Geçen sefer etik hakkında konuşmuştum, tabiri caizse, Şeriat’ta etik alanı hakkında. Şimdi ise örneğin Batı hukuku ve İslam hukukunun insanı bir kavram olarak nasıl gördüğüne dair genel bir kategori olarak pek dikkat edilmediğini düşündüğüm insanın önceliği üzerine konuşacağım. Bu nedenle ilk dersimde Şeriat’ın özel ilgiyi hak eden üç merkezi yönü olduğuna işaret ettim. Mevcut durumumuz hakkında, yüzleşmek zorunda bırakıldığımız geç modernite koşulları hakkında eleştirel dersler çıkarabileceğimiz üç yön. Bunun nedeni, geçen sefer söylediğim gibi, geçmişi maddi olarak ya da hatta kurumsal olarak geri getirebilmemiz değildir. Bu imkânsızlık, bu insani oluşumların benzersiz olduğu ve birebir ya da yaklaşık olarak tekrarlanmasının imkânsız olduğu basit gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Özellikle tikellerin biricikliğine inanan filozoflar ya da düşünürler için bu tek başına bir doktrindir, tabiri caizse, önemlidir. Bunu bir kez benimsediğinizde, bunun dallanmaları vardır ve dallanmalarından biri de bu tür bir sonuçtur. Yine de bu oluşumlar, yüzyıllar boyunca gelişmelerine izin veren bir mantıkla, onlara sadece uzun ömürlülük değil, aynı zamanda uzun ömürlülüklerini açıklanabilir kılan anayasal bir sürdürülebilirlik sağlayan bir iç mantıkla işliyordu. Bu konuşmada vurgulayacağım argüman, bu uzun ömürlülüğün, bu kurumların ve onları çevreleyen kültürel ortamın insana verdiği üstün değer açısından açıklanabilir olduğudur.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz
Zihnimizde problemlere ve sorunlara yaklaşımımızdaki karmaşıklık, umutsuzca kavramayı öğrenmemiz gereken bir şeydir, çünkü bu içinde yaşadığımız koşullardan ibarettir. Hiçbirimizin, insan geleceklerinin çoğul vizyonunu da benimsemeden karmaşıklığı kucaklayan sürdürülebilir bir yaşam tarzına ulaşması mümkün değildir.
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
İki Farklı Dünya: Kapitalist Araçsallık ve Ahlaki Düzen
Tercüme: Dilan Taş
Geçen sefer etik hakkında konuşmuştum, tabiri caizse, Şeriat’ta etik alanı hakkında. Şimdi ise örneğin Batı hukuku ve İslam hukukunun insanı bir kavram olarak nasıl gördüğüne dair genel bir kategori olarak pek dikkat edilmediğini düşündüğüm insanın önceliği üzerine konuşacağım. Bu nedenle ilk dersimde Şeriat’ın özel ilgiyi hak eden üç merkezi yönü olduğuna işaret ettim. Mevcut durumumuz hakkında, yüzleşmek zorunda bırakıldığımız geç modernite koşulları hakkında eleştirel dersler çıkarabileceğimiz üç yön. Bunun nedeni, geçen sefer söylediğim gibi, geçmişi maddi olarak ya da hatta kurumsal olarak geri getirebilmemiz değildir. Bu imkânsızlık, bu insani oluşumların benzersiz olduğu ve birebir ya da yaklaşık olarak tekrarlanmasının imkânsız olduğu basit gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Özellikle tikellerin biricikliğine inanan filozoflar ya da düşünürler için bu tek başına bir doktrindir, tabiri caizse, önemlidir. Bunu bir kez benimsediğinizde, bunun dallanmaları vardır ve dallanmalarından biri de bu tür bir sonuçtur. Yine de bu oluşumlar, yüzyıllar boyunca gelişmelerine izin veren bir mantıkla, onlara sadece uzun ömürlülük değil, aynı zamanda uzun ömürlülüklerini açıklanabilir kılan anayasal bir sürdürülebilirlik sağlayan bir iç mantıkla işliyordu. Bu konuşmada vurgulayacağım argüman, bu uzun ömürlülüğün, bu kurumların ve onları çevreleyen kültürel ortamın insana verdiği üstün değer açısından açıklanabilir olduğudur.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Din ve Politikaya Dair Beş Model veya İki Dünya Arasında: Mü’min ve Vatandaş
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
İsrail ve Filistin Anlatılarında Filistin’in Etnik Temizliği: Sözcüksel Temsilin Söylem-Kavramsal Analizi
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz
Ümmet Nerede?
Zihnimizde problemlere ve sorunlara yaklaşımımızdaki karmaşıklık, umutsuzca kavramayı öğrenmemiz gereken bir şeydir, çünkü bu içinde yaşadığımız koşullardan ibarettir. Hiçbirimizin, insan geleceklerinin çoğul vizyonunu da benimsemeden karmaşıklığı kucaklayan sürdürülebilir bir yaşam tarzına ulaşması mümkün değildir.
Fıkıh (Şeriat), Ahlâk ve Epistemoloji
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Toplumsal Düzen, Kültür ve Din Olarak Şeriat
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.