“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.”[1]
Giriş
Abdülhak Kemal Yörük ve hukukun ne olduğu sorusu ile yüzleşen herkesin dile getirdiği gibi, Solmaz Zelyüt de “hukukun tanımı yok tanım teşebbüsleri var”[2] demektedir. Her ne kadar herkesin üzerinde mutabakat sağladığı bir tanım olmasa da girişte alıntıladığımız, Yasemin Işıktaş’ın tanımı anlam çerçevesi ve tarihsel bütünlüğü içerisinde anlaşılır bir tanımlama olduğu söylenebilir. İnsanların toplu hâlde yaşamaları insan-insan ilişkisinde hukuku doğurmuştur. Hukuksuz bir toplum iddiası kavramın doğasına aykırıdır. Hukukun varlığı toplum ile şekillenmiştir. Her ne kadar bazı hukuk teorisyenleri kavramı devlet ölçeğinde ele alarak devletlerin hukukundan bahsetmiş olsa da “hukukun devletle tanımlanması yolundaki yaygın anlayış insanlığın önemli bir bölümünün hukuk dışına atılması anlamına gelir.”[3] Hukuk toplum için vardır ve bundan dolayı da toplum ile birlikte değişmeye mecburdur. Bu değişim örgüsünü sağlayan olgu da eleştirel düşüncedir. Yasin Ramazanın da dediği gibi: “Eleştirel düşünme süreklilik isteyen bir uğraştır, çünkü daha sağlıklı bilgi ve düşünce her zaman mümkündür.”[4]
Hukuk Nedir?
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Günümüzde, Kur’ân-ı Kerîm muhtevasının başka dînî ve tarihî metinlerden devşirildiği şeklindeki bir iddia bazı fanatik İslâm düşmanları için âdeta genel-geçer bir itham olarak öne çıkmaktadır. Bu iddia sahiplerinin Türkiye’deki uzantıları Turan Dursun, İlhan Arsel ve benzerlerinin çevreleridir. Türkiye’deki bu çevrelerin Kur’ân ve İslam hakkındaki iddialarının, tamamen husumetten kaynaklanan gayr-ı ilmî iftiralardan öteye geçemediklerini ispatlamak için …
Ruhun doğal eğilimlerinden olan sanat tutkusuna, insanoğluyla yaşıt diyebiliriz. Sanat olgusunun sarmalı içinde insanın eğilimleri, hayalleri, duyguları, tasavvurları, bulunur çünkü. Evrende ve fıtratta varolduğu için sanata müştaktır ama içinin derinliklerinde bulunan sanat gerçeğini somutlaştıramaz her insan.
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Alışkanlıklar insanın hayatını idame ettirebilmesi için gereklidir. Bir babanın her gün işe gitmesi, bir annenin çocuklarıyla ilgilenebilmesi, bir öğrencinin derslerini zamanında yapabilmesi gibi alışkanlıklar son derece faydalıdır. Bu tür alışkanlıklarını terk eden bir baba, anne ya da öğrenci ise sıkıntı yaşayacaktır. Fakat iş, düşünce eylemine gelince durum biraz değişmektedir. Hep aynı tarz düşünen, herhangi bir konuda düşüncelerini değiştirmemekte ısrar eden bir kişi için bu alışkanlık zararlıdır. Fakat insanların çoğu fikri anlamda şüphe içinde bir hayat yaşamaktansa içinde şüpheye yer olmayan rahat bir hayatı tercih ederler.
Ademoğlu’nun yeryüzü serüveni tekdüze değildir. İnişler-çıkışlar, düşüşler-kalkışlar, sevinçler ve kederlerle doludur hayat. İnsan, bir eli yağda bir eli balda olduğu sürece kurtuluş teolojilerine ihtiyaç duymamıştır.
