Filmler günümüz kültürünün o kadar büyük bir parçasını oluşturuyor ki hiç var olmadıkları bir zamanı hayal etmek meşakkatli bir duruma benziyor. 1890’larda hayalet misali şekillerin gözler önünde canlandığı ve hareketli resimlere ilk defa şahit olan seyircilerin, duyduğu hayranlık ve korkuyu takdir etmek de bir o kadar meşakkatli… Fakat 21. yüzyıl bakış açısındaki asıl taaccübün, ilk video kayıtlarının ya da “filmlerin”, sonraki otuz yıl müddetince uzun metrajlı filmlere hızla evrilerek geçirdikleri değişim olduğunu düşünebiliriz.[1]
Sinema hakkında düşünme ile yazmanın birbiriyle bağlantısı olduğunu söyleyen Corrigan[2], filmler üzerine yapılan her türden incelemenin ondan alacağımız hazzı engelleyebileceği yönünde dile getirilmemiş bir varsayım olduğundan bahsetse de şunun altını çizer:
Bir film hakkındaki analitik yazılar da aynı ölçüde bir doyum sunmaktadır. O hâlde Corrigan’ın başladığı yere geri dönüp “izlemek ve anlamak filmlerden aldığımız keyfin bir parçası ise filmler üzerine yazmak ve filmleri anlamak da ayrı bir keyif kaynağı” olabilir.
Belki de filmler Corrigan’ın dediği üzere diğer sanat ya da eğlence türlerinden daha güçlü bir duygusal ve entelektüel tepkiye neden olmalarıyla daha fazla ön plandadır. Ancak bir filme ilişkin tepkimizin nedeni, çoğunlukla, dikkatlice düşünme ve bu tepkiyi neyin harekete geçirdiğini ifade etme fırsatı bulana kadar belirsiz kalır. Böylece filmi değerlendirme, analiz etme süreciyle belirsizlikler ve anlaşılmayan hususlar yavaş yavaş kaybolmaya başlayabilir.
Bu yazının devamı
218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Esasında James Wood’un, kurmacayı ele alırken demek istediği de özetle bu. İşin mutfak kısmından haberdar olmak ve gerekenleri sabırla, özveriyle yerine getirmek. Bir edebi metnin ne şekilde oluşturulursa daha güçlü olabileceğini örneklerle izah eden yazar; kaliteyi aşağı çeken ve metni zaafa uğrattığını düşündüğü unsurları da yine örneklerle ele alıyor. Bunları ortaya koyarken baş döndürücü bir arşiv sunmaktan geri kalmadığını rahatlıkla söylemek mümkün.
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
– Kırılan bir şeyi tekrar kullanılabilecek hâle getirmek ya da başka bir şeye dönüştürmektir.
“Müşrikler zorda kaldıklarında Allah’a yönelirler, Müslümanlar zorda kaldıklarında Allah’a şirk koşarlar.”
“Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”nde Prof. Dr. Said Şimşek bu ifadeyi kullanmış. İlk okuduğumda biraz ağır gelmişti bana. Ama üzerinde biraz düşünüp de örnekler gözümüzün önünden geçtiğinde hak vermemek mümkün değil. Aslında bildiğimiz bir gerçek, çok net ve açık bir biçimde dile getirilmişti.
Bulunduğumuz toplumda türbelerde yapılanlar, bir hastalık ve çaresizlikte gidilen “… babalar”, cinciler üzerinden iş yürütmeler, şirkin bazı örnekleridir. Allah’tan başkasından yardım istemeler, bizim Allah’ın yardımı olarak baktığımız olaylara “şeyhlerinin kerameti” olarak bakmalar…
Sağ-sol kavgasının okullarda, öğretmen ve öğrencilerde zirvede olduğu yıllar. Farklı sınıflardan birkaç arkadaşla hararetle, az bir bilgi ama samimiyetle İslam’ı savunduğumuz lise yıllarımın başları.
