• Eşcinsellik Üzerine Bir Değerlendirme

    Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek, kötülüğün kanıksanmasının istendiği ve eleştirisinin yapılmasının engellenmeye çalışıldığı nadir dönemlerden birini yaşamaktayız.

    Daha
  • Tıbbi Epistemolojinin Teolojik ‘Acı’dan Kopuşu ve Bedensel ‘Ağrı’nın Sekülerleşmesi

    “Ey aziz, malûm olsun ki, filozoflar demişlerdir ki: İnsanın en büyük rüknü kalbi, en küçük rüknü kalıbıdır ki kalbin kabuğudur. Nitekim insan bedeni, cihanın özüdür. Bunun gibi insan kalbi, bedenlerin özüdür. Şu halde özlerin özü olan gönül, Rahman’ın evidir. Astronominin anatomiye yardımı olduğu gibi, anatomi dahi kalb ilmine yardımcı ve yol göstericidir. Zira ki, bedenin yaratılışında o kadar acayip sanatlar, garip hikmetler, renkli süsler ve çeşitli hizmetler vardır ki, sınırlanamaz ve özetlenemez ve sayılamazdır.

    Daha
  • Kasım Küçükalp ile Beden Üzerine

    “Beden” müdahaleye açık, kişinin estetik zevkine göre düzenleyebileceği, istediği müdahaleyi yapabileceği, tüm kullanım hakkının kendisinin olduğunu düşündüğü bir eşya mıdır? Tarihsel süreç içerisinde beden algısı değiş midir? Değişti ise bu değişimin yönü nereye bakmaktadır? Kartezyen felsefe ile derinleşmeye başlayan ruh-beden ayrımı günümüz insanının beden algısına nasıl etki etmiştir? Kapitalist üretim biçiminin bedene yaklaşımı nasıldır? Sermaye için beden ne anlam ifade etmektedir? Fabrika işçisi ile bir mankenin bedeni arasındaki sosyo-kültürel ve ekonomik bağlamdaki farklar nelerdir? Bedenin özgürleştirilmesi söylemi ve insanın bedenine malik olma talebi nasıl bir düşünce dünyasına işaret etmektedir?

    Daha
  • İnsanın Terkedilişi: Dijital ve Siber Bedenler

    17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı ile niceliksel olarak ifade edilmeye çalışılmıştır.

    Daha
  • Bedene Yapılan Her Müdahale Ruhta Bir İz Bırakır

    Fransız Profesör Jean Maisonneuve, bedenin yüceltilerek hayatın odağına yerleştirildiğini, ego tarafından yönetilen bir dünyada kişilerin yetkinliğinin bedenlerinin sınırlarıyla tanımlandığını, çağın salgını olan narsizmin Yunan mitolojisinden bilinen “kendine âşık olma” halinden farklı olduğunu; öyle ki ötekinin gözünde kendisini aramaya adamış, kültür endüstrilerinin sunduğu “ideal ben”in peşinde sürüklenen, onaylanma açlığı çeken zavallı bir narsizmin söz konusu olduğunu ileri sürmektedir.

    Daha
  • Hayat Yansıttıklarımızdan mı İbaret

      “Denizi seviyorsan dalgaları seveceksin, uçmayı seviyorsan düşmeyi bileceksin!               Korkarak yaşarsan, sadece hayatı seyredersin…”                                                                     …

    Daha
  • Gün batımı

    Çok aşikar görünür gözleri gün batımının
    Sanki derlediği bir giz saklıyor
    Tutmuş ruhundan ifakatlı ve kararlı
    Yaymış ahzani duygularını asırlardır
    Gölgesine sığınmak için bir acizin
    Dikilmiş vecd halinde yaşlı söğüt.
    Gözyaşıyla yıkanmış mevsimler boyu,
    Dökülmüş omuzlarına kızıl yaprakları…
    Nihayet gelmiş dibine
    Yakaza halinde kendinden geçmiş sufi
    Asılı ruhundaki zümrüt gerdan
    Takılı dallarına huş ağacının,
    Koyu kızıl ve derin gözleri.

    Daha
  • Toni Morrison ve Ötekilerin Kökeni

    Post-kolonyal çalışmaların şekillendirdiği alanların başında kültür çalışmaları ve edebiyat gelir. Edebi eserlerin birçoğu dönemin siyasi, toplumsal ve ekonomik altyapısından etkilenir veya döneme damgasını vuran olaylar ve süreçler yazarlara, şairlere ilham kaynağı olur.

    Daha
  • Kitap Seçkisi

    Ben Merkezci İnsan Ve Kaybolan Gerçeklik Oktay Taftalı, Mühür Kitaplığı  “Dijital dünya devrimi/dijital kapitalizm sayesinde, artık toplumlarda gerçeklik algısı yitirilmiştir.  20. yüzyıldan 21’e girildiğinde, gerçeklik bütünüyle metalaşmış veya içinde yaşadığımız nesneler dünyası salt ‘meta’ya indirgenmiştir. Kapitalist medeniyetin impresyonist yaşama kültürü, burada gerçekliğe bir kez daha takla attırır. Ve ürünü, ürünün taklidine, görüntüsüne indirgeyerek, bir yandan …

    Daha
Updating
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.