Geçen sefer etik hakkında konuşmuştum, tabiri caizse, Şeriat’ta etik alanı hakkında. Şimdi ise örneğin Batı hukuku ve İslam hukukunun insanı bir kavram olarak nasıl gördüğüne dair genel bir kategori olarak pek dikkat edilmediğini düşündüğüm insanın önceliği üzerine konuşacağım. Bu nedenle ilk dersimde Şeriat’ın özel ilgiyi hak eden üç merkezi yönü olduğuna işaret ettim. Mevcut durumumuz hakkında, yüzleşmek zorunda bırakıldığımız geç modernite koşulları hakkında eleştirel dersler çıkarabileceğimiz üç yön. Bunun nedeni, geçen sefer söylediğim gibi, geçmişi maddi olarak ya da hatta kurumsal olarak geri getirebilmemiz değildir. Bu imkânsızlık, bu insani oluşumların benzersiz olduğu ve birebir ya da yaklaşık olarak tekrarlanmasının imkânsız olduğu basit gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Özellikle tikellerin biricikliğine inanan filozoflar ya da düşünürler için bu tek başına bir doktrindir, tabiri caizse, önemlidir. Bunu bir kez benimsediğinizde, bunun dallanmaları vardır ve dallanmalarından biri de bu tür bir sonuçtur. Yine de bu oluşumlar, yüzyıllar boyunca gelişmelerine izin veren bir mantıkla, onlara sadece uzun ömürlülük değil, aynı zamanda uzun ömürlülüklerini açıklanabilir kılan anayasal bir sürdürülebilirlik sağlayan bir iç mantıkla işliyordu. Bu konuşmada vurgulayacağım argüman, bu uzun ömürlülüğün, bu kurumların ve onları çevreleyen kültürel ortamın insana verdiği üstün değer açısından açıklanabilir olduğudur.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak
Postkolonyal teori sömürge karşıtı düşüncede ve direniş hareketlerinde geniş bir sprektrum dokümante eder ve insan deneyimlerinin ve özellikle sömürgeleştirilmiş kimselerin algılarının geniş bir yelpazesini tanımlar.
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Zihnimizde problemlere ve sorunlara yaklaşımımızdaki karmaşıklık, umutsuzca kavramayı öğrenmemiz gereken bir şeydir, çünkü bu içinde yaşadığımız koşullardan ibarettir. Hiçbirimizin, insan geleceklerinin çoğul vizyonunu da benimsemeden karmaşıklığı kucaklayan sürdürülebilir bir yaşam tarzına ulaşması mümkün değildir.
İki Farklı Dünya: Kapitalist Araçsallık ve Ahlaki Düzen
Tercüme: Dilan Taş
Geçen sefer etik hakkında konuşmuştum, tabiri caizse, Şeriat’ta etik alanı hakkında. Şimdi ise örneğin Batı hukuku ve İslam hukukunun insanı bir kavram olarak nasıl gördüğüne dair genel bir kategori olarak pek dikkat edilmediğini düşündüğüm insanın önceliği üzerine konuşacağım. Bu nedenle ilk dersimde Şeriat’ın özel ilgiyi hak eden üç merkezi yönü olduğuna işaret ettim. Mevcut durumumuz hakkında, yüzleşmek zorunda bırakıldığımız geç modernite koşulları hakkında eleştirel dersler çıkarabileceğimiz üç yön. Bunun nedeni, geçen sefer söylediğim gibi, geçmişi maddi olarak ya da hatta kurumsal olarak geri getirebilmemiz değildir. Bu imkânsızlık, bu insani oluşumların benzersiz olduğu ve birebir ya da yaklaşık olarak tekrarlanmasının imkânsız olduğu basit gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Özellikle tikellerin biricikliğine inanan filozoflar ya da düşünürler için bu tek başına bir doktrindir, tabiri caizse, önemlidir. Bunu bir kez benimsediğinizde, bunun dallanmaları vardır ve dallanmalarından biri de bu tür bir sonuçtur. Yine de bu oluşumlar, yüzyıllar boyunca gelişmelerine izin veren bir mantıkla, onlara sadece uzun ömürlülük değil, aynı zamanda uzun ömürlülüklerini açıklanabilir kılan anayasal bir sürdürülebilirlik sağlayan bir iç mantıkla işliyordu. Bu konuşmada vurgulayacağım argüman, bu uzun ömürlülüğün, bu kurumların ve onları çevreleyen kültürel ortamın insana verdiği üstün değer açısından açıklanabilir olduğudur.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kalp
Dehşetle açılmış gözlerini yerde duran kalbe dikti… İnanamıyordu gördüklerine…
Kanalı boyalı kalbin nabzı, tıpkı dünyanın nabzı gibi değişik ritimlerle atmaktaydı…
Karanlıkta parlayan güneş ışınları gibi parlamaktaydı…
Kalbi avuçlarının arasına aldı, gözlerini kapadı, sanki kendinden bir parçaydı o…
Bütün vücudu titriyordu… Onu ne kadar derinden sevdiğini fısıldadı:
İslâm’a Göre Olağanüstülük (ve Mucize)
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak
Postkolonyal Çalışmaların Filistin’den Ayrılmazlığı: Edward Said Üzerine Düşünceler
Postkolonyal teori sömürge karşıtı düşüncede ve direniş hareketlerinde geniş bir sprektrum dokümante eder ve insan deneyimlerinin ve özellikle sömürgeleştirilmiş kimselerin algılarının geniş bir yelpazesini tanımlar.
Fıkıh (Şeriat), Ahlâk ve Epistemoloji
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Ümmet Nerede?
Zihnimizde problemlere ve sorunlara yaklaşımımızdaki karmaşıklık, umutsuzca kavramayı öğrenmemiz gereken bir şeydir, çünkü bu içinde yaşadığımız koşullardan ibarettir. Hiçbirimizin, insan geleceklerinin çoğul vizyonunu da benimsemeden karmaşıklığı kucaklayan sürdürülebilir bir yaşam tarzına ulaşması mümkün değildir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.