Eski ateşi gözden kayboldu Doğu hayatının Nefesi durakladı ve ruhu terketti vücudunu Bir resim gibi zincirsizdir nefesi Ve bilmez hayatın nedir tadı. Kalbi kaybetti arzuyu ve hasret çekmeyi, Flütü bıraktı çıkarmayı notanın sesini.
Muhammed İkbal
I
İnsan nedir sorusuna verilen cevab doğrultusunda şekillenmiştir toplumsal yapı ve şartlarımız.
Toplumsal yapı ve şartlarımız insanı şekillendirmektedir.
Birbirinden farklı iki önermeyi sıralamamın sebebi, yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar hafifliğinde bir tartışma açmak değil; insan ile zaman – mekan arasında sıkı bir ilişki olduğunu göstermektir. Bu önermelerden ilkinde insanın zaman, mekanı ve şartlar üzerindeki etkisi ve belirleyici gücü; ikincisinde de zaman, mekan ve şartların insan üzerindeki belirleyiciliği söz konusu edilmeye çalışılmıştır.
Bu yazının devamı
194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
20. yüzyıl, büyük anlatıların formüle etmiş olduğu ideolojiler çağıdır. Bütünleşme hareketleri bu ideolojilerin merkezinde cereyan etti. Sosyalizm, kapitalizm ve faşizm devasa boyutta tümleşik bir siyasadan bahsediyordu.
Tahammülsüzlük ve bıkkınlık çağında ne yapacağını bilemez halde oraya buraya savrulan insan, “kendiliği”ni sağlayan dinamiklerin son bakiyesini tüketmesiyle “sözün gücü”nü de kaybetti. Bizden, pencerede görünen bu yansımanın olağanlığına alışmamız ve gerçeği kabul etmemiz; aslında işi daha fazla zorlaştırmamamız istenmekte. Bu yansımanın bir yanılsamadan başka bir şey olmadığını, sanal ve gerçek arasında yaşanan tereddütlerle daha iyi müşahede edebilecekken, önümüze her geçen gün serdikleri yeni gündemleri belki de bu kolaylaştırma istemi yüzünden kabulleniyoruz.
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.
Kamusal ve Özel Alana Dair Düşünceler
Eski ateşi gözden kayboldu Doğu hayatının
Nefesi durakladı ve ruhu terketti vücudunu
Bir resim gibi zincirsizdir nefesi
Ve bilmez hayatın nedir tadı.
Kalbi kaybetti arzuyu ve hasret çekmeyi,
Flütü bıraktı çıkarmayı notanın sesini.
Muhammed İkbal
I
İnsan nedir sorusuna verilen cevab doğrultusunda şekillenmiştir toplumsal yapı ve şartlarımız.
Toplumsal yapı ve şartlarımız insanı şekillendirmektedir.
Birbirinden farklı iki önermeyi sıralamamın sebebi, yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar hafifliğinde bir tartışma açmak değil; insan ile zaman – mekan arasında sıkı bir ilişki olduğunu göstermektir. Bu önermelerden ilkinde insanın zaman, mekanı ve şartlar üzerindeki etkisi ve belirleyici gücü; ikincisinde de zaman, mekan ve şartların insan üzerindeki belirleyiciliği söz konusu edilmeye çalışılmıştır.
Bu yazının devamı 194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Her Sistem Kendi İnsanını Üretir
Öğretilmeye değer olan nedir? Eğitimin amaçları nelerdir? Öğretmekten kastedilen göstermek mi, biçimlendirmek mi, yoksa anlamını, nedenini bildirmek mi? Yine, eğitmekten kastedilen yetiştirmek mi?
İslam’ın Vaadleri İle Müslümanların Hayatı Arasındaki Mesafeye Dair Bir Açıklama Denemesi
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
Kurgusal Kümeste Küme Elamanı Olmak; Ulusalcılık Ve Popülizm Siyasasında Kimliklerin Kaybı
20. yüzyıl, büyük anlatıların formüle etmiş olduğu ideolojiler çağıdır. Bütünleşme hareketleri bu ideolojilerin merkezinde cereyan etti. Sosyalizm, kapitalizm ve faşizm devasa boyutta tümleşik bir siyasadan bahsediyordu.
Muharriflerin Sanalbazlığı: Göçe Zorlanan Söz
Tahammülsüzlük ve bıkkınlık çağında ne yapacağını bilemez halde oraya buraya savrulan insan, “kendiliği”ni sağlayan dinamiklerin son bakiyesini tüketmesiyle “sözün gücü”nü de kaybetti. Bizden, pencerede görünen bu yansımanın olağanlığına alışmamız ve gerçeği kabul etmemiz; aslında işi daha fazla zorlaştırmamamız istenmekte. Bu yansımanın bir yanılsamadan başka bir şey olmadığını, sanal ve gerçek arasında yaşanan tereddütlerle daha iyi müşahede edebilecekken, önümüze her geçen gün serdikleri yeni gündemleri belki de bu kolaylaştırma istemi yüzünden kabulleniyoruz.
Gazze ya da Acının Onmaz Hali
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.