Bir Çeroki Kızılderili’sidir Küçük Ağaç. Yüreği olan bir kitapla karşı karşıyayız. “Çerokiler için..” ithafıyla başlaması bunu gösterir. Beyaz Adam’ın yayılmacı emelleri sonucu yok edilen bir ırka ithaf edilen bir kitap.
Dünya Kızılderili’nin evidir derler. Bu sebeple küçük ağaç, büyükbabası ve büyükannesi sayesinde doğayı tanır, açık havada, dağlarda dolaşır. Küçük Ağaç’ın Eğitimi, insana kendisiyle, çevresiyle ve bütün evrenle dost ve barışık olmayı öğreten bir hayat hikayesi. İlişkilerin yüzeyselleştiği, algılamanın mekanikleştiği, kalabalıkların bunalttığı , niceliğin egemen olduğu dünyamızda, sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Adalet bir gün hepimize lazım olacak, diye bir söz vardır. Doğru fakat eksik bir sözdür. Şöyle ki bir Müslüman, bir gün adalet kendisine lazım olmayacak olsa da adaletin savunusunu yapıp gereğini yerine getirmek zorundadır. Müslümanca duruş bunu gerektirir.
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
İyisin umarım diyerek başlayayım söze… Aslında “söze başlamak” alışkanlıkla söylenen bir ifade, bildiğin gibi söz varlığımızın sürekliliğinin bir parçasıdır. Ya sesimizde ya beynimizde ya kalemimizde ya da klavyemizde varlık gösterir. Hele kulağımızda, daha önce söylenen ve yüreğimizi inciten bir cümle nasıl da döner durur; hani bizi sevindiren, kendimize güvenmemize zemin hazırlayan o sözler, nasıl da yüreğimizi serinletir ve harekete geçmemize yardım eder. Ah bir de önden gidenlerin, dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçenlerin sözleri, tekrar tekrar gelir beynimize ve döner dolaşır dilimizde…
Tefekkür ki Yaratıcıya mutlak güven, bütün gücü nefiste bulmak değil de, yaratıcının her şeyin üstünde hüküm ve egemenlik sahibi olduğunu kabul etmektir. Semadaki eşsiz güzellikleri ve akıl almaz düzeni seyrederken aynı zamanda yeryüzünde milim yer kaplayan karıncanın varlığını aklımızla yaptığımız istişaredir tefekkür.
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Küçük Ağaç’ın Eğitimi ya da Çeroki’nin Özgür Ruhu
‘Küçük Ağaç yüreklidir.
Ve onun gücü inceliğindedir.
Ve Küçük Ağaç asla yalnız kalmayacak.’
Bir Çeroki Kızılderili’sidir Küçük Ağaç. Yüreği olan bir kitapla karşı karşıyayız. “Çerokiler için..” ithafıyla başlaması bunu gösterir. Beyaz Adam’ın yayılmacı emelleri sonucu yok edilen bir ırka ithaf edilen bir kitap.
Dünya Kızılderili’nin evidir derler. Bu sebeple küçük ağaç, büyükbabası ve büyükannesi sayesinde doğayı tanır, açık havada, dağlarda dolaşır. Küçük Ağaç’ın Eğitimi, insana kendisiyle, çevresiyle ve bütün evrenle dost ve barışık olmayı öğreten bir hayat hikayesi. İlişkilerin yüzeyselleştiği, algılamanın mekanikleştiği, kalabalıkların bunalttığı , niceliğin egemen olduğu dünyamızda, sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Adalet Üzerine
Adalet bir gün hepimize lazım olacak, diye bir söz vardır. Doğru fakat eksik bir sözdür. Şöyle ki bir Müslüman, bir gün adalet kendisine lazım olmayacak olsa da adaletin savunusunu yapıp gereğini yerine getirmek zorundadır. Müslümanca duruş bunu gerektirir.
Adamak Üstüne
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
Mektup IX
İyisin umarım diyerek başlayayım söze… Aslında “söze başlamak” alışkanlıkla söylenen bir ifade, bildiğin gibi söz varlığımızın sürekliliğinin bir parçasıdır. Ya sesimizde ya beynimizde ya kalemimizde ya da klavyemizde varlık gösterir. Hele kulağımızda, daha önce söylenen ve yüreğimizi inciten bir cümle nasıl da döner durur; hani bizi sevindiren, kendimize güvenmemize zemin hazırlayan o sözler, nasıl da yüreğimizi serinletir ve harekete geçmemize yardım eder. Ah bir de önden gidenlerin, dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçenlerin sözleri, tekrar tekrar gelir beynimize ve döner dolaşır dilimizde…
Yolun Başı
Tefekkür ki Yaratıcıya mutlak güven, bütün gücü nefiste bulmak değil de, yaratıcının her şeyin üstünde hüküm ve egemenlik sahibi olduğunu kabul etmektir. Semadaki eşsiz güzellikleri ve akıl almaz düzeni seyrederken aynı zamanda yeryüzünde milim yer kaplayan karıncanın varlığını aklımızla yaptığımız istişaredir tefekkür.
XIV. Mektup / Son Mektup
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.