“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.”[1]
Giriş
Abdülhak Kemal Yörük ve hukukun ne olduğu sorusu ile yüzleşen herkesin dile getirdiği gibi, Solmaz Zelyüt de “hukukun tanımı yok tanım teşebbüsleri var”[2] demektedir. Her ne kadar herkesin üzerinde mutabakat sağladığı bir tanım olmasa da girişte alıntıladığımız, Yasemin Işıktaş’ın tanımı anlam çerçevesi ve tarihsel bütünlüğü içerisinde anlaşılır bir tanımlama olduğu söylenebilir. İnsanların toplu hâlde yaşamaları insan-insan ilişkisinde hukuku doğurmuştur. Hukuksuz bir toplum iddiası kavramın doğasına aykırıdır. Hukukun varlığı toplum ile şekillenmiştir. Her ne kadar bazı hukuk teorisyenleri kavramı devlet ölçeğinde ele alarak devletlerin hukukundan bahsetmiş olsa da “hukukun devletle tanımlanması yolundaki yaygın anlayış insanlığın önemli bir bölümünün hukuk dışına atılması anlamına gelir.”[3] Hukuk toplum için vardır ve bundan dolayı da toplum ile birlikte değişmeye mecburdur. Bu değişim örgüsünü sağlayan olgu da eleştirel düşüncedir. Yasin Ramazanın da dediği gibi: “Eleştirel düşünme süreklilik isteyen bir uğraştır, çünkü daha sağlıklı bilgi ve düşünce her zaman mümkündür.”[4]
Hukuk Nedir?
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
On altıncı yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan bir gerçeklik olarak modernizm, yalnızca kronolojik bir dönem adı değil; aynı zamanda doğanın, toplumun ve insan davranışlarının hesaplanabilir, öngörülebilir ve yönetilebilir bir düzene dönüştürülmesini
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
Gözetim ve gözetleme olgusunun insanlık tarihi kadar geçmişe dayandığı ve her dönemin kendine has unsurları ile görünür olduğu kabul edilmektedir. Modern bir tarih okumasıyla duruma bakacak olursak; Ortaçağın sonlarına kadar Tanrı’nın hükümranlığının etkin olduğu bir dünyadan bahsedebiliriz. Yeniçağ ile birlikte hükümdarların Tanrı’dan rol çalarak kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri ilan etmeleri, hükümdarların hükümranlığının daha baskın olduğu bir sürece geçildiğini göstermektedir.
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Yetiştirme, eriştirme, bildirme, ulaştırma, gönderme, açıklama, bir amaca ulaşmak için bir şeyi bazı ilkelere ve düzene göre söyleme veya uygulama anlamına geldiği gibi daha ziyade İslam’ın açık ve anlaşılır bir şekilde muhataba iletilmesi anlaşılmaktadır. Yani İslam’ın açıklanması, tebliğ edilmesidir.
Hukukta Eleştirel Düşünmenin Yeri
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.”[1]
Giriş
Abdülhak Kemal Yörük ve hukukun ne olduğu sorusu ile yüzleşen herkesin dile getirdiği gibi, Solmaz Zelyüt de “hukukun tanımı yok tanım teşebbüsleri var”[2] demektedir. Her ne kadar herkesin üzerinde mutabakat sağladığı bir tanım olmasa da girişte alıntıladığımız, Yasemin Işıktaş’ın tanımı anlam çerçevesi ve tarihsel bütünlüğü içerisinde anlaşılır bir tanımlama olduğu söylenebilir. İnsanların toplu hâlde yaşamaları insan-insan ilişkisinde hukuku doğurmuştur. Hukuksuz bir toplum iddiası kavramın doğasına aykırıdır. Hukukun varlığı toplum ile şekillenmiştir. Her ne kadar bazı hukuk teorisyenleri kavramı devlet ölçeğinde ele alarak devletlerin hukukundan bahsetmiş olsa da “hukukun devletle tanımlanması yolundaki yaygın anlayış insanlığın önemli bir bölümünün hukuk dışına atılması anlamına gelir.”[3] Hukuk toplum için vardır ve bundan dolayı da toplum ile birlikte değişmeye mecburdur. Bu değişim örgüsünü sağlayan olgu da eleştirel düşüncedir. Yasin Ramazanın da dediği gibi: “Eleştirel düşünme süreklilik isteyen bir uğraştır, çünkü daha sağlıklı bilgi ve düşünce her zaman mümkündür.”[4]
Hukuk Nedir?
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Modernliğin Hukuki Mimarisi: Rasyonalite, Devlet ve Normatif Merkezileşme
On altıncı yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan bir gerçeklik olarak modernizm, yalnızca kronolojik bir dönem adı değil; aynı zamanda doğanın, toplumun ve insan davranışlarının hesaplanabilir, öngörülebilir ve yönetilebilir bir düzene dönüştürülmesini
Sembolik Düzen Krizi ve Varolmak
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
Yasaların Gözetiminde Hayat
Gözetim ve gözetleme olgusunun insanlık tarihi kadar geçmişe dayandığı ve her dönemin kendine has unsurları ile görünür olduğu kabul edilmektedir. Modern bir tarih okumasıyla duruma bakacak olursak; Ortaçağın sonlarına kadar Tanrı’nın hükümranlığının etkin olduğu bir dünyadan bahsedebiliriz. Yeniçağ ile birlikte hükümdarların Tanrı’dan rol çalarak kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri ilan etmeleri, hükümdarların hükümranlığının daha baskın olduğu bir sürece geçildiğini göstermektedir.
Okul Öncesi Çocukların Kitaplarla Tanışması
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Tebliğ
Yetiştirme, eriştirme, bildirme, ulaştırma, gönderme, açıklama, bir amaca ulaşmak için bir şeyi bazı ilkelere ve düzene göre söyleme veya uygulama anlamına geldiği gibi daha ziyade İslam’ın açık ve anlaşılır bir şekilde muhataba iletilmesi anlaşılmaktadır. Yani İslam’ın açıklanması, tebliğ edilmesidir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.