İnsan eğitimi netameli bir konu, çünkü muhatabı da hitap edeni de insan. Eğitimin ne olduğu, nasıl olması gerektiğine dair binlerce kez konuşulmasına, tartışılmasına, yazılıp çizilmesine rağmen sorun çözen bir araç olmaktan çıkıp bir sorun olarak gündemi meşgul etmektedir.
TDK sözlüğünde eğitim maddesi, çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine, okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye şeklinde yazılmış. Mehmet Doğan’ın Büyük Türkçe Sözlüğü’nde ise; eğitmek işi, terbiye olarak tanımlanmış. Tanımı bu kadar basit olan bir kelime, ilginç bir şekilde insan hayatı için ya çözüm yahut sorun aracı olarak görülmektedir.
Mark Twain eğitimin etkisini anlatırken şöyle der: “Eğitimin yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey onun etki alanının dışında kalamaz. Kötü ahlâkları iyiye çevirebilir; kötü ilkeleri yıkar ve yerine yenilerini koyar; insanları melekler seviyesine çıkarabilir.” Mark Twain, insanları melekler seviyesine çıkartan eğitim sisteminin ne olduğunu da söylemiş olsaydı hiç şüphesiz işimiz daha kolay olurdu.
“Bir insanı ahlâken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.” Theodore Roosevelt’in bu sözünden, insan eğitiminde asıl hedefin ve amacın ahlâkî eğitim olduğunu anlıyoruz. Hz Peygamber’in; “Hiçbir baba çocuğuna güzel bir terbiyeden daha iyi miras bırakmaz.” hadisi ve Hz. Ali’nin; “Hangi adamın oğlu olursan ol terbiye öğren! Bu güzellik seni başka asalete muhtaç etmez.” sözü de aynı hakikate işaret etmektedir. Eğitim ve terbiye üzerine her kim ne söylemişse iyi ve güzel ahlâka vurgu yaparak söylemiştir.
Eğitim Metotları
Hz. Âdem’den bu yana insanlardan bir kısmı, kendilerinin, Allah’a rağmen insanların efendileri olduklarını söylediler. Bu söylemlerini de farklı eğitim metotlarıyla diğer insanlara kabul ettirmeye çalıştılar. Kabul etmeyenlere karşı savaş açtılar, onları her türlü işkence ve ölümle tehdit ettiler. Allah, hem kendilerini tanrı zannedenler hem de diğerlerine yalnızca kendisinin ilah olduğunu bildirmeleri için, yine insanlar arasından özel elçiler seçti. O elçiler Allah’tan aldıkları bilgiyi önce yaşadılar sonra topluma anlattılar. Hiç birinin sözleriyle davranışları arasında bir çelişki yoktu. İnanmadıkları ve yapmadıkları hiçbir şeyi söylemediler. Elçiler öylesine güzel bir eğitim metodu uyguladılar ki anlattıkları her şey doğrudan insanın kalbine nüfuz etti. Akıl ve kalbin çatışmadığı bir güzellik çıktı ortaya. İnsan, insan olmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşadı. İşte o vakitler ortaya çıkan iki farklı eğitim sistemi, insanları ya insan yapacak yahut da insanlığından çıkaracak. İnsan eğitimiyle ilgili hikâyenin özeti bundan ibaret.
Makineleri Eğiten İnsan
İnsanoğlu neredeyse tüm vahşi hayvanları, bitkileri, dağı, taşı, ateşi, suyu ve toprağı eğitmekte pek mahir oldu. Hepsini kılıktan kılığa soktu, kendine göre şekil verdi, bazılarının fıtratlarını bozarak, doğallığından uzaklaştırdı. Hayvana, bitkiye ve tabiata karşı da efendilik taslayan insanlar, onları eğitirken yalnızca kendi menfaatlerini, kendi konforlarını ve kendi zevklerini düşündüler. İnsanoğlu şimdi makinelerin de efendisi olmak için makineleri eğitiyor. Yapay zekâ teknolojisini kullanarak insansı robotlar yapmaya başladı. Bir yandan insanları farklı eğitim metotları deneyerek robotlaştırıyor, diğer yandan da insansı robotlar üreterek insanı devre dışı bırakıyor. İnsansı robot meselesi uzun bir konu, şimdilik geçelim.
Eğitim Ne Zaman Başlar?
