İnsana dair önde gelen çelişkilerden biridir: Kazanmış olduğu şeyi görmemek ve sürekli kazanmadığına gözünü dikip kahır çekmek. Sağlıklı bedeni öyle ahım şahım variyet değildir, tek şu boğaza nazır köşkte oturma nimetine kavuşabilse! Boğazda köşk kulağa hoş geliyor da, İsviçre’deki torunların on yıldır uğradıkları yok! Torunların sayısını bilmem, adlarını sorsan söyleyemem, hükümet şu tarım teşvikini biraz daha hale yola koysa, yıl boyu boğaz tokluğuna çalıştıktan sonra sıra sıra evlat, sürüsüne torun neme lazım! Neyin ne kadar değerli olduğuna daima yokluk borsası karar veriyor. Sizde yoksa en değerlisi odur, sizde olan çenenizi yormaya değmez!
Çoğunluk bu yola revan olmuşken, başkasının derdine derman olmaya adananların sayısı hiç de az değildir. Arşiv fotoğraflarından görmüştüm, doktor tabelasının altında cuma günleri hali vakti olmayanlara bilabedel bakıldığı yazılıydı. O doktorlar zamanla, sınır tanımayan, yedi yabancıyı öz evladından, ana babasından ayırmayan diğerkâmlık süvarilerine dönüştüler. Birileri düşman dedi, onlar yaralanmış bir insan anladı, ne üniformaları ne de tarafları merak ettiler, hem beyazın hem siyahın şifası için uzanan el oldular.
Bu güzel insanlara birileri çok kızar. Hayır, tezgâhları devrilenlerden bile daha çok kızanlar vardır: Onları en çok sevenler, onları en iyi anlayanlar, onları en çok özleyenler… Bu savaş yeni bitmiş, daha yüz hattını baştan sona tarayamamışken, nereden çıktı şu savaşa şifa için koşturmak? Oğlunun ilk sözcüklerini zaten kaçırmıştın, kızının ilk adımlarını beklesen bari! Yolları gözlemekten, kara haber kollamaktan canımız çıktı, biraz da bize baksan, bizi görsen, en sevdiklerinle ilgilensen, gönül sızılarımızı dindirsen! Bilirler, bilmezden gelirler, gitmesin isterler. Çünkü gidip dönememek de vardır riskler dünyasında, olasılık kuşunun kimin başına nimet, kimin başına külfet kastıyla konacağı belli olmaz.
Bu yazının devamı
221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yol bazen çok uzunmuş gibi gelir insana.
Yapılacak şeyleri yaymışsındır daha yaşayacağını sandığın hayatına.
Kafanda hayata dair kaba taslak bir plan vardır.
Birgün aniden birşeyler oluverir.
Birden yolunun kısaldığını anlarsın.
Her an başka başka nedenlerle seni bulabilecek “son” düşüncesi daha da yakınlaşmıştır sana.
Sığdırmaya çalışırsın kısalan yoluna, uzunca gördüğün yol için düşündüklerini.
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında.
Bilirsiniz; insana en kolay ve en bol verebildiğimiz şeydir nasihat. “Biz eskiden..” der başlarız anlatmaya ama artık “o dediğin eskide kaldı” deyip Batı’dan ithal tecrübeleriyle bilgiçlik taslarlar. Tabiî ki gençler ve çocuklar.. Haklılık payları var elbet, dünden bugüne dediğin 20 yılda, eskiye oranla ‘haddini aşmış bilgi’ye ulaştık ve devam ediyor bu hazır bilgiye direncimizin yetersizliği. Çocuklarda kalıcı hasara sebep olmakta. Toplumun her an gelen bilgi yığını karşısında ‘ayırt etme bilinci’ne sahip olmaması bugünkü sıkıntılarımızın temelidir.
