Çocuğum nasıl sorusunu, ebeveynler olarak çok fazla sormaya başladık. Öğretmenine soruyoruz örneğin, nasıl bir çocuk diye. Çocuğunu neredeyse hiç tanımamış, keşfetmemiş bir annenin bir anda her şeyi, her durumu sorgulamaya başlaması, soruşturması hatta hızla çözüm araması, gittikçe yabancılaşan, eğitilmesi ve normalleşmesi gereken bir çocuk büyütmekten başka bir sonuca ulaştıramıyor maalesef. ” Evde anlattığınız gibi degil” diyerek şaşkınlığını saklayamayan bir anne ile yardım alsanız iyi olur diyen bir öğretmen arasında geçen konuşmalara şahit oldum birkaç ay evvel.
Aslında her şey normal gibiydi. Birlikte sofraya oturtuluyor, tv izleniyor, sokağa çıkılıyor hatta spor aktiviteleri aksatılmıyordu. Biraz çekingendi o kadar. Bir de peltek konuşuyordu.
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba?
Bu yazının devamı
193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sorular soruldu zeytin ağacına. Uzunca süre ağzını açmadı. Çağlar açıldı çağlar kapandı. Kimse ağzından bir şey alamadı. Mikrofon, kamera icat edildi. Artık dayanamaz konuşur denildi. Yine bıçak açmadı ağzını. Nihayet.
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstri”sine rağmen bir şeyler yapmak, akıntıya karşı küreklere davranmaya benziyor. Bu nedenle farklı yaş grubundaki bireylerin, dayatılan tek tip müzik endüstrisinden sıyrılıp aynı şarkılara, ezgilere gönlünde yer açması gittikçe türüne az rastlanan bir durum.
Kitaplığımın üst rafında birkaç sözlük bulunuyor. Arada göz teması kursam da, rafta duran sözlüklerle, elim ve zihnim arasındaki bağın gittikçe zayıfladığını fark ediyorum. Bir kelimenin anlamını merak ettiğimde,
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum…
Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Hergün, ölen bebeklerin yasını tutamayan anne ve babaların öfkelerine ortak oluyorum. Onlardan bir hisse alıp öfkeyi zamana yayıyorum
Çocuğum Nasıl
Çocuğum nasıl sorusunu, ebeveynler olarak çok fazla sormaya başladık. Öğretmenine soruyoruz örneğin, nasıl bir çocuk diye. Çocuğunu neredeyse hiç tanımamış, keşfetmemiş bir annenin bir anda her şeyi, her durumu sorgulamaya başlaması, soruşturması hatta hızla çözüm araması, gittikçe yabancılaşan, eğitilmesi ve normalleşmesi gereken bir çocuk büyütmekten başka bir sonuca ulaştıramıyor maalesef. ” Evde anlattığınız gibi degil” diyerek şaşkınlığını saklayamayan bir anne ile yardım alsanız iyi olur diyen bir öğretmen arasında geçen konuşmalara şahit oldum birkaç ay evvel.
Aslında her şey normal gibiydi. Birlikte sofraya oturtuluyor, tv izleniyor, sokağa çıkılıyor hatta spor aktiviteleri aksatılmıyordu. Biraz çekingendi o kadar. Bir de peltek konuşuyordu.
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba?
Bu yazının devamı 193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Küçürek Öyküler
Sorular soruldu zeytin ağacına. Uzunca süre ağzını açmadı. Çağlar açıldı çağlar kapandı. Kimse ağzından bir şey alamadı. Mikrofon, kamera icat edildi. Artık dayanamaz konuşur denildi. Yine bıçak açmadı ağzını. Nihayet.
Ataleti Yenmenin Anahtarı: Kalk ve Diren (1988)
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Barış’a da Bir Sorsalar
Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstri”sine rağmen bir şeyler yapmak, akıntıya karşı küreklere davranmaya benziyor. Bu nedenle farklı yaş grubundaki bireylerin, dayatılan tek tip müzik endüstrisinden sıyrılıp aynı şarkılara, ezgilere gönlünde yer açması gittikçe türüne az rastlanan bir durum.
Rutin Olmayan Bir Yazı
Kitaplığımın üst rafında birkaç sözlük bulunuyor. Arada göz teması kursam da, rafta duran sözlüklerle, elim ve zihnim arasındaki bağın gittikçe zayıfladığını fark ediyorum. Bir kelimenin anlamını merak ettiğimde,
Bir Soylu Öfke Biriktiriyorum…
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum…
Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Hergün, ölen bebeklerin yasını tutamayan anne ve babaların öfkelerine ortak oluyorum. Onlardan bir hisse alıp öfkeyi zamana yayıyorum
Alışverişe devam et