parmak izi derler. Bu bakımdan yazmak insan zihninden kâğıda dökülen harf suretli bir boyadır. Zihnin farklı işleyişine bağlı olarak bu boyanın rengi de değişiklik arz edecektir. Zihinden dökülen bu harf suretli boya,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.