Cervantes; “İnsan eğitimle doğmaz ama eğitim le yaşar.” der. Hz. Muhammed ise her insanın İslam fıtratı üzerine doğduğunu söyler. İnsan eğitimi ne zaman başlar. Çocuklukta mı? Bebeklikte mi? Anne rahminde mi? Evlenmeye niyet ettiğimizde mi? Günümüzde çocuk eğitimi konusunda mustarip olmayan kimse var mı bilmiyorum ama çocuk eğitimi, Hz. Âdem’in çocuklarıyla başlayan bir mesele olarak kıyamete kadar da devam edecektir.
Çocuk Yetir Aklını Yitir
17. yüzyılda yaşamış olan Rochester Lordu Şair John Wilmot “Evlenmeden önce çocuk yetiştirmeye dair altı nazariyem vardı. Şimdi altı çocuğum var fakat tek nazariyem yok.” der. İngiliz devlet adamı W. Churchill de bir ulusu yönetmenin, dört çocuğu eğitmekten daha kolay olduğunu söyler. Aklın yolu bir, çocuk eğitiminin zorluğunu anlatmada annemin bu adamlardan hiç de geri kalır tarafı yok. Annem de çocuk yetiştirmenin zorluğunu anlatmak için “Çocuk yetir aklını yitir.” derdi. Allah’a şükür aklını yitirmeden bizleri büyütüp yetiştirdi. Annemin okuma yazması yoktu fakat bize hayatı okumasını öğretti. Hayatın özeti şuydu ona göre. Biz bu dünyaya imtihan için gönderildik. Sınav konumuz iyi insan nasıl olunur ve ölünceye kadar nasıl kalınır. Bizleri yetiştirirken uyguladığı bilimsel bir eğitim tekniği yoktu. Yalnızca iyilik, doğruluk ve güzellik ölçüleri vardı. O ölçüler de kafasına ve gönlüne göre ölçüler değildi. Kadim bir geleneğin imbiğinden süzülerek gelen ilahi ve nebevi buyruklardı o ölçüler. Elbette uyarılar vardı. Kesinliğinden şüphe duyulmayan haram olan, helal olan şeyler bilgi olarak verilmesinin yanında iyi ve güzel olan şeyler ders olarak verilmez, bizatihi davranış olarak yaşanır ve davranışlardan dersler alınırdı. Eğitimin temeli bilgi, davranış ve yaşayıştı.
Eğitim Deyince Aklımıza Ne Geliyor?
Eğitim deyince aklımıza okul, diploma, milli eğitim, beden eğitimi, mesleki ve teknik eğitim ve benzeri şeyler geliyorsa bir algı ve anlayış problemi var demektir. Oysa eğitim, insanın doğumuyla başlayıp ölümüne kadar devam eden bir süreçtir.
İnsanın insan kalabilme ve daha ötesi insan-ı kâmil olma sürecidir. Eğitim, insana ait onur, ahlâk, merhamet, iyilik, güzellik, doğruluk, çalışkanlık, vefa, sevgi, saygı gibi daha birçok insani değerin insanda sürekli kılınma çabasıdır. Eğitimin işlevi kadar eğitimden kimin ne beklediği de önemlidir. Bireyin, ailenin, toplumun, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının, ülkenin, hepsinin üstünde devletin eğitimden beklentileri farklıysa, bir amaç birliği ve birlikteliği yoksa, yapılan eğitim faaliyetleri karmaşa ve kargaşa doğurmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Eğitimin Amacı
İnsan eğitiminde amaç, insanın akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selime kavuşmasıdır. Özünde iyiliğe ve kötülüğe meyletme durumuyla birlikte dünyaya gelen insan ancak eğitim sayesinde iyi yahut kötü insan vasfı kazanır. Eğitim araçlarının beslendiği kaynaklar, eğitimin niteliğini ve kalitesini de artırır. Eğitime tâbi tutulan kadar, eğitimi veren sistem, metot ve eğitici de aynı derecede nitelikli olmalıdır.
