Her ne kadar postmodernizm her şeyi göreceli hâle getirip hakikat iddiasını insanlığın elinden almış olsa da biz, bir Müslüman olarak biliyoruz ki İslam’ın mesajı bir hakikat iddiasıdır.
İddiasını kaybetmiş bir din söylemi ya tarih sahnesinden çekilecek ya da başka ideolojilerin boyunduruğuna girmekten başka bir yol bulamayacaktır. Biz İslam’ın tarih boyunca olduğu gibi bugün de insanlığın problemlerine çözüm bulma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlamıyla İslam, misyonunu tamamlayarak tarih sahnesindeki yerini almış bir din değildir. Aksine İslam; insanlığın bugün karşı karşıya kaldığı küresel adaletsizlik, ahlaksızlık, yolsuzluk, eşcinsellik, aile kurumunun parçalanması, ekonomik paylaşımdaki haksızlık, tüketim köleliği, manipülasyon, zulüm gibi çağdaş birçok problemi çözebilecek potansiyele sahip bir dindir. Yeter ki Müslümanlar hem fikri hem de ameli olarak gerekli çabayı göstersinler.
Değerlerini uygulama pratiğine dökebilmek ancak bu dünyanın gerçeğini bilmek, bu gerçeklikle yüzleşebilme cesaretini göstermek, bu gerçekliği eleştiri süzgecinden geçirerek İslam’ın sahici mesajını bu gerçeklik üzerinden ortaya koyabilmekle mümkündür. Gerçeklik ile bağını koparmış bir din söyleminin özellikle yeni nesil üzerinde hiçbir cazibesi olmadığını görmeliyiz. Bu dünyanın problemlerine çözüm üretemeyen, duygusal tatmin sunmaktan öte bir amacı olmayan hatta haksızlık, adaletsizlik ve zulme çanak tutan bir din söyleminin İslam’ın kurtarıcı mesajının önündeki en büyük engel olduğunu görmeliyiz. Din denilen olgunun öncelikle bu dünyamızı imar ve inşa etmesi, bu günümüzü güzelleştirmesi gerekiyor. İyi ve güzele dair her şeyi öteki dünyaya erteleyen bir din söyleminin İslam’ın mesajı ile uzaktan yakından alakası olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu yazının devamı
219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsan aceleci bir varlıktır derken bunu mu kastetti acaba yüce yaratıcımız, diye düşünüyorum. Öyle bir koşuşturma içinde ki insanlarımız, yaptıkları eylemlerin, davranışların lehine mi aleyhine mi geliştiğini fark edemiyor. Sadece yapması gerektiğini düşünüp yapıyor.
“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
Başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yeşert…
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ne kadar dayanıklı olduğunu göreceksin…
Ne kadar güçlü olduğunu
Ve ne kadar değerli olduğunu öğreneceksin…
Her yeni elveda ile öğreneceksin…”
Rabbim! Girmiş olduğum çalışmaya doğrulukla girmeyi, çıkarken de doğrulukla çıkmayı nasip et. Katından bana yardım edecek bir güç, kuvvet ve nusret ver. İsrâ Sûresi 80. Âyette: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler, birbirlerine sahip çıkarlar ve birbirlerine destek olurlar”
Gece gün değildir. İki gün arasında sınırlanır, belirsiz bir form olarak gözükür. Yönetilemez bir zaman, belki de gayri-zaman olarak dünyayı örter. Postmodern söylem ağında “duyumsanamaz bir karanlık öncü” anlayışının yeniden gündeme gelmesi veya getirilmesiyle gece, iki gün arasında iletişimi temin eden
İddiasını Kaybetmiş Bir Din Söylemi ya da İçtihadı Yeniden Düşünmek
Her ne kadar postmodernizm her şeyi göreceli hâle getirip hakikat iddiasını insanlığın elinden almış olsa da biz, bir Müslüman olarak biliyoruz ki İslam’ın mesajı bir hakikat iddiasıdır.
İddiasını kaybetmiş bir din söylemi ya tarih sahnesinden çekilecek ya da başka ideolojilerin boyunduruğuna girmekten başka bir yol bulamayacaktır. Biz İslam’ın tarih boyunca olduğu gibi bugün de insanlığın problemlerine çözüm bulma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlamıyla İslam, misyonunu tamamlayarak tarih sahnesindeki yerini almış bir din değildir. Aksine İslam; insanlığın bugün karşı karşıya kaldığı küresel adaletsizlik, ahlaksızlık, yolsuzluk, eşcinsellik, aile kurumunun parçalanması, ekonomik paylaşımdaki haksızlık, tüketim köleliği, manipülasyon, zulüm gibi çağdaş birçok problemi çözebilecek potansiyele sahip bir dindir. Yeter ki Müslümanlar hem fikri hem de ameli olarak gerekli çabayı göstersinler.
Değerlerini uygulama pratiğine dökebilmek ancak bu dünyanın gerçeğini bilmek, bu gerçeklikle yüzleşebilme cesaretini göstermek, bu gerçekliği eleştiri süzgecinden geçirerek İslam’ın sahici mesajını bu gerçeklik üzerinden ortaya koyabilmekle mümkündür. Gerçeklik ile bağını koparmış bir din söyleminin özellikle yeni nesil üzerinde hiçbir cazibesi olmadığını görmeliyiz. Bu dünyanın problemlerine çözüm üretemeyen, duygusal tatmin sunmaktan öte bir amacı olmayan hatta haksızlık, adaletsizlik ve zulme çanak tutan bir din söyleminin İslam’ın kurtarıcı mesajının önündeki en büyük engel olduğunu görmeliyiz. Din denilen olgunun öncelikle bu dünyamızı imar ve inşa etmesi, bu günümüzü güzelleştirmesi gerekiyor. İyi ve güzele dair her şeyi öteki dünyaya erteleyen bir din söyleminin İslam’ın mesajı ile uzaktan yakından alakası olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İşin Sonunu Gören Gözler
İnsan aceleci bir varlıktır derken bunu mu kastetti acaba yüce yaratıcımız, diye düşünüyorum. Öyle bir koşuşturma içinde ki insanlarımız, yaptıkları eylemlerin, davranışların lehine mi aleyhine mi geliştiğini fark edemiyor. Sadece yapması gerektiğini düşünüp yapıyor.
Yazmasak Deli Olur Muyduk?
“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
Kendi Bahçeni Sen Yeşertmelisin…
Başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yeşert…
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ne kadar dayanıklı olduğunu göreceksin…
Ne kadar güçlü olduğunu
Ve ne kadar değerli olduğunu öğreneceksin…
Her yeni elveda ile öğreneceksin…”
“İlim Edebi” Meselesi
Rabbim! Girmiş olduğum çalışmaya doğrulukla girmeyi, çıkarken de doğrulukla çıkmayı nasip et. Katından bana yardım edecek bir güç, kuvvet ve nusret ver. İsrâ Sûresi 80. Âyette: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler, birbirlerine sahip çıkarlar ve birbirlerine destek olurlar”
Gece`nin Yönetimi
Gece gün değildir. İki gün arasında sınırlanır, belirsiz bir form olarak gözükür. Yönetilemez bir zaman, belki de gayri-zaman olarak dünyayı örter. Postmodern söylem ağında “duyumsanamaz bir karanlık öncü” anlayışının yeniden gündeme gelmesi veya getirilmesiyle gece, iki gün arasında iletişimi temin eden
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.