Yegâne İlah ve Yaratıcı olan Allah tarafından insana önerilen bireysel veya toplumsal sorumlukların, kabul edilebilir geçerli bir mazeret olmaksızın terk edilmesi “Kirlenme”dir.
Günümüzde ister kalbî melekeleri açısından isterse akletmemeye bağlı olarak bir şekilde kirlenmiş olan insan isimli varlığın Yaratıcısının buyruklarıyla yaşadığı sorunlar, hayatın her alanında belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu insan Müslüman olmadığı için kirlendiği gibi Müslüman adını aldıktan sonra da sorumluluklarını “emanet” bilinciyle yerine getirmemesi durumunda “zalim” ve “cahil” kimliği (33/ Ahzap 72) onu kirlenmeye açık hale getirecektir. Kirlenirken aldığı mesafeler veya süreçler değişik isimler almasına yol açtığı için Kur’an’ın ayetleri ışığında insan isimli varlığı eğilimleriyle ele alacağız.
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
İslâm’ın temel esaslarından biri olan oruç, ay takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan’da Müslümanların tüm ayı oruçla geçirmesidir. Müslümanlar ve Gayr-ı Müslimler için oldukça mühim olan oruç ayının maksadını doğru kavramak önemlidir çünkü çoğu zaman çok şekilsel olarak oruç tutuyoruz; yemiyoruz, içmiyoruz fakat neden oruç tuttuğumuzun özüne varamıyoruz ve evvelki geleneklerden devam ederek onları teyit eden …
Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı koruma altına almak anlamındaki ”hikaye” kökünden gelen “ittika” sözlükte; kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, sakınmak, kendini muhafaza altına almak anlamlarına gelir. (Dini. Kav. söz. sh. 347) İttikanın isim şekline ise “takva” denilmektedir. Cahiliye döneminde de kullanılan bu kelimeler, ‘bir tehlikeyi önlemek …
Bu metin, sosyal gelişme (insani yetkinlikler, gelişimci demokrasi) perspektifine yöneltilmiş krizler/eleştiriler dizisine dair bir teşhis ve sonuçların genel bir taslağını sunmaktadır. Bu perspektif, modernitenin merkez-liberal “jeo-kültürü”nün bir tezahürü (ve özü, bilgi yapıları açısından hegemonik ve meta-emperyal bir yapı) olarak anlaşılmakta ve tartışılmaktadır.
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
İnsanın Bireysel ve Toplumsal Kirlenme Sorunu
(1-İnsanın İsim Alma Süreçleri)
Yegâne İlah ve Yaratıcı olan Allah tarafından insana önerilen bireysel veya toplumsal sorumlukların, kabul edilebilir geçerli bir mazeret olmaksızın terk edilmesi “Kirlenme”dir.
Günümüzde ister kalbî melekeleri açısından isterse akletmemeye bağlı olarak bir şekilde kirlenmiş olan insan isimli varlığın Yaratıcısının buyruklarıyla yaşadığı sorunlar, hayatın her alanında belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu insan Müslüman olmadığı için kirlendiği gibi Müslüman adını aldıktan sonra da sorumluluklarını “emanet” bilinciyle yerine getirmemesi durumunda “zalim” ve “cahil” kimliği (33/ Ahzap 72) onu kirlenmeye açık hale getirecektir. Kirlenirken aldığı mesafeler veya süreçler değişik isimler almasına yol açtığı için Kur’an’ın ayetleri ışığında insan isimli varlığı eğilimleriyle ele alacağız.
Bu yazının devamı 183. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
183. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İslam Dinin’de Tevhid-Adalet İlişkisi
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Oruç Hakikati
İslâm’ın temel esaslarından biri olan oruç, ay takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan’da Müslümanların tüm ayı oruçla geçirmesidir. Müslümanlar ve Gayr-ı Müslimler için oldukça mühim olan oruç ayının maksadını doğru kavramak önemlidir çünkü çoğu zaman çok şekilsel olarak oruç tutuyoruz; yemiyoruz, içmiyoruz fakat neden oruç tuttuğumuzun özüne varamıyoruz ve evvelki geleneklerden devam ederek onları teyit eden …
Takva Sahibi Birisi Allah’tan Niçin Korksun
Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı koruma altına almak anlamındaki ”hikaye” kökünden gelen “ittika” sözlükte; kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, sakınmak, kendini muhafaza altına almak anlamlarına gelir. (Dini. Kav. söz. sh. 347) İttikanın isim şekline ise “takva” denilmektedir. Cahiliye döneminde de kullanılan bu kelimeler, ‘bir tehlikeyi önlemek …
Geç Demokrasinin Post-Liberal Dünyasında İslam ve İslamofobi. Irkçılığın Neo-Reel-Politik Temelleri
Bu metin, sosyal gelişme (insani yetkinlikler, gelişimci demokrasi) perspektifine yöneltilmiş krizler/eleştiriler dizisine dair bir teşhis ve sonuçların genel bir taslağını sunmaktadır. Bu perspektif, modernitenin merkez-liberal “jeo-kültürü”nün bir tezahürü (ve özü, bilgi yapıları açısından hegemonik ve meta-emperyal bir yapı) olarak anlaşılmakta ve tartışılmaktadır.
Devlet Talebinden Vazgeçilebilir mi?
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
Alışverişe devam et