İlahi Kaynaktan Beslenen Bir Eğitim Metoduyla Yetişen İnsanın Genel Özellikleri
Allah’ın adı anıldığında kalbi ürperir. Allah’a asla şirk koşmaz. Namusunu korur. Hiç bir şekilde zinaya yaklaşmaz. Namazlarını huşû içinde kılar, namazın kendisini kötülüklerden alıkoyduğunu bilir. Anne ve babasına öf bile demez. Boş şeylerden tümüyle yüz çevirir. Malını ve canını Allah için feda eder. Asla yalan söylemez. Alçakgönüllüdür. Ölçüde ve tartıda hile yapmaz. Helal ve temiz olan şeylerden yer. Dilini eğip bükerek (geveleyerek) konuşmaz. İnsanlar arasında adaletle hükmeder. Ne yokluğa yerinir ne varlığa sevinir. Yapacağı işlerde istişare eder. İnsanlara iyiyi em-
reder, kötülükten de alıkor. Yakınlarına yardım eder. Verilen rızıktan yerli yerince harcar…
İlahi Kaynaktan Beslenmeyen Bir Eğitim Metoduyla Yetişen İnsanın Genel Özellikleri
Bireycidir. Bencildir. İyiliği değil; başarıyı ve gücü önemser. Kendini Tanrı sanır. Kibirlidir. Teşhircidir, görünmeyi ve göstermeyi sever. Zenginliği, konforu ve rahatı sever. Moda ve teknolojiyi yakından takip eder. Tüketicidir, alışverişi ve eğlenmeyi sever. Düşünmekten ve okumaktan nefret eder. Seyretmekten, takılmaktan, boş işlerle uğraşmaktan zevk alır. Bunalımlı ve agresiftir. Hazzı ve hızı sever…
Çocuk Eğitimde öncelikli Söz Sahibi Kim?
Devlet mi? Okul ve Öğretmenler mi? Medya mı? Teknoloji ve teknoloji üreticileri mi? Televizyon ve sosyal medya mı? Uluslararası şirketler mi? Sokak mı? Sivil toplum kurumları mı? Anne ve baba mı? Cevabı siz verin!
Son Söz
Başta anne-baba olmak üzere toplum, devlet ve devletin kontrolünde olan tüm kurumlar çocuğun başta ahlâkî eğitimi olmak üzere her türlü sosyal, kültürel, sanatsal, bedensel, zihinsel, sağlık ve mesleki eğitiminden sorumlu ve zorunludurlar. Bu sebeple insanın Allah’a en yakın olduğu dönem çocukluk dönemi olduğundan, çocuk eğitiminde ilahi kaynaklar referans alınmalıdır. Çocuk eğitimi, evlilik kurumu ve aileden bağımsız düşünülmemeli, çocuk eğitiminin her aşamasında mutlaka anne ve baba olmalıdır. Çocuk eğitimi aynı zamanda toplumun eğitimi olduğundan, planlı ve programlı olmalıdır. Çocuk eğitimi kesintisiz ve bütüncül olmalıdır. Çocuk eğitimi insanlığın eğitimi olarak görülmeli, bir medeniyet projesi olarak yürütülmelidir. Başarıyı değil iyiliği önceleyen bir çocuk eğitimi anlayışına sahip olunmalıdır. Çocuk eğitimine katkı sağlayacak her türlü araç-gereç ve donanıma yatırım yapılmalıdır.
“Cehennem, arkasını dönüp yüz çevireni ve (servet) toplayıp yığan kimseyi kendine çağırır.” (Me’aric 17-18) Telaşla elindekileri kasaya bıraktı. Sonra mağaza içinde sağa sola koşuşturdu. Ritim tutar gibi bir sağ reyondan bir sol reyondan kıyafetler topladı. Topladıkça iştahı kabarıyor, içinde tuhaf bir haz ve mutluluk oluşuyordu. Evet, evet mutluydu. Çünkü hepsi onundu. Ve eve gelip her …
Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
“İnsan sevilmek, eşya kullanmak içindi. Biz eşyayı sevdik, insanı kullandık.” Çağlar çağları aştı. Çağlar hep sonsuzlukla yarıştı. İnsan hep daha iyi, daha rahat ve daha gamsız olabilmenin ardına düştü. Medeniyet basamaklarını üçer beşer tırmanırken garibanın, mazlumun elinden tutmak aklına bile gelmedi. Çünkü acelesi vardı “Modern İnsanın.” “Batı” yukarılarda arz-ı endam ederken ne pahasına olursa olsun …
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
“Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.” (Şuara, 84) İnsan sosyal bir varlık, kendi başına yaşayamaz, ihtiyacı olan şeyleri kendi başına karşılayamaz. Mutlaka başka insanlarla birlikte yaşaması, onlarla bir şekilde iletişime girmesi gerekir. Eğer insan başka kimselerle iletişime geçmiyorsa normal/tabii olmayan bir durum söz konusudur. İlk temasımız ailemizle olur, mecburi bir ilişkidir bu. Anne, baba, …
Eğitim üzerine Değiniler
Eğitim nedir?
