Çocuğum nasıl sorusunu, ebeveynler olarak çok fazla sormaya başladık. Öğretmenine soruyoruz örneğin, nasıl bir çocuk diye. Çocuğunu neredeyse hiç tanımamış, keşfetmemiş bir annenin bir anda her şeyi, her durumu sorgulamaya başlaması, soruşturması hatta hızla çözüm araması, gittikçe yabancılaşan, eğitilmesi ve normalleşmesi gereken bir çocuk büyütmekten başka bir sonuca ulaştıramıyor maalesef. ” Evde anlattığınız gibi degil” diyerek şaşkınlığını saklayamayan bir anne ile yardım alsanız iyi olur diyen bir öğretmen arasında geçen konuşmalara şahit oldum birkaç ay evvel.
Aslında her şey normal gibiydi. Birlikte sofraya oturtuluyor, tv izleniyor, sokağa çıkılıyor hatta spor aktiviteleri aksatılmıyordu. Biraz çekingendi o kadar. Bir de peltek konuşuyordu.
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba?
Bu yazının devamı
193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
Rutine dair hoş bir resimli kitap okumuştum yakınlarda. Kıymetli dostumun rutin övgüsü peşisıra çıkmıştı karşıma. Arkadaş sohbetlerinden tutun da, anne-baba nasihatlerine, okuldaki derslere, dini söylemlere varıncaya kadar hemen her yerde,
Başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yeşert…
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ne kadar dayanıklı olduğunu göreceksin…
Ne kadar güçlü olduğunu
Ve ne kadar değerli olduğunu öğreneceksin…
Her yeni elveda ile öğreneceksin…”
Biz zulmü tanıyamadık. Zulüm neydi anlayamadan mazlum olduk… Zalimin zulmü diyoruz bugün bu olanlara… Asırlardır aynı tuzakla parçalanıyoruz, vuruluyoruz, ölüyoruz, zulüm hâlâ devam ediyor… Ne zaman bitecek… Zulmü bir türlü ortadan kaldıramadık…
Sürgün’ün bir diğer anlamıysa, çiçeğin filizlenmesi ve filiz yerlerinden yeniden boy vermesidir. Hz. Âdem de, tövbesi ile yeni bir sürgün vermiştir. Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın düştükleri yer olan dünya için, “sürgün veren sürgün” benzetmesini yapabiliriz.
Çocuğum Nasıl
Çocuğum nasıl sorusunu, ebeveynler olarak çok fazla sormaya başladık. Öğretmenine soruyoruz örneğin, nasıl bir çocuk diye. Çocuğunu neredeyse hiç tanımamış, keşfetmemiş bir annenin bir anda her şeyi, her durumu sorgulamaya başlaması, soruşturması hatta hızla çözüm araması, gittikçe yabancılaşan, eğitilmesi ve normalleşmesi gereken bir çocuk büyütmekten başka bir sonuca ulaştıramıyor maalesef. ” Evde anlattığınız gibi degil” diyerek şaşkınlığını saklayamayan bir anne ile yardım alsanız iyi olur diyen bir öğretmen arasında geçen konuşmalara şahit oldum birkaç ay evvel.
Aslında her şey normal gibiydi. Birlikte sofraya oturtuluyor, tv izleniyor, sokağa çıkılıyor hatta spor aktiviteleri aksatılmıyordu. Biraz çekingendi o kadar. Bir de peltek konuşuyordu.
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba?
Bu yazının devamı 193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hikâye Değirmeninde Öğütülen İnsan
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
Bir Rutinbozar ve Çocuksavar Olarak Savaş
Rutine dair hoş bir resimli kitap okumuştum yakınlarda. Kıymetli dostumun rutin övgüsü peşisıra çıkmıştı karşıma. Arkadaş sohbetlerinden tutun da, anne-baba nasihatlerine, okuldaki derslere, dini söylemlere varıncaya kadar hemen her yerde,
Kendi Bahçeni Sen Yeşertmelisin…
Başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yeşert…
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ne kadar dayanıklı olduğunu göreceksin…
Ne kadar güçlü olduğunu
Ve ne kadar değerli olduğunu öğreneceksin…
Her yeni elveda ile öğreneceksin…”
Mahalleden
Biz zulmü tanıyamadık. Zulüm neydi anlayamadan mazlum olduk… Zalimin zulmü diyoruz bugün bu olanlara… Asırlardır aynı tuzakla parçalanıyoruz, vuruluyoruz, ölüyoruz, zulüm hâlâ devam ediyor… Ne zaman bitecek… Zulmü bir türlü ortadan kaldıramadık…
Sezai Karakoç’un Diriliş Düşüncesi’nde Ölüm Metaforu
Sürgün’ün bir diğer anlamıysa, çiçeğin filizlenmesi ve filiz yerlerinden yeniden boy vermesidir. Hz. Âdem de, tövbesi ile yeni bir sürgün vermiştir. Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın düştükleri yer olan dünya için, “sürgün veren sürgün” benzetmesini yapabiliriz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.