Bir pseudo-Aristoteles metni olan Problemata Physica’nın XXX. kitabı şunu sorarak başlıyordu: “İster felsefe ya da politikada ister şiir ya da sanatta olsun olağanüstü kişiler niçin melankoliktir?”(Aristoteles, 2016, s. 387). Hakikaten baktığımız vakit şairlerin imgelerinin, filozofların düşüncelerinin kör kuyularının ve sanatçıların tâbettiği o duyguların bizi kökten bir sarsıntıya sokmasının kökeninde melankoliye yuva yapmış ruhları vardır. Bu soru da bu dikkate nazarımızı yöneltiyor. Bu eserin Aristoteles’e aidiyeti her ne kadar sorunlu olsa da onun biyoloji açıklamaları ve felsefesi ile bir tutarlılık sergilediği söylenebilmektedir (Kömürcüoğlu, 2023, s. 209). Yani metin her hâlükârda Aristotelesçi bir metin. Bu inceleme ise Van Gogh’un isyanını, sanatını melankolisi birlikteliğinde okuma denemesi yapacak. O hâlde başlayalım. Melankoli nedir?
Mefhuma Nazar Etmek: Melankoli(k) de Neyin Nesi?
‘Kara, koyu’ anlamındaki melas (μέλας) sözcüğüne ‘safra’ anlamına gelen khole (χολή) sözcüğünün birleştirilmesi ile oluşan melankoli (μελαγ-χολία) kara safra anlamına gelmektedir (Liddell ve Scott, 1897, s. 993; Çelgin, 2018, s. 491, 840). Melankolinin felsefe-bilim konusu oluşu Hipokrat-Galen tıbbında dakikleşen dört hılt (ahlât-ı erbaa) fikriyle ve mizaç teorisi ile başlıyor. İnsandaki dört hılt içinden bir tanesidir kara safra:
Hıltlar dört tanedir: Kan -ki bu sıcak-rutubetlidir-, balgam -ki bu, soğuk-rutubetlidir-, sarı safra -ki bu, sıcak-kurudur- ve kara safra -ki bu, soğuk-kurudur-. (İskenderiyeli Şârihler, 2023, s. 90)
Dünyanı oluşturan elementler, yılı oluşturan mevsimler nasıl varsa insanı oluşturan mizaçlar vardır ve kara safra bunlardan birisidir (Galenos, 2000, s. 14). İnsandaki bu duruma melankoli denmesinin sebebini ise el-Kânun fi’t-Tıb müellifi Şeyhü’r-Reis’de buluyoruz. İbn Sînâ, “Düşünce ve zanlar tabii mecrasından saparak korku ve çaresizliğe dönüştüğü için bu hastalığa “malenkholiya” dendi” (İbn Sînâ, 2007, s. 24) diyerek bu isimlendirmeyi açıklığa kavuşturur. İbn Sînâ tabip olduğu için bize bir uyarı da yapar: Eğer bu melankoliyi çok sert şekilde bırakmaya çalışırsanız bir manya ile buluşursunuz (İbn Sînâ, 2007, s. 24). Melankolinin Osmanlı Türkçesi ise çok hoş: Mâlihülyâ. Kamus-i Türkî’ye baktığımız zaman hülya “asıl mânâsı ahlat-ı erbaadan sevdadır” (Ş. Sami, 2006, s. 592) şeklinde tanımlanırken; Lugât-ı Remzî’de ise mâlihülyâ için “kara sevda” (Remzî, 2018, c. II, s. 309) şeklinde karşılık verilir. Melankoli sahibi arkadaşlar genellikle aklı başındalık (phronesis) hâlinden uzak olduğu için düşünüp taşınamaz; sonuçta düşünüp taşınmak çok zaman ister (Aristoteles, 2020, 1152a21; 1142b2). Nişanyan Sözlük’ün naklettiği Yadigâr-ı İbni Şerif’de şöyle denmiş melankoli için: “Mālikhūlyā [melankoli] ˁalāmeti yalŋızlık sevmek ve aydınlık sevmemekdir.”[1]
Bu yazının devamı
218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yolum, ömrüm boyunca hiç ayak basmadığım; kıssalarda, hikâyelerde, belgesellerde dinleyip gördüğüm çöllerden bir çöle düştü. Yalnız bu çöl diğer çöllerden biraz farklı. Kum taneleri, kelimelerden oluşan bir çöl. Her ayak basışımda kelimeler de yer değiştiriyor.
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Çocuk aklımla, ağaçların yaşlı ama gücü kuvveti yerinde, temiz yüzlü insanlara benzediğini düşünürdüm. Kaybolma korkusuna karşı zihnimin kendi kendine oynadığı bir korunma oyununda ağaçlar güvenli varlıklara dönüşürdü. Sığınma isteğiydi aslında bu.