İnsan eğitimi netameli bir konu, çünkü muhatabı da hitap edeni de insan. Eğitimin ne olduğu, nasıl olması gerektiğine dair binlerce kez konuşulmasına, tartışılmasına, yazılıp çizilmesine rağmen sorun çözen bir araç olmaktan çıkıp bir sorun olarak gündemi meşgul etmektedir.
TDK sözlüğünde eğitim maddesi, çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine, okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye şeklinde yazılmış. Mehmet Doğan’ın Büyük Türkçe Sözlüğü’nde ise; eğitmek işi, terbiye olarak tanımlanmış. Tanımı bu kadar basit olan bir kelime, ilginç bir şekilde insan hayatı için ya çözüm yahut sorun aracı olarak görülmektedir.
Mark Twain eğitimin etkisini anlatırken şöyle der: “Eğitimin yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey onun etki alanının dışında kalamaz. Kötü ahlâkları iyiye çevirebilir; kötü ilkeleri yıkar ve yerine yenilerini koyar; insanları melekler seviyesine çıkarabilir.” Mark Twain, insanları melekler seviyesine çıkartan eğitim sisteminin ne olduğunu da söylemiş olsaydı hiç şüphesiz işimiz daha kolay olurdu.
“Bir insanı ahlâken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.” Theodore Roosevelt’in bu sözünden, insan eğitiminde asıl hedefin ve amacın ahlâkî eğitim olduğunu anlıyoruz. Hz Peygamber’in; “Hiçbir baba çocuğuna güzel bir terbiyeden daha iyi miras bırakmaz.” hadisi ve Hz. Ali’nin; “Hangi adamın oğlu olursan ol terbiye öğren! Bu güzellik seni başka asalete muhtaç etmez.” sözü de aynı hakikate işaret etmektedir. Eğitim ve terbiye üzerine her kim ne söylemişse iyi ve güzel ahlâka vurgu yaparak söylemiştir.
Eğitim Metotları
Hz. Âdem’den bu yana insanlardan bir kısmı, kendilerinin, Allah’a rağmen insanların efendileri olduklarını söylediler. Bu söylemlerini de farklı eğitim metotlarıyla diğer insanlara kabul ettirmeye çalıştılar. Kabul etmeyenlere karşı savaş açtılar, onları her türlü işkence ve ölümle tehdit ettiler. Allah, hem kendilerini tanrı zannedenler hem de diğerlerine yalnızca kendisinin ilah olduğunu bildirmeleri için, yine insanlar arasından özel elçiler seçti. O elçiler Allah’tan aldıkları bilgiyi önce yaşadılar sonra topluma anlattılar. Hiç birinin sözleriyle davranışları arasında bir çelişki yoktu. İnanmadıkları ve yapmadıkları hiçbir şeyi söylemediler. Elçiler öylesine güzel bir eğitim metodu uyguladılar ki anlattıkları her şey doğrudan insanın kalbine nüfuz etti. Akıl ve kalbin çatışmadığı bir güzellik çıktı ortaya. İnsan, insan olmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşadı. İşte o vakitler ortaya çıkan iki farklı eğitim sistemi, insanları ya insan yapacak yahut da insanlığından çıkaracak. İnsan eğitimiyle ilgili hikâyenin özeti bundan ibaret.
Makineleri Eğiten İnsan
İnsanoğlu neredeyse tüm vahşi hayvanları, bitkileri, dağı, taşı, ateşi, suyu ve toprağı eğitmekte pek mahir oldu. Hepsini kılıktan kılığa soktu, kendine göre şekil verdi, bazılarının fıtratlarını bozarak, doğallığından uzaklaştırdı. Hayvana, bitkiye ve tabiata karşı da efendilik taslayan insanlar, onları eğitirken yalnızca kendi menfaatlerini, kendi konforlarını ve kendi zevklerini düşündüler. İnsanoğlu şimdi makinelerin de efendisi olmak için makineleri eğitiyor. Yapay zekâ teknolojisini kullanarak insansı robotlar yapmaya başladı. Bir yandan insanları farklı eğitim metotları deneyerek robotlaştırıyor, diğer yandan da insansı robotlar üreterek insanı devre dışı bırakıyor. İnsansı robot meselesi uzun bir konu, şimdilik geçelim.
Eğitim Ne Zaman Başlar?