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Bizler her ne kadar gündemimizi kendimizin oluşturduğunu iddia etsek de bazen yapay gündemler ayak bağı olabilir attığımız adımlara. İlyas da her zamanki koşturmacası içerisinde gündemini Allah’ın razı olacağını düşündüğü konularla belirlemeye
Her Şeye Rağmen Hayat Güzel
İnsana dair önde gelen çelişkilerden biridir: Kazanmış olduğu şeyi görmemek ve sürekli kazanmadığına gözünü dikip kahır çekmek. Sağlıklı bedeni öyle ahım şahım variyet değildir, tek şu boğaza nazır köşkte oturma nimetine kavuşabilse! Boğazda köşk kulağa hoş geliyor da, İsviçre’deki torunların on yıldır uğradıkları yok! Torunların sayısını bilmem, adlarını sorsan söyleyemem, hükümet şu tarım teşvikini biraz daha hale yola koysa, yıl boyu boğaz tokluğuna çalıştıktan sonra sıra sıra evlat, sürüsüne torun neme lazım! Neyin ne kadar değerli olduğuna daima yokluk borsası karar veriyor. Sizde yoksa en değerlisi odur, sizde olan çenenizi yormaya değmez!
Çoğunluk bu yola revan olmuşken, başkasının derdine derman olmaya adananların sayısı hiç de az değildir. Arşiv fotoğraflarından görmüştüm, doktor tabelasının altında cuma günleri hali vakti olmayanlara bilabedel bakıldığı yazılıydı. O doktorlar zamanla, sınır tanımayan, yedi yabancıyı öz evladından, ana babasından ayırmayan diğerkâmlık süvarilerine dönüştüler. Birileri düşman dedi, onlar yaralanmış bir insan anladı, ne üniformaları ne de tarafları merak ettiler, hem beyazın hem siyahın şifası için uzanan el oldular.
Bu güzel insanlara birileri çok kızar. Hayır, tezgâhları devrilenlerden bile daha çok kızanlar vardır: Onları en çok sevenler, onları en iyi anlayanlar, onları en çok özleyenler… Bu savaş yeni bitmiş, daha yüz hattını baştan sona tarayamamışken, nereden çıktı şu savaşa şifa için koşturmak? Oğlunun ilk sözcüklerini zaten kaçırmıştın, kızının ilk adımlarını beklesen bari! Yolları gözlemekten, kara haber kollamaktan canımız çıktı, biraz da bize baksan, bizi görsen, en sevdiklerinle ilgilensen, gönül sızılarımızı dindirsen! Bilirler, bilmezden gelirler, gitmesin isterler. Çünkü gidip dönememek de vardır riskler dünyasında, olasılık kuşunun kimin başına nimet, kimin başına külfet kastıyla konacağı belli olmaz.
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yolun Sonu Görününce!
Yol bazen çok uzunmuş gibi gelir insana.
Yapılacak şeyleri yaymışsındır daha yaşayacağını sandığın hayatına.
Kafanda hayata dair kaba taslak bir plan vardır.
Birgün aniden birşeyler oluverir.
Birden yolunun kısaldığını anlarsın.
Her an başka başka nedenlerle seni bulabilecek “son” düşüncesi daha da yakınlaşmıştır sana.
Sığdırmaya çalışırsın kısalan yoluna, uzunca gördüğün yol için düşündüklerini.
Anne kendime benziyor muyum?
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında.
Bir An Önce
Bilirsiniz; insana en kolay ve en bol verebildiğimiz şeydir nasihat. “Biz eskiden..” der başlarız anlatmaya ama artık “o dediğin eskide kaldı” deyip Batı’dan ithal tecrübeleriyle bilgiçlik taslarlar. Tabiî ki gençler ve çocuklar.. Haklılık payları var elbet, dünden bugüne dediğin 20 yılda, eskiye oranla ‘haddini aşmış bilgi’ye ulaştık ve devam ediyor bu hazır bilgiye direncimizin yetersizliği. Çocuklarda kalıcı hasara sebep olmakta. Toplumun her an gelen bilgi yığını karşısında ‘ayırt etme bilinci’ne sahip olmaması bugünkü sıkıntılarımızın temelidir.
Anadolu Türkü Dolu
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Ne Mutlu Müslümanım Diyene!
Bizler her ne kadar gündemimizi kendimizin oluşturduğunu iddia etsek de bazen yapay gündemler ayak bağı olabilir attığımız adımlara. İlyas da her zamanki koşturmacası içerisinde gündemini Allah’ın razı olacağını düşündüğü konularla belirlemeye
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.