Chopin bu eseri yaparken, ruhundan bir parçayı çiselemişti sanki. Ülkesi işgal edilen bir sanatçı, içindeki hüznü nasıl yansıtmalıysa öyle yansıyordu notalar. Zarif çoban yastığı bilgisayara doğru iyice eğildi. Müziğin içine girmek ister gibi salınıyordu. Masayı sallayan rüzgâr, bardağı titreştirdikçe gelincik bardağın içine birkaç damla gözyaşı damlatıyor gibiydi. Boynunu bükmüştü. Polonya için birkaç damla da o gözyaşı döküyordu. Askerlerin sesini duyar gibiydi şarkıda.
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
Bu yazıda edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücünü arkasına alarak, tekdüze didaktik bir öğretiden uzaklaşıp lirik bir atmosfer içinde çocuk okurları hayatın her zerresinde bir mucize aramaya davet eden Mustafa Ökkeş Evren’in 40 Hazine adlı eseri,
Fıtratında bulunan merhamet özelliğini yeniden kazanmadan, sevmeden, sevindirmeden, güldürmeden, yüzü gülmeyecek âdemoğlunun. Yitirdiği birçok güzel meziyetlerine yeniden kavuşması için aramaya buradan başlamalı önce.
Farklı fikirlere tahammülü olmayan insanların fikirleri değil ön kabulleri vardır. Hangi konu olursa olsun kalıp çözümleri olan bu insanların, insanlığın yararına bir şey ortaya koymaları mümkün değildir. Aksine bu insanlar, en başta kendilerine ve içinde yaşadıkları topluma zarar verirler. “Hikmet” ise birçok kişinin emeğiyle yoğrularak günümüze ulaştığı için bir topluma ya da gruba özgü olan …
Kadının Ayağı Gül Oldu
Zarif çoban yastığı, papatya, gül ve soluk gelincik; Frederic Chopin’den Nocturne No.2 Flat Majör’ü dinlerken, arka fonda akşamcı kuşlar ağaçların dibini eşeliyordu.
Chopin bu eseri yaparken, ruhundan bir parçayı çiselemişti sanki. Ülkesi işgal edilen bir sanatçı, içindeki hüznü nasıl yansıtmalıysa öyle yansıyordu notalar. Zarif çoban yastığı bilgisayara doğru iyice eğildi. Müziğin içine girmek ister gibi salınıyordu. Masayı sallayan rüzgâr, bardağı titreştirdikçe gelincik bardağın içine birkaç damla gözyaşı damlatıyor gibiydi. Boynunu bükmüştü. Polonya için birkaç damla da o gözyaşı döküyordu. Askerlerin sesini duyar gibiydi şarkıda.
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ölüm Konuşur
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
Okumaktan Mânâ Ne?
Okunayım diye annemin rahmine bir ayet olarak indirildim. Beni ilk okuyan annem oldu. Benim de okuduğum ilk kitap annemdi. Bütün bebekler gibi ben de gâh gülerek, gâh ağlayarak, yudum yudum okudum annemi. O da bana sıklıkla dualar ve ninniler okudu.
Kelimelerin Kalbinden Çocukların Dünyasına: 40 Hazine
Bu yazıda edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücünü arkasına alarak, tekdüze didaktik bir öğretiden uzaklaşıp lirik bir atmosfer içinde çocuk okurları hayatın her zerresinde bir mucize aramaya davet eden Mustafa Ökkeş Evren’in 40 Hazine adlı eseri,
Müslümanların Merhamet Sınavı
Fıtratında bulunan merhamet özelliğini yeniden kazanmadan, sevmeden, sevindirmeden, güldürmeden, yüzü gülmeyecek âdemoğlunun. Yitirdiği birçok güzel meziyetlerine yeniden kavuşması için aramaya buradan başlamalı önce.
Düşünmeyi Düşünmek
Farklı fikirlere tahammülü olmayan insanların fikirleri değil ön kabulleri vardır. Hangi konu olursa olsun kalıp çözümleri olan bu insanların, insanlığın yararına bir şey ortaya koymaları mümkün değildir. Aksine bu insanlar, en başta kendilerine ve içinde yaşadıkları topluma zarar verirler. “Hikmet” ise birçok kişinin emeğiyle yoğrularak günümüze ulaştığı için bir topluma ya da gruba özgü olan …
Alışverişe devam et