Cervantes; “İnsan eğitimle doğmaz ama eğitim le yaşar.” der. Hz. Muhammed ise her insanın İslam fıtratı üzerine doğduğunu söyler. İnsan eğitimi ne zaman başlar. Çocuklukta mı? Bebeklikte mi? Anne rahminde mi? Evlenmeye niyet ettiğimizde mi? Günümüzde çocuk eğitimi konusunda mustarip olmayan kimse var mı bilmiyorum ama çocuk eğitimi, Hz. Âdem’in çocuklarıyla başlayan bir mesele olarak kıyamete kadar da devam edecektir.
Çocuk Yetir Aklını Yitir
17. yüzyılda yaşamış olan Rochester Lordu Şair John Wilmot “Evlenmeden önce çocuk yetiştirmeye dair altı nazariyem vardı. Şimdi altı çocuğum var fakat tek nazariyem yok.” der. İngiliz devlet adamı W. Churchill de bir ulusu yönetmenin, dört çocuğu eğitmekten daha kolay olduğunu söyler. Aklın yolu bir, çocuk eğitiminin zorluğunu anlatmada annemin bu adamlardan hiç de geri kalır tarafı yok. Annem de çocuk yetiştirmenin zorluğunu anlatmak için “Çocuk yetir aklını yitir.” derdi. Allah’a şükür aklını yitirmeden bizleri büyütüp yetiştirdi. Annemin okuma yazması yoktu fakat bize hayatı okumasını öğretti. Hayatın özeti şuydu ona göre. Biz bu dünyaya imtihan için gönderildik. Sınav konumuz iyi insan nasıl olunur ve ölünceye kadar nasıl kalınır. Bizleri yetiştirirken uyguladığı bilimsel bir eğitim tekniği yoktu. Yalnızca iyilik, doğruluk ve güzellik ölçüleri vardı. O ölçüler de kafasına ve gönlüne göre ölçüler değildi. Kadim bir geleneğin imbiğinden süzülerek gelen ilahi ve nebevi buyruklardı o ölçüler. Elbette uyarılar vardı. Kesinliğinden şüphe duyulmayan haram olan, helal olan şeyler bilgi olarak verilmesinin yanında iyi ve güzel olan şeyler ders olarak verilmez, bizatihi davranış olarak yaşanır ve davranışlardan dersler alınırdı. Eğitimin temeli bilgi, davranış ve yaşayıştı.
Eğitim Deyince Aklımıza Ne Geliyor?
İnsanın insan kalabilme ve daha ötesi insan-ı kâmil olma sürecidir. Eğitim, insana ait onur, ahlâk, merhamet, iyilik, güzellik, doğruluk, çalışkanlık, vefa, sevgi, saygı gibi daha birçok insani değerin insanda sürekli kılınma çabasıdır. Eğitimin işlevi kadar eğitimden kimin ne beklediği de önemlidir. Bireyin, ailenin, toplumun, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının, ülkenin, hepsinin üstünde devletin eğitimden beklentileri farklıysa, bir amaç birliği ve birlikteliği yoksa, yapılan eğitim faaliyetleri karmaşa ve kargaşa doğurmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Eğitimin Amacı
İnsan eğitiminde amaç, insanın akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selime kavuşmasıdır. Özünde iyiliğe ve kötülüğe meyletme durumuyla birlikte dünyaya gelen insan ancak eğitim sayesinde iyi yahut kötü insan vasfı kazanır. Eğitim araçlarının beslendiği kaynaklar, eğitimin niteliğini ve kalitesini de artırır. Eğitime tâbi tutulan kadar, eğitimi veren sistem, metot ve eğitici de aynı derecede nitelikli olmalıdır.
