Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi[1] halinden bahsedilecek ve daha sonra bu anomi halinden bir çıkış umudu veya alternatifi olarak ortaya çıkacak olan post-modern parodi[2] hallerinin gerçekte bir umut mu yoksa yıkım mı olduğu tartışılacaktır. Modern anomalinin üstesinden post-modern parodi ile gelme arzusunun içinde barındırdığı risklere işaret edilecektir. Kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği, verili ve tek bir ontik ve epistemik hakikat iddiasının modern anomi durumlarında post-modernliğin göreli hakikat iddiasıyla üstesinden gelme girişiminin tutarsızlıklarına işaret edilirken, aynı zamanda içinde yaşadığımız dönemde modernliğin dinsel eleştirisi ve dine dönüş hareketinin geri planında dinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir motivasyon ve inancın olmadığı, bilakis lizatihi post-modern parodiler olduğu iddia edilecektir. Diğer taraftan ise İslamcı anti-modernist söyleminin Post-modern kaynakları üzerinde durulacaktır. Son olarak ise, İslam’ın post-modern parodi halinin ekranlara yansıyan gölgelerinden bahsedilecektir. Şimdilerde özellikle hadis ve sünnet üzerine ekranlara yansıyan polemiklerin post-modern bağlamı etrafında içinde barındırdığı tuzaklara işaret edilecek ve post-modern parodi kültürünün hâkim olduğu mahfillerde böylesi polemiklerin gelecekte de devam etmesinin mümkün olacağı iddia edilecektir.
Modern Anomali: Herkes İçin Tek Bir Hakikat
Bu yazının devamı
181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Neredeyse tamamı doğal bir işlenmişlikle renklenen bir belde olarak Ürgüp’te sabah, yalnızca güneşin değil, taşın hafızasının da uyanışıyla başlar. Malum Katpatuka/Güzel Atların Ülkesi Kapadokya’nın oyuk kayaları, yılların rüzgârını değil,
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülahazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Modern Anomali ile Postmodern Parodi Arasında Dinselliğin Ahir Zaman Halleri
Giriş
Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi[1] halinden bahsedilecek ve daha sonra bu anomi halinden bir çıkış umudu veya alternatifi olarak ortaya çıkacak olan post-modern parodi[2] hallerinin gerçekte bir umut mu yoksa yıkım mı olduğu tartışılacaktır. Modern anomalinin üstesinden post-modern parodi ile gelme arzusunun içinde barındırdığı risklere işaret edilecektir. Kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği, verili ve tek bir ontik ve epistemik hakikat iddiasının modern anomi durumlarında post-modernliğin göreli hakikat iddiasıyla üstesinden gelme girişiminin tutarsızlıklarına işaret edilirken, aynı zamanda içinde yaşadığımız dönemde modernliğin dinsel eleştirisi ve dine dönüş hareketinin geri planında dinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir motivasyon ve inancın olmadığı, bilakis lizatihi post-modern parodiler olduğu iddia edilecektir. Diğer taraftan ise İslamcı anti-modernist söyleminin Post-modern kaynakları üzerinde durulacaktır. Son olarak ise, İslam’ın post-modern parodi halinin ekranlara yansıyan gölgelerinden bahsedilecektir. Şimdilerde özellikle hadis ve sünnet üzerine ekranlara yansıyan polemiklerin post-modern bağlamı etrafında içinde barındırdığı tuzaklara işaret edilecek ve post-modern parodi kültürünün hâkim olduğu mahfillerde böylesi polemiklerin gelecekte de devam etmesinin mümkün olacağı iddia edilecektir.
Modern Anomali: Herkes İçin Tek Bir Hakikat
Bu yazının devamı 181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Alev Alatlı’yı Ürgüp’te Anlamak: Taşın Hafızası ve Edebî Direniş
Neredeyse tamamı doğal bir işlenmişlikle renklenen bir belde olarak Ürgüp’te sabah, yalnızca güneşin değil, taşın hafızasının da uyanışıyla başlar. Malum Katpatuka/Güzel Atların Ülkesi Kapadokya’nın oyuk kayaları, yılların rüzgârını değil,
Akıl-Vahiy İlişkisi Üzerine Mülahazalar – Bilginin Kaynağı Sorunu -I-
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülahazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
Gündelik Dil Felsefesi
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
Vusûlsüzlüğümüz Samimiyet Yoksunluğundan(mı)dır?
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.