Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
“Jose Mourinho Fenerbahçe’de. Deneyimli teknik adamla iki yıllık sözleşme imzalanacak.”
Bildirimi görünce gözlerine inanamadı. Doğru muydu? Emin olmak için arama motoruna yazmaya başladı. Daha “mou” yazar yazmaz karşısına “Mourinho Fenerbahçe” haberi çıktı. Heyecanla tıkladı. Doğruydu. Helal be başkan, sonunda turnayı gözünden vurdun, dedi. Günlerdir süren “Mourinho Fener’e” adlı hastag çalışmasına bizzat destek olduğu için gönendi. Hemen kankalarına yolladı haberi.
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Bir gün dalıp gitsem diyorum henüz erişemediğim topraklarıma. Belli belirsiz düşler içinde hep o aynı başlangıca. Öze. Hakikatin sıradanlığına. Her zaman yaptığım gibi huzursuz bir anımda anneme söylendim uzun uzun ve dediğim dedik bir dik kafalılıkla. Hadi anne gidelim, gidelim dedim feveran ederek. Topraktan kopmuş ne kadar yer varsa terk edelim ve bir kurtuluş meşalesinin öncüsü olalım bu diyarlarda. Bu düşünüş her vakit içimdeki acıyı kılcal damarlarımdan ağır ağır türlü yerlerime yayıp durur ve acının türlü şekillerini keşfettirirdi.
Geçinmek, insanın kendisi ve dış dünya ile kurduğu bağın niteliğine gönderme yapar.
İç âlemin bütünlüğünü korumak hiç de öyle kolay değildir. İnsanın kendi ihtiyaçlarını, arzularını, hayallerini anlama ve tanıma yolculuğu, geçmiş ve gelecek algısını düzenleme becerisi kişinin dış dünya ile bağını oluşturur.
“Kişinin iç ve dış dünya ile kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen kaynak nedir?” sorusu, bilimsel çalışmaların sorularından biridir. Bağlanma kuramı bu noktada kişinin ilişki yapılarını açıklayan bağlanma örüntülerinden bahseder. Bireyin erken dönem ilişkilerini, ergenin iç ve dış çevreye uyumunu, yetişkinlerin özel ve sosyal ilişkilerinin temelini bağlanma stilleriyle açıklar.
Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik.O da oradaydı.Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı.Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler.Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti.Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar.“İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım. Bu yazının devamı 184. sayıda. Devamını okumak için …
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar. Kısa boylu olan eliyle tüm mezarlığı içine alacak bir kavis çizerek ötekine bir şeyler anlatıyor. Ama sen bunları görmüyorsun. Arkadaşlarınla seni ayıran asfaltın üzerinden belli aralıklarla taşıtlar geçiyor. Yıllar içerisinde yarım belediye otobüslerinin yerini, özel firmaların daha büyük ve konforlu otobüsleri alsa da arkandaki asfalt yol pek değişmedi.
Kaydıraç
Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
“Jose Mourinho Fenerbahçe’de. Deneyimli teknik adamla iki yıllık sözleşme imzalanacak.”
Bildirimi görünce gözlerine inanamadı. Doğru muydu? Emin olmak için arama motoruna yazmaya başladı. Daha “mou” yazar yazmaz karşısına “Mourinho Fenerbahçe” haberi çıktı. Heyecanla tıkladı. Doğruydu. Helal be başkan, sonunda turnayı gözünden vurdun, dedi. Günlerdir süren “Mourinho Fener’e” adlı hastag çalışmasına bizzat destek olduğu için gönendi. Hemen kankalarına yolladı haberi.
Kaydırdı
“Ünlü oyuncudan hayranlarını sevindiren haber”
Tıkladı.
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
216. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
XIV. Mektup / Son Mektup
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Vatandan Uzakta
Bir gün dalıp gitsem diyorum henüz erişemediğim topraklarıma. Belli belirsiz düşler içinde hep o aynı başlangıca. Öze. Hakikatin sıradanlığına. Her zaman yaptığım gibi huzursuz bir anımda anneme söylendim uzun uzun ve dediğim dedik bir dik kafalılıkla. Hadi anne gidelim, gidelim dedim feveran ederek. Topraktan kopmuş ne kadar yer varsa terk edelim ve bir kurtuluş meşalesinin öncüsü olalım bu diyarlarda. Bu düşünüş her vakit içimdeki acıyı kılcal damarlarımdan ağır ağır türlü yerlerime yayıp durur ve acının türlü şekillerini keşfettirirdi.
Geçinmek Kavramı ve Bağlanma
Geçinmek, insanın kendisi ve dış dünya ile kurduğu bağın niteliğine gönderme yapar.
İç âlemin bütünlüğünü korumak hiç de öyle kolay değildir. İnsanın kendi ihtiyaçlarını, arzularını, hayallerini anlama ve tanıma yolculuğu, geçmiş ve gelecek algısını düzenleme becerisi kişinin dış dünya ile bağını oluşturur.
“Kişinin iç ve dış dünya ile kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen kaynak nedir?” sorusu, bilimsel çalışmaların sorularından biridir. Bağlanma kuramı bu noktada kişinin ilişki yapılarını açıklayan bağlanma örüntülerinden bahseder. Bireyin erken dönem ilişkilerini, ergenin iç ve dış çevreye uyumunu, yetişkinlerin özel ve sosyal ilişkilerinin temelini bağlanma stilleriyle açıklar.
İnsan Her Acıya Katlanabilir mi
Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik.O da oradaydı.Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı.Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler.Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti.Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar.“İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım. Bu yazının devamı 184. sayıda. Devamını okumak için …
İşte Biz O Gün
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar. Kısa boylu olan eliyle tüm mezarlığı içine alacak bir kavis çizerek ötekine bir şeyler anlatıyor. Ama sen bunları görmüyorsun. Arkadaşlarınla seni ayıran asfaltın üzerinden belli aralıklarla taşıtlar geçiyor. Yıllar içerisinde yarım belediye otobüslerinin yerini, özel firmaların daha büyük ve konforlu otobüsleri alsa da arkandaki asfalt yol pek değişmedi.
Alışverişe devam et