“Tarihsizlik”ten bahsediyor Cemil Aydın Hoca… Üzerine idealler kurduğumuz kavramların üzerine gidiyor. Ortaya çıktığı şartları, konjonktürü irdeliyor bir tarihçi ve düşünür kimliğiyle. North Carolina Üniversitesi-Chapel Hill’de Tarih bölümünde küresel tarih profesörü olan Cemil Hoca’nın, geçtiğimiz aylarda Türkçeye tercümesi yapılan İslam Dünyası Fikri adlı eseri, İslam Dünyası gibi, Halifelik gibi, Ümmet gibi kavramların tarihlerini ve daha da önemlisi emperyal dünya düzeni içerisindeki yerini, konumunu irdeliyor. Müslüman enternasyonalizmin önemini ve yeniden canlandırılabileceğini tarihsel köklerinden hareketle vurguluyor.Biz de bu ay dergimizde; ‘Müslüman entelektüel dil, zihin ve ufkun daralması’ meselesini irdelerken, Cemil Aydın’la uzun ve çok faydalı bir sohbet gerçekleştirdik. Müslümanlar açısından 19. yüzyılın birçok meselesine değindik. Çağdaş dönemdeki kimi Müslüman düşünürler, bazı düşünce sorunları, önemli ifade, ibare ve kavramların ‘tarihsizliği’, bunun, Müslüman mefkûrenin gelişimine...
Bu yazının devamı
210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Beden” müdahaleye açık, kişinin estetik zevkine göre düzenleyebileceği, istediği müdahaleyi yapabileceği, tüm kullanım hakkının kendisinin olduğunu düşündüğü bir eşya mıdır? Tarihsel süreç içerisinde beden algısı değiş midir? Değişti ise bu değişimin yönü nereye bakmaktadır? Kartezyen felsefe ile derinleşmeye başlayan ruh-beden ayrımı günümüz insanının beden algısına nasıl etki etmiştir?
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur.
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
İslamcılık bitti, İslamcılık zaten tarihin en büyük felaketi, din elden gitti, din iyi ki elden gitti, din elden gitmeli, İslam diye bir şey kalmadı vs… Bu ve benzeri söylemlerle çokça karşılaştığımız bu günlerde aklımıza ‘Din’e karşı ciddi bir yorgunluk mu oluştu? Müslümanlar bir yılgınlık mı yaşıyor? Bu ve benzeri söylemlerin asıl sebebi nedir?
Dilin, Zihnin ve Ufkun Değişmesi Meselesi Üzerine
Röportaj: Fatih Bütün
“Tarihsizlik”ten bahsediyor Cemil Aydın Hoca… Üzerine idealler kurduğumuz kavramların üzerine gidiyor. Ortaya çıktığı şartları, konjonktürü irdeliyor bir tarihçi ve düşünür kimliğiyle. North Carolina Üniversitesi-Chapel Hill’de Tarih bölümünde küresel tarih profesörü olan Cemil Hoca’nın, geçtiğimiz aylarda Türkçeye tercümesi yapılan İslam Dünyası Fikri adlı eseri, İslam Dünyası gibi, Halifelik gibi, Ümmet gibi kavramların tarihlerini ve daha da önemlisi emperyal dünya düzeni içerisindeki yerini, konumunu irdeliyor. Müslüman enternasyonalizmin önemini ve yeniden canlandırılabileceğini tarihsel köklerinden hareketle vurguluyor.Biz de bu ay dergimizde; ‘Müslüman entelektüel dil, zihin ve ufkun daralması’ meselesini irdelerken, Cemil Aydın’la uzun ve çok faydalı bir sohbet gerçekleştirdik. Müslümanlar açısından 19. yüzyılın birçok meselesine değindik. Çağdaş dönemdeki kimi Müslüman düşünürler, bazı düşünce sorunları, önemli ifade, ibare ve kavramların ‘tarihsizliği’, bunun, Müslüman mefkûrenin gelişimine...
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Beden Üzerine
“Beden” müdahaleye açık, kişinin estetik zevkine göre düzenleyebileceği, istediği müdahaleyi yapabileceği, tüm kullanım hakkının kendisinin olduğunu düşündüğü bir eşya mıdır? Tarihsel süreç içerisinde beden algısı değiş midir? Değişti ise bu değişimin yönü nereye bakmaktadır? Kartezyen felsefe ile derinleşmeye başlayan ruh-beden ayrımı günümüz insanının beden algısına nasıl etki etmiştir?
İslam ve Siyaset Üzerine
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
Mücadele için, İlim, Hikmet ve Tefekkür Gerekir
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur.
Kuran ve Şiir Kitabı Üzerine
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
İslamcılık ve Müslümanlar Üzerine
İslamcılık bitti, İslamcılık zaten tarihin en büyük felaketi, din elden gitti, din iyi ki elden gitti, din elden gitmeli, İslam diye bir şey kalmadı vs… Bu ve benzeri söylemlerle çokça karşılaştığımız bu günlerde aklımıza ‘Din’e karşı ciddi bir yorgunluk mu oluştu? Müslümanlar bir yılgınlık mı yaşıyor? Bu ve benzeri söylemlerin asıl sebebi nedir?