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Bir Kulak Bir Jilet Bir İsyan: Van Gogh
“… aux vaincus!…” (Baudelaire)
Giriş: Probclemata Physica, XXX.1
Bir pseudo-Aristoteles metni olan Problemata Physica’nın XXX. kitabı şunu sorarak başlıyordu: “İster felsefe ya da politikada ister şiir ya da sanatta olsun olağanüstü kişiler niçin melankoliktir?”(Aristoteles, 2016, s. 387). Hakikaten baktığımız vakit şairlerin imgelerinin, filozofların düşüncelerinin kör kuyularının ve sanatçıların tâbettiği o duyguların bizi kökten bir sarsıntıya sokmasının kökeninde melankoliye yuva yapmış ruhları vardır. Bu soru da bu dikkate nazarımızı yöneltiyor. Bu eserin Aristoteles’e aidiyeti her ne kadar sorunlu olsa da onun biyoloji açıklamaları ve felsefesi ile bir tutarlılık sergilediği söylenebilmektedir (Kömürcüoğlu, 2023, s. 209). Yani metin her hâlükârda Aristotelesçi bir metin. Bu inceleme ise Van Gogh’un isyanını, sanatını melankolisi birlikteliğinde okuma denemesi yapacak. O hâlde başlayalım. Melankoli nedir?
Mefhuma Nazar Etmek: Melankoli(k) de Neyin Nesi?
‘Kara, koyu’ anlamındaki melas (μέλας) sözcüğüne ‘safra’ anlamına gelen khole (χολή) sözcüğünün birleştirilmesi ile oluşan melankoli (μελαγ-χολία) kara safra anlamına gelmektedir (Liddell ve Scott, 1897, s. 993; Çelgin, 2018, s. 491, 840). Melankolinin felsefe-bilim konusu oluşu Hipokrat-Galen tıbbında dakikleşen dört hılt (ahlât-ı erbaa) fikriyle ve mizaç teorisi ile başlıyor. İnsandaki dört hılt içinden bir tanesidir kara safra:
Hıltlar dört tanedir: Kan -ki bu sıcak-rutubetlidir-, balgam -ki bu, soğuk-rutubetlidir-, sarı safra -ki bu, sıcak-kurudur- ve kara safra -ki bu, soğuk-kurudur-. (İskenderiyeli Şârihler, 2023, s. 90)
Dünyanı oluşturan elementler, yılı oluşturan mevsimler nasıl varsa insanı oluşturan mizaçlar vardır ve kara safra bunlardan birisidir (Galenos, 2000, s. 14). İnsandaki bu duruma melankoli denmesinin sebebini ise el-Kânun fi’t-Tıb müellifi Şeyhü’r-Reis’de buluyoruz. İbn Sînâ, “Düşünce ve zanlar tabii mecrasından saparak korku ve çaresizliğe dönüştüğü için bu hastalığa “malenkholiya” dendi” (İbn Sînâ, 2007, s. 24) diyerek bu isimlendirmeyi açıklığa kavuşturur. İbn Sînâ tabip olduğu için bize bir uyarı da yapar: Eğer bu melankoliyi çok sert şekilde bırakmaya çalışırsanız bir manya ile buluşursunuz (İbn Sînâ, 2007, s. 24). Melankolinin Osmanlı Türkçesi ise çok hoş: Mâlihülyâ. Kamus-i Türkî’ye baktığımız zaman hülya “asıl mânâsı ahlat-ı erbaadan sevdadır” (Ş. Sami, 2006, s. 592) şeklinde tanımlanırken; Lugât-ı Remzî’de ise mâlihülyâ için “kara sevda” (Remzî, 2018, c. II, s. 309) şeklinde karşılık verilir. Melankoli sahibi arkadaşlar genellikle aklı başındalık (phronesis) hâlinden uzak olduğu için düşünüp taşınamaz; sonuçta düşünüp taşınmak çok zaman ister (Aristoteles, 2020, 1152a21; 1142b2). Nişanyan Sözlük’ün naklettiği Yadigâr-ı İbni Şerif’de şöyle denmiş melankoli için: “Mālikhūlyā [melankoli] ˁalāmeti yalŋızlık sevmek ve aydınlık sevmemekdir.”[1]
Bu yazının devamı 218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Anahtar Kelimeler
Yolum, ömrüm boyunca hiç ayak basmadığım; kıssalarda, hikâyelerde, belgesellerde dinleyip gördüğüm çöllerden bir çöle düştü. Yalnız bu çöl diğer çöllerden biraz farklı. Kum taneleri, kelimelerden oluşan bir çöl. Her ayak basışımda kelimeler de yer değiştiriyor.
Kefernahum’da Çocuk Olmak ve Ötekileri Yeniden Düşünmek
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Çocuk Aklı
Çocuk aklımla, ağaçların yaşlı ama gücü kuvveti yerinde, temiz yüzlü insanlara benzediğini düşünürdüm. Kaybolma korkusuna karşı zihnimin kendi kendine oynadığı bir korunma oyununda ağaçlar güvenli varlıklara dönüşürdü. Sığınma isteğiydi aslında bu.
Kosmosun Gölgesinde Dirayetli Bir Kaos Öyküsü: Evrenin Öncesi ve Şimdisi
Eski çamlar bardak olmuş, o devirler eskide kalmış, akıl almaz şeylermiş kimin umurunda, bizi hâlâ hikâyeler bağlıyor birbirimize.
Mektup XIII
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.