Ağlayan bir çocuk görünce, onunla beraber ağlamak geliyor içimden… Gülen bir çocuk görünce de, gülmeden edemem.
Nerede bir çocuk görsem, onu sevmek, onunla şakalaşmak ve oynamak isterim. Renkleri, ırkları, dilleri hiç önemli değil… Hepsi sevimli, hepsi günahsız, hepsi masum… Onlar zaten hep aynı dili konuşur. Daha çok ağlayışlarıyla ve gülüşleriyle meramlarını anlatmaya çalışırlar. Biraz sevin de görün. Parlayan ışıl ışıl gözleriyle, pirinç tanesi gibi küçücük dişlerini göstererek içten gelen gülücüklerle adeta size teşekkür ederler. Sizi kendilerine biraz yakın hissedince; sizinle arkadaş olur, oyun oynamak isterler. Kıyamam onlara. İşlerimi bırakır, onlarla beraber çocuk olur; arkadaş olur, oynarım…
Yeni bir oyuncak, yeni bir giyecek veya ayakkabı alınmışsa; bazı büyükler gibi eşyalarıyla övünmezler. Kibirlenmeyi bilmezler.
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
Tüm Müslüman toplumlarında, dolayısıyla ve özellikle Türkiye’de oldukça problemli, son derece tuhaf bir süreç yaşanıyor. Gerçi hemen herkesin kolaylıkla
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
İnsanlığın işlerinin yürütülmesinde de asli olan toplumsal faaliyetin özerkliği ve faalliğidir. “Devlet” (kamu otoritesi) ise onun döneminde özerk bir kurumsal yapı arz etmemekte, toplumsal faaliyetlerin icrasını tamamlayıcı ve bütünleştirici bir işlev görmekteydi.
Oblomov, tembelliği bir türlü yenememiş, geçimini sağlamak için topraklarını satmak zorunda kalmıştır. Çalışmak gerektiğini, hayatın sürekli bir mücadele olduğunu düşünmüşse de bunu eyleme dökememiş ve sorumlulukları hep erteleme yoluna gitmiştir.
Çocukların Dünyası
Ağlayan bir çocuk görünce, onunla beraber ağlamak geliyor içimden… Gülen bir çocuk görünce de, gülmeden edemem.
Nerede bir çocuk görsem, onu sevmek, onunla şakalaşmak ve oynamak isterim. Renkleri, ırkları, dilleri hiç önemli değil… Hepsi sevimli, hepsi günahsız, hepsi masum… Onlar zaten hep aynı dili konuşur. Daha çok ağlayışlarıyla ve gülüşleriyle meramlarını anlatmaya çalışırlar. Biraz sevin de görün. Parlayan ışıl ışıl gözleriyle, pirinç tanesi gibi küçücük dişlerini göstererek içten gelen gülücüklerle adeta size teşekkür ederler. Sizi kendilerine biraz yakın hissedince; sizinle arkadaş olur, oyun oynamak isterler. Kıyamam onlara. İşlerimi bırakır, onlarla beraber çocuk olur; arkadaş olur, oynarım…
Yeni bir oyuncak, yeni bir giyecek veya ayakkabı alınmışsa; bazı büyükler gibi eşyalarıyla övünmezler. Kibirlenmeyi bilmezler.
Bu yazının devamı 183. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
183. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Kutsallaştırılıp Duygusallığa Terk Edilen Kavram: İçtihat
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
“Dosdoğru Yol”un Sapakları ve Gidişatı Dosdoğru Kılmak Üzerine
Tüm Müslüman toplumlarında, dolayısıyla ve özellikle Türkiye’de oldukça problemli, son derece tuhaf bir süreç yaşanıyor. Gerçi hemen herkesin kolaylıkla
İnsan Odaklı Bir Yönetim Anlayışı
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
Toplumdan Devlete Doğru
İnsanlığın işlerinin yürütülmesinde de asli olan toplumsal faaliyetin özerkliği ve faalliğidir. “Devlet” (kamu otoritesi) ise onun döneminde özerk bir kurumsal yapı arz etmemekte, toplumsal faaliyetlerin icrasını tamamlayıcı ve bütünleştirici bir işlev görmekteydi.
Bir Toplumun Çöküşü Anlatılır Oblomov Üzerinden
Oblomov, tembelliği bir türlü yenememiş, geçimini sağlamak için topraklarını satmak zorunda kalmıştır. Çalışmak gerektiğini, hayatın sürekli bir mücadele olduğunu düşünmüşse de bunu eyleme dökememiş ve sorumlulukları hep erteleme yoluna gitmiştir.
Alışverişe devam et