Hukukta Eleştirel Düşünmenin Yeri
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.”[1]
Giriş
Abdülhak Kemal Yörük ve hukukun ne olduğu sorusu ile yüzleşen herkesin dile getirdiği gibi, Solmaz Zelyüt de “hukukun tanımı yok tanım teşebbüsleri var”[2] demektedir. Her ne kadar herkesin üzerinde mutabakat sağladığı bir tanım olmasa da girişte alıntıladığımız, Yasemin Işıktaş’ın tanımı anlam çerçevesi ve tarihsel bütünlüğü içerisinde anlaşılır bir tanımlama olduğu söylenebilir. İnsanların toplu hâlde yaşamaları insan-insan ilişkisinde hukuku doğurmuştur. Hukuksuz bir toplum iddiası kavramın doğasına aykırıdır. Hukukun varlığı toplum ile şekillenmiştir. Her ne kadar bazı hukuk teorisyenleri kavramı devlet ölçeğinde ele alarak devletlerin hukukundan bahsetmiş olsa da “hukukun devletle tanımlanması yolundaki yaygın anlayış insanlığın önemli bir bölümünün hukuk dışına atılması anlamına gelir.”[3] Hukuk toplum için vardır ve bundan dolayı da toplum ile birlikte değişmeye mecburdur. Bu değişim örgüsünü sağlayan olgu da eleştirel düşüncedir. Yasin Ramazanın da dediği gibi: “Eleştirel düşünme süreklilik isteyen bir uğraştır, çünkü daha sağlıklı bilgi ve düşünce her zaman mümkündür.”[4]
Hukuk Nedir?
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslâm, Yahudilik ve Hıristiyanlık’tan Alıntılanmış ‘Devşirme Bir Din(mi)’dir?
Günümüzde, Kur’ân-ı Kerîm muhtevasının başka dînî ve tarihî metinlerden devşirildiği şeklindeki bir iddia bazı fanatik İslâm düşmanları için âdeta genel-geçer bir itham olarak öne çıkmaktadır. Bu iddia sahiplerinin Türkiye’deki uzantıları Turan Dursun, İlhan Arsel ve benzerlerinin çevreleridir. Türkiye’deki bu çevrelerin Kur’ân ve İslam hakkındaki iddialarının, tamamen husumetten kaynaklanan gayr-ı ilmî iftiralardan öteye geçemediklerini ispatlamak için …
Sanat ve Sanatımız
Ruhun doğal eğilimlerinden olan sanat tutkusuna, insanoğluyla yaşıt diyebiliriz. Sanat olgusunun sarmalı içinde insanın eğilimleri, hayalleri, duyguları, tasavvurları, bulunur çünkü. Evrende ve fıtratta varolduğu için sanata müştaktır ama içinin derinliklerinde bulunan sanat gerçeğini somutlaştıramaz her insan.
Ütopyaya Masal Aşısı ya da Masaldan Ütopyaya Bir Yol Var mı?
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Eleştirel Düşünebilmek ve Eleştiri Geleneğimiz
Alışkanlıklar insanın hayatını idame ettirebilmesi için gereklidir. Bir babanın her gün işe gitmesi, bir annenin çocuklarıyla ilgilenebilmesi, bir öğrencinin derslerini zamanında yapabilmesi gibi alışkanlıklar son derece faydalıdır. Bu tür alışkanlıklarını terk eden bir baba, anne ya da öğrenci ise sıkıntı yaşayacaktır. Fakat iş, düşünce eylemine gelince durum biraz değişmektedir. Hep aynı tarz düşünen, herhangi bir konuda düşüncelerini değiştirmemekte ısrar eden bir kişi için bu alışkanlık zararlıdır. Fakat insanların çoğu fikri anlamda şüphe içinde bir hayat yaşamaktansa içinde şüpheye yer olmayan rahat bir hayatı tercih ederler.
Kendisine Himmeti Olmayan Mitolojik Kurtarıcı Bana Mı Himmet Edecek?
Ademoğlu’nun yeryüzü serüveni tekdüze değildir. İnişler-çıkışlar, düşüşler-kalkışlar, sevinçler ve kederlerle doludur hayat. İnsan, bir eli yağda bir eli balda olduğu sürece kurtuluş teolojilerine ihtiyaç duymamıştır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.