(Yâ Rabbi!) Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet; nimet verdiğin kimselerin yoluna; kendilerine gazap edilmişlerin ve sapmışların yoluna değil. (Fatiha, 1/1-7)
Abdullah bin Mes’ud anlatıyor: “Bir gün, Resûlüllah toprağa düz bir çizgi çizdi ve “Bu Allah’ın insanlar için takdir ettiği yoldur” dedi. Sonra bu düz çizginin sağına ve soluna eğri çizgiler çizdi ve “Bunlar da diğer yollardır. Her birinin üzerinde kötülüğe davet eden bir şeytan vardır.” dedi. Arkasından da şu ayeti okudu: “İşte benim doğru yolum bu. Ona uyun, (başka) yollara uymayın ki, sizi O’nun yolundan ayırmasın! (Azabından) korunmanız için (Allah) size böyle tavsiye ediyor.” (En’am, 6/153)[1]
Tüm Müslüman toplumlarında, dolayısıyla ve özellikle Türkiye’de oldukça problemli, son derece tuhaf bir süreç yaşanıyor. Gerçi hemen herkesin kolaylıkla ifade edeceği üzere, Türkiye’de problemlerden, tuhaflıklardan bahsetmekte hiç de zorlanılmaz. Çünkü burası adeta problemler, tuhaflıklar ülkesi konumunda. Elinizi nereye uzatsanız, gözünüzü nereye çevirseniz, kulağınızı nereye tutsanız, kolaylıkla büyük bir problem veya gariplikle karşılaşmanız mümkündür. Uzun zamandır -genel anlamda iki yüz yıldır, özel olarak da bir yüz yıldır- birçok toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel problem ve garabet bu ülkenin değişmezleri arasına katılmış durumda.
Bu yazının devamı
183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Önceki süreçte makine, emperyalizmin aracı iken yeni süreçte başta internet ve yapay zekâ olmak üzere yeni teknolojiler neo-emperyalizmin araçları olmuştur. Tekno-feodalizm kendi ülkelerinde egemenlik sağlarken, tekno emperyalizm başka ülkelerde egemenlik sağlama unsuru olmuştur.
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
Bilim insanları, etik konularını çalışanlar, politika yapıcılar vs. biyo-teknoloji ile siber-teknoloji (yapay zekâ) kesişmesinin ne gibi sonuçlar doğuracağı üzerinde düşünmesi gerekir. Zira sentetik biyoloji ile yapay zekâ teknolojilerinin sağlıklı ve güvenli biçimde ilerlemesi için böylesi bir sorumluluğa ihtiyaç var. Yapay zekânın tasarımı ve uygulanması süreçleri gittikçe karmaşıklaşması kontrolü, denetimi ve düzenlenmesini zorlaştıracak görünüyor.
Toplumların kolektif kimliklerini inşa etme süreçleri sosyal uzam içerisinde ortak semboller, ritüeller, mitler ve değerler üzerinden güç kazanır. Robert Bellah’ın 1967’de Amerikan toplumu üzerine geliştirdiği sivil din kavramı,
“Dosdoğru Yol”un Sapakları ve Gidişatı Dosdoğru Kılmak Üzerine
(Yâ Rabbi!) Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet; nimet verdiğin kimselerin yoluna; kendilerine gazap edilmişlerin ve sapmışların yoluna değil. (Fatiha, 1/1-7)
Abdullah bin Mes’ud anlatıyor: “Bir gün, Resûlüllah toprağa düz bir çizgi çizdi ve “Bu Allah’ın insanlar için takdir ettiği yoldur” dedi. Sonra bu düz çizginin sağına ve soluna eğri çizgiler çizdi ve “Bunlar da diğer yollardır. Her birinin üzerinde kötülüğe davet eden bir şeytan vardır.” dedi. Arkasından da şu ayeti okudu: “İşte benim doğru yolum bu. Ona uyun, (başka) yollara uymayın ki, sizi O’nun yolundan ayırmasın! (Azabından) korunmanız için (Allah) size böyle tavsiye ediyor.” (En’am, 6/153)[1]
Tüm Müslüman toplumlarında, dolayısıyla ve özellikle Türkiye’de oldukça problemli, son derece tuhaf bir süreç yaşanıyor. Gerçi hemen herkesin kolaylıkla ifade edeceği üzere, Türkiye’de problemlerden, tuhaflıklardan bahsetmekte hiç de zorlanılmaz. Çünkü burası adeta problemler, tuhaflıklar ülkesi konumunda. Elinizi nereye uzatsanız, gözünüzü nereye çevirseniz, kulağınızı nereye tutsanız, kolaylıkla büyük bir problem veya gariplikle karşılaşmanız mümkündür. Uzun zamandır -genel anlamda iki yüz yıldır, özel olarak da bir yüz yıldır- birçok toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel problem ve garabet bu ülkenin değişmezleri arasına katılmış durumda.
Bu yazının devamı 183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yapay Zekâ ve Dijital Sömürgecilik: Tekno-Endüstriyel Çağda Yeni Neo-Sömürgeci Paradigmalar
Önceki süreçte makine, emperyalizmin aracı iken yeni süreçte başta internet ve yapay zekâ olmak üzere yeni teknolojiler neo-emperyalizmin araçları olmuştur. Tekno-feodalizm kendi ülkelerinde egemenlik sağlarken, tekno emperyalizm başka ülkelerde egemenlik sağlama unsuru olmuştur.
Filistin Cephesinde Değişen Bir Şey Yok: İhanet, Drama, Cinayet, Kehanet ve Kıyamet
Yahudi Siyonizmi: Siyonizm, bedeni doğu, aklı batı, ruhu araf, kalbi sarı. Siyonizm, geçmişi Avrupa, bugünü Gazze, yarını Fırat. Siyonizm, dünü altın buzağı, şimdisi kızıl düve, sonrası kurban. Siyonizm, okuduğu Tevrat, anladığı Kâbil, anlamadığı 10 Emir. Siyonizm, adı Kudüs, sanı hırsız, cismi katil. Siyonizm, tutunduğu dünya, istikameti Gog ve Magog, menzilinde altın çağ. Siyonizm, Tanrı’yı ırkçı zanneden ve O’na sürekli şımaran.
Şef Mahko Ve Oğuz’un Fatiha’sı
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
Kalpsiz Bir Dünyadan Kalpsiz Bir Algoritmaya
Bilim insanları, etik konularını çalışanlar, politika yapıcılar vs. biyo-teknoloji ile siber-teknoloji (yapay zekâ) kesişmesinin ne gibi sonuçlar doğuracağı üzerinde düşünmesi gerekir. Zira sentetik biyoloji ile yapay zekâ teknolojilerinin sağlıklı ve güvenli biçimde ilerlemesi için böylesi bir sorumluluğa ihtiyaç var. Yapay zekânın tasarımı ve uygulanması süreçleri gittikçe karmaşıklaşması kontrolü, denetimi ve düzenlenmesini zorlaştıracak görünüyor.
Türkiye’de Ulusal Kimliğin İnşası: Sivil Din ve Sembolik İktidar
Toplumların kolektif kimliklerini inşa etme süreçleri sosyal uzam içerisinde ortak semboller, ritüeller, mitler ve değerler üzerinden güç kazanır. Robert Bellah’ın 1967’de Amerikan toplumu üzerine geliştirdiği sivil din kavramı,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.