Bu makale, Filistin’in etnik temizliğini—1948’de hız kazanan, Filistin halkının yerinden edilmesi ve Manda idaresi altındaki Filistin’in günümüz İsrail’ine dönüştürülmesiyle sonuçlanan süreci—temsil etmek için sırasıyla Filistinliler ve İsrailliler tarafından kullanılan kavramların (özellikle Nakba ve Bağımsızlık Savaşı etiketlerinin) soy kütüğünü yan yana getirip karşılaştırmakta ve incelemektedir. Makale, bu kavramsallaştırmaların veya etiketlerin temsil ettikleri şey açısından doğru olup olmadığı sorusuna cevap vermeye çalışmaktadır. Söylem-kavramsal analiz çerçevesi kullanılarak çalışma, bu sözcüksel temsillerin yerleşimci-sömürgeciliği nasıl gizemli hale getirip sürdürdüğünü göstermektedir. Makale, Filistin’in devam eden etnik temizliği ile ilgili dünyanın kilit olaylara ilişkin anlayışını yeniden adlandıracak ve yeniden yapılandıracak gerekli bir karşı söylemi savunmaktadır. Aynı zamanda sosyal değişim ve dekolonizasyonun ilk adımının ulusalcı söylemde kavramsal ve söylemsel bir değişiklikle başladığını, bunun da sosyal gerçekliğin, tarihin değişiminin ve kavramsal dinamiklerin ana taşıyıcısı olduğunu ileri sürmektedir.
Anahtar Kelimeler: Söylem-kavramsal analiz (DCA), Etnik temizlik, Nakba, Filistin anlatısı
Giriş
Mayıs 1948’de, manda idaresindeki Filistin’in (1917-1948) kalbinde, yerleşimci-sömürgeci bir devlet olan İsrail, dikkatlice formüle edilmiş ve modern İsrail’in kurucu metni olan
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
Zihnimizde problemlere ve sorunlara yaklaşımımızdaki karmaşıklık, umutsuzca kavramayı öğrenmemiz gereken bir şeydir, çünkü bu içinde yaşadığımız koşullardan ibarettir. Hiçbirimizin, insan geleceklerinin çoğul vizyonunu da benimsemeden karmaşıklığı kucaklayan sürdürülebilir bir yaşam tarzına ulaşması mümkün değildir.
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
İsrail ve Filistin Anlatılarında Filistin’in Etnik Temizliği: Sözcüksel Temsilin Söylem-Kavramsal Analizi
Özet
Bu makale, Filistin’in etnik temizliğini—1948’de hız kazanan, Filistin halkının yerinden edilmesi ve Manda idaresi altındaki Filistin’in günümüz İsrail’ine dönüştürülmesiyle sonuçlanan süreci—temsil etmek için sırasıyla Filistinliler ve İsrailliler tarafından kullanılan kavramların (özellikle Nakba ve Bağımsızlık Savaşı etiketlerinin) soy kütüğünü yan yana getirip karşılaştırmakta ve incelemektedir. Makale, bu kavramsallaştırmaların veya etiketlerin temsil ettikleri şey açısından doğru olup olmadığı sorusuna cevap vermeye çalışmaktadır. Söylem-kavramsal analiz çerçevesi kullanılarak çalışma, bu sözcüksel temsillerin yerleşimci-sömürgeciliği nasıl gizemli hale getirip sürdürdüğünü göstermektedir. Makale, Filistin’in devam eden etnik temizliği ile ilgili dünyanın kilit olaylara ilişkin anlayışını yeniden adlandıracak ve yeniden yapılandıracak gerekli bir karşı söylemi savunmaktadır. Aynı zamanda sosyal değişim ve dekolonizasyonun ilk adımının ulusalcı söylemde kavramsal ve söylemsel bir değişiklikle başladığını, bunun da sosyal gerçekliğin, tarihin değişiminin ve kavramsal dinamiklerin ana taşıyıcısı olduğunu ileri sürmektedir.
Anahtar Kelimeler: Söylem-kavramsal analiz (DCA), Etnik temizlik, Nakba, Filistin anlatısı
Giriş
Mayıs 1948’de, manda idaresindeki Filistin’in (1917-1948) kalbinde, yerleşimci-sömürgeci bir devlet olan İsrail, dikkatlice formüle edilmiş ve modern İsrail’in kurucu metni olan
Bu yazının devamı 217. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
217. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İslâm’a Göre Olağanüstülük (ve Mucize)
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak
Fıkıh (Şeriat), Ahlâk ve Epistemoloji
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Din ve Politikaya Dair Beş Model veya İki Dünya Arasında: Mü’min ve Vatandaş
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
Ümmet Nerede?
Zihnimizde problemlere ve sorunlara yaklaşımımızdaki karmaşıklık, umutsuzca kavramayı öğrenmemiz gereken bir şeydir, çünkü bu içinde yaşadığımız koşullardan ibarettir. Hiçbirimizin, insan geleceklerinin çoğul vizyonunu da benimsemeden karmaşıklığı kucaklayan sürdürülebilir bir yaşam tarzına ulaşması mümkün değildir.
Güney Afrikalı Nazarında İsrail Apartheidi
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
Alışverişe devam et