Bir Film Nasıl İzlenir?‘Kısa’dan ‘Uzun’a Çocuklar ve Aileler için Film Rehberine Giriş
Filmler günümüz kültürünün o kadar büyük bir parçasını oluşturuyor ki hiç var olmadıkları bir zamanı hayal etmek meşakkatli bir duruma benziyor. 1890’larda hayalet misali şekillerin gözler önünde canlandığı ve hareketli resimlere ilk defa şahit olan seyircilerin, duyduğu hayranlık ve korkuyu takdir etmek de bir o kadar meşakkatli… Fakat 21. yüzyıl bakış açısındaki asıl taaccübün, ilk video kayıtlarının ya da “filmlerin”, sonraki otuz yıl müddetince uzun metrajlı filmlere hızla evrilerek geçirdikleri değişim olduğunu düşünebiliriz.[1]
Sinema hakkında düşünme ile yazmanın birbiriyle bağlantısı olduğunu söyleyen Corrigan[2], filmler üzerine yapılan her türden incelemenin ondan alacağımız hazzı engelleyebileceği yönünde dile getirilmemiş bir varsayım olduğundan bahsetse de şunun altını çizer:
Belki de filmler Corrigan’ın dediği üzere diğer sanat ya da eğlence türlerinden daha güçlü bir duygusal ve entelektüel tepkiye neden olmalarıyla daha fazla ön plandadır. Ancak bir filme ilişkin tepkimizin nedeni, çoğunlukla, dikkatlice düşünme ve bu tepkiyi neyin harekete geçirdiğini ifade etme fırsatı bulana kadar belirsiz kalır. Böylece filmi değerlendirme, analiz etme süreciyle belirsizlikler ve anlaşılmayan hususlar yavaş yavaş kaybolmaya başlayabilir.
Bu yazının devamı 218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kurmaca Nasıl İşler
Esasında James Wood’un, kurmacayı ele alırken demek istediği de özetle bu. İşin mutfak kısmından haberdar olmak ve gerekenleri sabırla, özveriyle yerine getirmek. Bir edebi metnin ne şekilde oluşturulursa daha güçlü olabileceğini örneklerle izah eden yazar; kaliteyi aşağı çeken ve metni zaafa uğrattığını düşündüğü unsurları da yine örneklerle ele alıyor. Bunları ortaya koyarken baş döndürücü bir arşiv sunmaktan geri kalmadığını rahatlıkla söylemek mümkün.
Her Şeyi Onaran Adam
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
– Kırılan bir şeyi tekrar kullanılabilecek hâle getirmek ya da başka bir şeye dönüştürmektir.
Gaflet mi, Cehalet mi?
“Müşrikler zorda kaldıklarında Allah’a yönelirler, Müslümanlar zorda kaldıklarında Allah’a şirk koşarlar.”
“Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”nde Prof. Dr. Said Şimşek bu ifadeyi kullanmış. İlk okuduğumda biraz ağır gelmişti bana. Ama üzerinde biraz düşünüp de örnekler gözümüzün önünden geçtiğinde hak vermemek mümkün değil. Aslında bildiğimiz bir gerçek, çok net ve açık bir biçimde dile getirilmişti.
Bulunduğumuz toplumda türbelerde yapılanlar, bir hastalık ve çaresizlikte gidilen “… babalar”, cinciler üzerinden iş yürütmeler, şirkin bazı örnekleridir. Allah’tan başkasından yardım istemeler, bizim Allah’ın yardımı olarak baktığımız olaylara “şeyhlerinin kerameti” olarak bakmalar…
Düşünmek mi Yazmak mı? Forrester’ı Bulmak Üzerine Bir Deneme
Son zamanlarda yaptığım küçük bir araştırma sonucunda sinemada eğitim ve eğitimcileri konu alan filmlerin sayısının 2000’e yakın olduğunu fark ettim.
İnsanları “İyi” Yapan Değerlerin Görmezden Gelinmesi
Sağ-sol kavgasının okullarda, öğretmen ve öğrencilerde zirvede olduğu yıllar. Farklı sınıflardan birkaç arkadaşla hararetle, az bir bilgi ama samimiyetle İslam’ı savunduğumuz lise yıllarımın başları.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.