İlahi Kaynaktan Beslenen Bir Eğitim Metoduyla Yetişen İnsanın Genel Özellikleri
Allah’ın adı anıldığında kalbi ürperir. Allah’a asla şirk koşmaz. Namusunu korur. Hiç bir şekilde zinaya yaklaşmaz. Namazlarını huşû içinde kılar, namazın kendisini kötülüklerden alıkoyduğunu bilir. Anne ve babasına öf bile demez. Boş şeylerden tümüyle yüz çevirir. Malını ve canını Allah için feda eder. Asla yalan söylemez. Alçakgönüllüdür. Ölçüde ve tartıda hile yapmaz. Helal ve temiz olan şeylerden yer. Dilini eğip bükerek (geveleyerek) konuşmaz. İnsanlar arasında adaletle hükmeder. Ne yokluğa yerinir ne varlığa sevinir. Yapacağı işlerde istişare eder. İnsanlara iyiyi em-
reder, kötülükten de alıkor. Yakınlarına yardım eder. Verilen rızıktan yerli yerince harcar…
İlahi Kaynaktan Beslenmeyen Bir Eğitim Metoduyla Yetişen İnsanın Genel Özellikleri
Bireycidir. Bencildir. İyiliği değil; başarıyı ve gücü önemser. Kendini Tanrı sanır. Kibirlidir. Teşhircidir, görünmeyi ve göstermeyi sever. Zenginliği, konforu ve rahatı sever. Moda ve teknolojiyi yakından takip eder. Tüketicidir, alışverişi ve eğlenmeyi sever. Düşünmekten ve okumaktan nefret eder. Seyretmekten, takılmaktan, boş işlerle uğraşmaktan zevk alır. Bunalımlı ve agresiftir. Hazzı ve hızı sever…
Çocuk Eğitimde öncelikli Söz Sahibi Kim?
Devlet mi? Okul ve Öğretmenler mi? Medya mı? Teknoloji ve teknoloji üreticileri mi? Televizyon ve sosyal medya mı? Uluslararası şirketler mi? Sokak mı? Sivil toplum kurumları mı? Anne ve baba mı? Cevabı siz verin!
Son Söz
Başta anne-baba olmak üzere toplum, devlet ve devletin kontrolünde olan tüm kurumlar çocuğun başta ahlâkî eğitimi olmak üzere her türlü sosyal, kültürel, sanatsal, bedensel, zihinsel, sağlık ve mesleki eğitiminden sorumlu ve zorunludurlar. Bu sebeple insanın Allah’a en yakın olduğu dönem çocukluk dönemi olduğundan, çocuk eğitiminde ilahi kaynaklar referans alınmalıdır. Çocuk eğitimi, evlilik kurumu ve aileden bağımsız düşünülmemeli, çocuk eğitiminin her aşamasında mutlaka anne ve baba olmalıdır. Çocuk eğitimi aynı zamanda toplumun eğitimi olduğundan, planlı ve programlı olmalıdır. Çocuk eğitimi kesintisiz ve bütüncül olmalıdır. Çocuk eğitimi insanlığın eğitimi olarak görülmeli, bir medeniyet projesi olarak yürütülmelidir. Başarıyı değil iyiliği önceleyen bir çocuk eğitimi anlayışına sahip olunmalıdır. Çocuk eğitimine katkı sağlayacak her türlü araç-gereç ve donanıma yatırım yapılmalıdır.
İlgili Yazılar
Neleri Topluyoruz
“Cehennem, arkasını dönüp yüz çevireni ve (servet) toplayıp yığan kimseyi kendine çağırır.” (Me’aric 17-18) Telaşla elindekileri kasaya bıraktı. Sonra mağaza içinde sağa sola koşuşturdu. Ritim tutar gibi bir sağ reyondan bir sol reyondan kıyafetler topladı. Topladıkça iştahı kabarıyor, içinde tuhaf bir haz ve mutluluk oluşuyordu. Evet, evet mutluydu. Çünkü hepsi onundu. Ve eve gelip her …
Okumaktan Mânâ Ne?
Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
Soru(Yorum)
“İnsan sevilmek, eşya kullanmak içindi. Biz eşyayı sevdik, insanı kullandık.” Çağlar çağları aştı. Çağlar hep sonsuzlukla yarıştı. İnsan hep daha iyi, daha rahat ve daha gamsız olabilmenin ardına düştü. Medeniyet basamaklarını üçer beşer tırmanırken garibanın, mazlumun elinden tutmak aklına bile gelmedi. Çünkü acelesi vardı “Modern İnsanın.” “Batı” yukarılarda arz-ı endam ederken ne pahasına olursa olsun …
Sosyal Medya Tecessüs Damarını Çatlatmak İçindir
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
Asil İlişkiler
“Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.” (Şuara, 84) İnsan sosyal bir varlık, kendi başına yaşayamaz, ihtiyacı olan şeyleri kendi başına karşılayamaz. Mutlaka başka insanlarla birlikte yaşaması, onlarla bir şekilde iletişime girmesi gerekir. Eğer insan başka kimselerle iletişime geçmiyorsa normal/tabii olmayan bir durum söz konusudur. İlk temasımız ailemizle olur, mecburi bir ilişkidir bu. Anne, baba, …