Hepimiz tedirginiz. Dünya hiç de iyiye gitmiyor. Özene bezene büyüttüğümüz çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor?
Ailelerin etkisinin oldukça azaldığı günümüzde, kendi çocuğumuzun bile iç dünyasıyla ilgili; hangi fikirlere sahip olup, yarın karşılaştığı herhangi bir durumda nasıl bir tepki vereceğine dair bir fikrimiz veya öngörümüz yok.
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Bu yazının devamı
217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Senaryosunu Harvey Gates’in yazdığı ve Roy Del Ruth tarafından yönetilen 1928 yapımı Terör (The Terror) ve Soğuk Savaş dönemindeki Sabotaj (Sabotage, 1936) adlı filmler, terör ve terörizm olgusunun sinema filmleri
“Sen neden, kimden kaçtın da bunca zaman derin uykulara daldın?” diye soruyorum kendime. Her günüm bir yıl gibi geçmişçesine derin izler bırakırken kalbimde, “Değdi mi bu kadar uykuya?” diye sormadan edemiyorum. Ashab-ı Kehf’in mücadelesini sen ne kadar yaşadın da kaçmayı hak ettin sorusu gelir ardından. Onlar kadar dinin için mücadele ettin mi? Peki, onlar kadar imanın var mı ki senin? Ama onlar tek değillerdi de senin gibi. Gerçi sen de tek sayılmazsın. Senden öte senden ziyade kaç benlik daha taşıyorsun bu topraktan olma bedende. Taşıdığın her sıfatla yeni bir sen oluyorsun.
Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstri”sine rağmen bir şeyler yapmak, akıntıya karşı küreklere davranmaya benziyor. Bu nedenle farklı yaş grubundaki bireylerin, dayatılan tek tip müzik endüstrisinden sıyrılıp aynı şarkılara, ezgilere gönlünde yer açması gittikçe türüne az rastlanan bir durum.
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
Çocuklarımız Bizim mi?
Hepimiz tedirginiz. Dünya hiç de iyiye gitmiyor. Özene bezene büyüttüğümüz çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor?
Ailelerin etkisinin oldukça azaldığı günümüzde, kendi çocuğumuzun bile iç dünyasıyla ilgili; hangi fikirlere sahip olup, yarın karşılaştığı herhangi bir durumda nasıl bir tepki vereceğine dair bir fikrimiz veya öngörümüz yok.
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Bu yazının devamı 217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
11 Eylül Sonrası Sinemada Terörizm: Hain Filminin Analizi
Senaryosunu Harvey Gates’in yazdığı ve Roy Del Ruth tarafından yönetilen 1928 yapımı Terör (The Terror) ve Soğuk Savaş dönemindeki Sabotaj (Sabotage, 1936) adlı filmler, terör ve terörizm olgusunun sinema filmleri
Derin Uykular
“Sen neden, kimden kaçtın da bunca zaman derin uykulara daldın?” diye soruyorum kendime. Her günüm bir yıl gibi geçmişçesine derin izler bırakırken kalbimde, “Değdi mi bu kadar uykuya?” diye sormadan edemiyorum. Ashab-ı Kehf’in mücadelesini sen ne kadar yaşadın da kaçmayı hak ettin sorusu gelir ardından. Onlar kadar dinin için mücadele ettin mi? Peki, onlar kadar imanın var mı ki senin? Ama onlar tek değillerdi de senin gibi. Gerçi sen de tek sayılmazsın. Senden öte senden ziyade kaç benlik daha taşıyorsun bu topraktan olma bedende. Taşıdığın her sıfatla yeni bir sen oluyorsun.
Barış’a da Bir Sorsalar
Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstri”sine rağmen bir şeyler yapmak, akıntıya karşı küreklere davranmaya benziyor. Bu nedenle farklı yaş grubundaki bireylerin, dayatılan tek tip müzik endüstrisinden sıyrılıp aynı şarkılara, ezgilere gönlünde yer açması gittikçe türüne az rastlanan bir durum.
Ataleti Yenmenin Anahtarı: Kalk ve Diren (1988)
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Dikkat! Hayat Çıkabilir.
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.