El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız. Gerçi para vermeden nice şeyler almışlığımız da vaki! Babamı tanıyan, dedemi tanıyan, çocuk ruhundan anlayan esnaf amcalarımız vererek çoğalma formülünü hiç unutmazlardı. Birlikte binilen arabanın benzin masrafını paylaşmak diye bir namertlik icat edilmemiş, kiracılar altın yumurtlayan tavuklar olarak görülmemiş, yedinci evi alıp boş yatırmak için banka müdürlerine otuz iki dişle sırıtmak literatüre girmemişti daha.
Şu günlerde bile ticari hayatı kara düzenden uzaklaşmamış bizim topraklarda olsa neyse, ticaretin vahşi yüz koleksiyonuna sahip olduğu, kaftanlı geleni üryan bırakan New York’ta ahilik rayihalı bir ticari dayanışma öyküsü anlatılınca insan bir afallıyor haliyle. Jean Merrill, kapitalizmin içini oyup insanca alışveriş imkânına ses veriyor. Tezgâh Savaşı (The Pushcart War) çocuk edebiyatında çok sık rastlamadığımız siyasallığa sahip, hani neredeyse ekonomi politiğin çocuğa ayarlı doğrucu eleştirisini sırtlanıyor.
Tarihçinin itibarını soğuran giriş yazısıyla başlayarak kitap daima ironi sularında yüzüyor. Anlatımın sakinliği; yer yer rapor edasında, kayıt deşifresi nesnelliğindeki yapısı, duygusal çalkantılara set çekiyor.
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da kapılarından geçiriyor teker teker. Her şiirinde ‘çocuk’ sesi duyuyoruz.
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Ekonomi-politiğin Çocukça Dile Gelişi: Kahraman Seyyar Satıcılar Devasa Kamyonlara Karşı
El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız. Gerçi para vermeden nice şeyler almışlığımız da vaki! Babamı tanıyan, dedemi tanıyan, çocuk ruhundan anlayan esnaf amcalarımız vererek çoğalma formülünü hiç unutmazlardı. Birlikte binilen arabanın benzin masrafını paylaşmak diye bir namertlik icat edilmemiş, kiracılar altın yumurtlayan tavuklar olarak görülmemiş, yedinci evi alıp boş yatırmak için banka müdürlerine otuz iki dişle sırıtmak literatüre girmemişti daha.
Şu günlerde bile ticari hayatı kara düzenden uzaklaşmamış bizim topraklarda olsa neyse, ticaretin vahşi yüz koleksiyonuna sahip olduğu, kaftanlı geleni üryan bırakan New York’ta ahilik rayihalı bir ticari dayanışma öyküsü anlatılınca insan bir afallıyor haliyle. Jean Merrill, kapitalizmin içini oyup insanca alışveriş imkânına ses veriyor. Tezgâh Savaşı (The Pushcart War) çocuk edebiyatında çok sık rastlamadığımız siyasallığa sahip, hani neredeyse ekonomi politiğin çocuğa ayarlı doğrucu eleştirisini sırtlanıyor.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ne Yapmalı (Bir Dönemin Hikâyeleri)
Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a
Hiç Haksız Olur Mu Çocuklar?
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da kapılarından geçiriyor teker teker. Her şiirinde ‘çocuk’ sesi duyuyoruz.
Küçürek Öyküler
Tekasür
– Bu kabristan çok büyümüş.
– Say say bitmiyor, sorma…
Bir Çiçekle Bahar Gelmez Bilirim…
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
İçimde Işıltısını Hissettiğim Hayat
Derin bir kuyuda, başımı öne eğip dizlerime sarıldım.
Düşerken üzerime damlalar, canım yandı.
Alışverişe devam et