Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi[1] halinden bahsedilecek ve daha sonra bu anomi halinden bir çıkış umudu veya alternatifi olarak ortaya çıkacak olan post-modern parodi[2] hallerinin gerçekte bir umut mu yoksa yıkım mı olduğu tartışılacaktır. Modern anomalinin üstesinden post-modern parodi ile gelme arzusunun içinde barındırdığı risklere işaret edilecektir. Kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği, verili ve tek bir ontik ve epistemik hakikat iddiasının modern anomi durumlarında post-modernliğin göreli hakikat iddiasıyla üstesinden gelme girişiminin tutarsızlıklarına işaret edilirken, aynı zamanda içinde yaşadığımız dönemde modernliğin dinsel eleştirisi ve dine dönüş hareketinin geri planında dinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir motivasyon ve inancın olmadığı, bilakis lizatihi post-modern parodiler olduğu iddia edilecektir. Diğer taraftan ise İslamcı anti-modernist söyleminin Post-modern kaynakları üzerinde durulacaktır. Son olarak ise, İslam’ın post-modern parodi halinin ekranlara yansıyan gölgelerinden bahsedilecektir. Şimdilerde özellikle hadis ve sünnet üzerine ekranlara yansıyan polemiklerin post-modern bağlamı etrafında içinde barındırdığı tuzaklara işaret edilecek ve post-modern parodi kültürünün hâkim olduğu mahfillerde böylesi polemiklerin gelecekte de devam etmesinin mümkün olacağı iddia edilecektir.
Modern Anomali: Herkes İçin Tek Bir Hakikat
Bu yazının devamı
181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Güçlü, sağlıklı ve çalışma potansiyeli olanların dışındaki tüm insanları yok sayan kapitalist sistem ve güçlü tüm yapıları eritmeye kararlı modern sömürgeci dünya düzeninde hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç çocuklar asla öncelenmez. Hatta bu insanların bakımı da sömürgeci sisteme hizmet eden bir sektöre dönüştürülür.
Klasik insanın bilincinden ve hayatından kovalamak yerine beklediği ölüm, modern insanda kovalanası tedirgin edici bir düzlem olmuştur. Ölümden korkmak yerine onu hafife veya alaya alarak ölüme yaklaşmaktadır. Ölümü “hakiki haysiyet” olarak gören Adorno, ölümün çağdaş insan bilincinden kovulma nedenini; insanın öteki dünyaya olan umudunun kesilmesi ve şimdi ve burada olanın umutsuz sefaleti olarak açıklanmasıdır.
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Modern Anomali ile Postmodern Parodi Arasında Dinselliğin Ahir Zaman Halleri
Giriş
Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi[1] halinden bahsedilecek ve daha sonra bu anomi halinden bir çıkış umudu veya alternatifi olarak ortaya çıkacak olan post-modern parodi[2] hallerinin gerçekte bir umut mu yoksa yıkım mı olduğu tartışılacaktır. Modern anomalinin üstesinden post-modern parodi ile gelme arzusunun içinde barındırdığı risklere işaret edilecektir. Kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği, verili ve tek bir ontik ve epistemik hakikat iddiasının modern anomi durumlarında post-modernliğin göreli hakikat iddiasıyla üstesinden gelme girişiminin tutarsızlıklarına işaret edilirken, aynı zamanda içinde yaşadığımız dönemde modernliğin dinsel eleştirisi ve dine dönüş hareketinin geri planında dinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir motivasyon ve inancın olmadığı, bilakis lizatihi post-modern parodiler olduğu iddia edilecektir. Diğer taraftan ise İslamcı anti-modernist söyleminin Post-modern kaynakları üzerinde durulacaktır. Son olarak ise, İslam’ın post-modern parodi halinin ekranlara yansıyan gölgelerinden bahsedilecektir. Şimdilerde özellikle hadis ve sünnet üzerine ekranlara yansıyan polemiklerin post-modern bağlamı etrafında içinde barındırdığı tuzaklara işaret edilecek ve post-modern parodi kültürünün hâkim olduğu mahfillerde böylesi polemiklerin gelecekte de devam etmesinin mümkün olacağı iddia edilecektir.
Modern Anomali: Herkes İçin Tek Bir Hakikat
Bu yazının devamı 181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ahlâkın Sosyolojisi Sosyolojinin Ahlâkı
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Aile Kurumunun Sömürgeci Zihnin Güdümünde Geçirdiği Değişim ve Dönüşüm
Güçlü, sağlıklı ve çalışma potansiyeli olanların dışındaki tüm insanları yok sayan kapitalist sistem ve güçlü tüm yapıları eritmeye kararlı modern sömürgeci dünya düzeninde hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç çocuklar asla öncelenmez. Hatta bu insanların bakımı da sömürgeci sisteme hizmet eden bir sektöre dönüştürülür.
Baudrillard ve Bir Meydan Okuma Olarak Ölümün Unutulması
Klasik insanın bilincinden ve hayatından kovalamak yerine beklediği ölüm, modern insanda kovalanası tedirgin edici bir düzlem olmuştur. Ölümden korkmak yerine onu hafife veya alaya alarak ölüme yaklaşmaktadır. Ölümü “hakiki haysiyet” olarak gören Adorno, ölümün çağdaş insan bilincinden kovulma nedenini; insanın öteki dünyaya olan umudunun kesilmesi ve şimdi ve burada olanın umutsuz sefaleti olarak açıklanmasıdır.
Yazılımcı Modernite’nin Online İnsan Tipi
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.