Geçen sefer etik hakkında konuşmuştum, tabiri caizse, Şeriat’ta etik alanı hakkında. Şimdi ise örneğin Batı hukuku ve İslam hukukunun insanı bir kavram olarak nasıl gördüğüne dair genel bir kategori olarak pek dikkat edilmediğini düşündüğüm insanın önceliği üzerine konuşacağım. Bu nedenle ilk dersimde Şeriat’ın özel ilgiyi hak eden üç merkezi yönü olduğuna işaret ettim. Mevcut durumumuz hakkında, yüzleşmek zorunda bırakıldığımız geç modernite koşulları hakkında eleştirel dersler çıkarabileceğimiz üç yön. Bunun nedeni, geçen sefer söylediğim gibi, geçmişi maddi olarak ya da hatta kurumsal olarak geri getirebilmemiz değildir. Bu imkânsızlık, bu insani oluşumların benzersiz olduğu ve birebir ya da yaklaşık olarak tekrarlanmasının imkânsız olduğu basit gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Özellikle tikellerin biricikliğine inanan filozoflar ya da düşünürler için bu tek başına bir doktrindir, tabiri caizse, önemlidir. Bunu bir kez benimsediğinizde, bunun dallanmaları vardır ve dallanmalarından biri de bu tür bir sonuçtur. Yine de bu oluşumlar, yüzyıllar boyunca gelişmelerine izin veren bir mantıkla, onlara sadece uzun ömürlülük değil, aynı zamanda uzun ömürlülüklerini açıklanabilir kılan anayasal bir sürdürülebilirlik sağlayan bir iç mantıkla işliyordu. Bu konuşmada vurgulayacağım argüman, bu uzun ömürlülüğün, bu kurumların ve onları çevreleyen kültürel ortamın insana verdiği üstün değer açısından açıklanabilir olduğudur.
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak
Kitle iletişim araçlarındaki fikrî tartışmalarımız ve diğer sohbetlerimizi dikkatlice düşünen kişi, içinde bulunduğumuz kötü durum hakkında bugün sık sık tekrarladığımız şikâyetler ve sunduğumuz çözümlerin, atalarımızın bundan bir asır önce tartıştıklarının aynısı olduğunu görür. Bundan emin olmak istiyorsan, Kevakibi’nin Ummü’l-Kura adlı kitabında tasvir ettiği sözde İslam Konferansı Örgütü
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
Bu röportajda, Chomsky, “bilimdeki sol eleştiriyi” emperyalist, ırkçı, cinsiyet ayrımcılığı vb olarak nitelendirdiği şeyleri tamamen kapsayan bir eleştiri yapıyor. Onun cevapları, Chomsky’nin post-modern düşüncenin politik çıkarımları ve söyleminin kökenleri olarak algıladığı
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz
İki Farklı Dünya: Kapitalist Araçsallık ve Ahlaki Düzen
Geçen sefer etik hakkında konuşmuştum, tabiri caizse, Şeriat’ta etik alanı hakkında. Şimdi ise örneğin Batı hukuku ve İslam hukukunun insanı bir kavram olarak nasıl gördüğüne dair genel bir kategori olarak pek dikkat edilmediğini düşündüğüm insanın önceliği üzerine konuşacağım. Bu nedenle ilk dersimde Şeriat’ın özel ilgiyi hak eden üç merkezi yönü olduğuna işaret ettim. Mevcut durumumuz hakkında, yüzleşmek zorunda bırakıldığımız geç modernite koşulları hakkında eleştirel dersler çıkarabileceğimiz üç yön. Bunun nedeni, geçen sefer söylediğim gibi, geçmişi maddi olarak ya da hatta kurumsal olarak geri getirebilmemiz değildir. Bu imkânsızlık, bu insani oluşumların benzersiz olduğu ve birebir ya da yaklaşık olarak tekrarlanmasının imkânsız olduğu basit gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Özellikle tikellerin biricikliğine inanan filozoflar ya da düşünürler için bu tek başına bir doktrindir, tabiri caizse, önemlidir. Bunu bir kez benimsediğinizde, bunun dallanmaları vardır ve dallanmalarından biri de bu tür bir sonuçtur. Yine de bu oluşumlar, yüzyıllar boyunca gelişmelerine izin veren bir mantıkla, onlara sadece uzun ömürlülük değil, aynı zamanda uzun ömürlülüklerini açıklanabilir kılan anayasal bir sürdürülebilirlik sağlayan bir iç mantıkla işliyordu. Bu konuşmada vurgulayacağım argüman, bu uzun ömürlülüğün, bu kurumların ve onları çevreleyen kültürel ortamın insana verdiği üstün değer açısından açıklanabilir olduğudur.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
222. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İslâm’a Göre Olağanüstülük (ve Mucize)
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak
Sorgulama Kültürü
Kitle iletişim araçlarındaki fikrî tartışmalarımız ve diğer sohbetlerimizi dikkatlice düşünen kişi, içinde bulunduğumuz kötü durum hakkında bugün sık sık tekrarladığımız şikâyetler ve sunduğumuz çözümlerin, atalarımızın bundan bir asır önce tartıştıklarının aynısı olduğunu görür. Bundan emin olmak istiyorsan, Kevakibi’nin Ummü’l-Kura adlı kitabında tasvir ettiği sözde İslam Konferansı Örgütü
Toplumsal Düzen, Kültür ve Din Olarak Şeriat
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
Bilimin Postmodern Eleştirilerini “Aşırı Şişirilmiş Çok Sesli Mütearife” Olarak Tanımlıyor
Bu röportajda, Chomsky, “bilimdeki sol eleştiriyi” emperyalist, ırkçı, cinsiyet ayrımcılığı vb olarak nitelendirdiği şeyleri tamamen kapsayan bir eleştiri yapıyor. Onun cevapları, Chomsky’nin post-modern düşüncenin politik çıkarımları ve söyleminin kökenleri olarak algıladığı
İsrail ve Filistin Anlatılarında Filistin’in Etnik Temizliği: Sözcüksel Temsilin Söylem-Kavramsal Analizi
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz
Alışverişe devam et