Çocuğum nasıl sorusunu, ebeveynler olarak çok fazla sormaya başladık. Öğretmenine soruyoruz örneğin, nasıl bir çocuk diye. Çocuğunu neredeyse hiç tanımamış, keşfetmemiş bir annenin bir anda her şeyi, her durumu sorgulamaya başlaması, soruşturması hatta hızla çözüm araması, gittikçe yabancılaşan, eğitilmesi ve normalleşmesi gereken bir çocuk büyütmekten başka bir sonuca ulaştıramıyor maalesef. ” Evde anlattığınız gibi degil” diyerek şaşkınlığını saklayamayan bir anne ile yardım alsanız iyi olur diyen bir öğretmen arasında geçen konuşmalara şahit oldum birkaç ay evvel.
Aslında her şey normal gibiydi. Birlikte sofraya oturtuluyor, tv izleniyor, sokağa çıkılıyor hatta spor aktiviteleri aksatılmıyordu. Biraz çekingendi o kadar. Bir de peltek konuşuyordu.
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba?
Bu yazının devamı
193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yazmak insanlık tarihi kadar eski midir diye düşünenler için cevap olsun burada, ilk insana her şeyi öğreten Rabbim yazıyı da öğretmiştir muhakkak. Yazıya yemin eden Rabbim’e hamdolsun ki yazabilme imkânına sahibiz, okuma imkânına da. Yazı mektubun can damarıdır ya, ondan böyle başladım bu mektuba… Ne kadar açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum, bu da anlaşılmama yorgunluğumun göstergesi sayılıversin, öyle ya anlaşılma sancım olmasa niye yazayım ki…
Sarıp sarmaladım, bağrıma bastım imgeyi. Anladım ki gözsüz görmek ne kadar hırka ise, gördüğüne ermek o kadar derviş.
Körler düğününde ne gelin yadırganır ne damat. Görmektir en büyük kusur.
Geçinmek, insanın kendisi ve dış dünya ile kurduğu bağın niteliğine gönderme yapar.
İç âlemin bütünlüğünü korumak hiç de öyle kolay değildir. İnsanın kendi ihtiyaçlarını, arzularını, hayallerini anlama ve tanıma yolculuğu, geçmiş ve gelecek algısını düzenleme becerisi kişinin dış dünya ile bağını oluşturur.
“Kişinin iç ve dış dünya ile kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen kaynak nedir?” sorusu, bilimsel çalışmaların sorularından biridir. Bağlanma kuramı bu noktada kişinin ilişki yapılarını açıklayan bağlanma örüntülerinden bahseder. Bireyin erken dönem ilişkilerini, ergenin iç ve dış çevreye uyumunu, yetişkinlerin özel ve sosyal ilişkilerinin temelini bağlanma stilleriyle açıklar.
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da
Herkes bir birey olarak bir aileye, bir akraba grubuna ve bir topluma aittir. Bu toplulukların beraberce ve huzur içinde yaşayabilmeleri için birtakım kurallar vardır. Her bir topluluk kendi kurallarını koyar ve bireyler bu kurallara uyarlar. En üstte dinî değerler vardır. Herkes hassasiyeti oranında dininin gereklerini yerine getirir. Toplum kuralları dinin değerlerine aykırı olmadığı sürece, birlikte yaşamanın gereği olarak bu kurallara da uyulur. Her ailenin de kendince koyduğu birtakım kuralları vardır. Aile bireyleri ancak bu kurallara uyulduğu takdirde bir arada ve huzurlu yaşayabilirler.
Çocuğum Nasıl
Çocuğum nasıl sorusunu, ebeveynler olarak çok fazla sormaya başladık. Öğretmenine soruyoruz örneğin, nasıl bir çocuk diye. Çocuğunu neredeyse hiç tanımamış, keşfetmemiş bir annenin bir anda her şeyi, her durumu sorgulamaya başlaması, soruşturması hatta hızla çözüm araması, gittikçe yabancılaşan, eğitilmesi ve normalleşmesi gereken bir çocuk büyütmekten başka bir sonuca ulaştıramıyor maalesef. ” Evde anlattığınız gibi degil” diyerek şaşkınlığını saklayamayan bir anne ile yardım alsanız iyi olur diyen bir öğretmen arasında geçen konuşmalara şahit oldum birkaç ay evvel.
Aslında her şey normal gibiydi. Birlikte sofraya oturtuluyor, tv izleniyor, sokağa çıkılıyor hatta spor aktiviteleri aksatılmıyordu. Biraz çekingendi o kadar. Bir de peltek konuşuyordu.
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba?
Bu yazının devamı 193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mektup IV
Yazmak insanlık tarihi kadar eski midir diye düşünenler için cevap olsun burada, ilk insana her şeyi öğreten Rabbim yazıyı da öğretmiştir muhakkak. Yazıya yemin eden Rabbim’e hamdolsun ki yazabilme imkânına sahibiz, okuma imkânına da. Yazı mektubun can damarıdır ya, ondan böyle başladım bu mektuba… Ne kadar açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum, bu da anlaşılmama yorgunluğumun göstergesi sayılıversin, öyle ya anlaşılma sancım olmasa niye yazayım ki…
Göz, Şiir ve Yedi
Sarıp sarmaladım, bağrıma bastım imgeyi. Anladım ki gözsüz görmek ne kadar hırka ise, gördüğüne ermek o kadar derviş.
Körler düğününde ne gelin yadırganır ne damat. Görmektir en büyük kusur.
Geçinmek Kavramı ve Bağlanma
Geçinmek, insanın kendisi ve dış dünya ile kurduğu bağın niteliğine gönderme yapar.
İç âlemin bütünlüğünü korumak hiç de öyle kolay değildir. İnsanın kendi ihtiyaçlarını, arzularını, hayallerini anlama ve tanıma yolculuğu, geçmiş ve gelecek algısını düzenleme becerisi kişinin dış dünya ile bağını oluşturur.
“Kişinin iç ve dış dünya ile kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen kaynak nedir?” sorusu, bilimsel çalışmaların sorularından biridir. Bağlanma kuramı bu noktada kişinin ilişki yapılarını açıklayan bağlanma örüntülerinden bahseder. Bireyin erken dönem ilişkilerini, ergenin iç ve dış çevreye uyumunu, yetişkinlerin özel ve sosyal ilişkilerinin temelini bağlanma stilleriyle açıklar.
Hiç Haksız Olur Mu Çocuklar?
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da
Din, Toplum ve Aile Kuralları – Özgürlüğün sınırı –
Herkes bir birey olarak bir aileye, bir akraba grubuna ve bir topluma aittir. Bu toplulukların beraberce ve huzur içinde yaşayabilmeleri için birtakım kurallar vardır. Her bir topluluk kendi kurallarını koyar ve bireyler bu kurallara uyarlar. En üstte dinî değerler vardır. Herkes hassasiyeti oranında dininin gereklerini yerine getirir. Toplum kuralları dinin değerlerine aykırı olmadığı sürece, birlikte yaşamanın gereği olarak bu kurallara da uyulur. Her ailenin de kendince koyduğu birtakım kuralları vardır. Aile bireyleri ancak bu kurallara uyulduğu takdirde bir arada ve huzurlu yaşayabilirler.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.