İnsanlığın Gelişim Evreleri ve Mucizeler – Aklî / Ussal ve Duyusal Mucizeler – Gayb İlmi / Metafizik – Hipnotizma – Ruhların Çağırılması – Büyücülük – Rüyalar – Kozmik / Evrensel Yasalar ve Mucizeler – Toplumsal, Bireysel Suçlar ve İlahi Cezaları)
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak davranmaya başlamışlardı. Denilebilir ki, hiç kimse onlara danışıp fikir sormaksızın herhangi bir eylemde bulunamazdı. İnsanlar onların ellerinde hayvanlar gibiydiler. Aslında bu tanımın da ötesinde çok daha karmaşık, belirsiz ve sapık bir yol üzerindeydiler. Bozulmuş zihinler, sığ görüşler, ilkel anlayışlar, yetersiz kavrayışlar, bilgisizlik ve saplantılar, onları kaldıran ve oturtan, hüzünlendiren ve sevindiren hurafe ve bâtıl inançlar… Nitekim gökyüzünde ne zaman şimşek çaksa titrer ve huzursuz olurlardı. Bulutlardan yıldırım düşmesi durumunda ise heyecanlanıp dehşet bir korkuya kapılırlardı. Herhangi bir hastalığa maruz kaldıklarındaysa kurtulmak için birtakım kâğıtlar takar veya büyücülerden yardım isterlerdi. Eğer oğullarına nazar değmişse onları muskalarla sarıp korumaya çalışır, etraflarına da, yerleştirdikleri buhurdanlıklardan tütsüler yayarlardı. Güneş ve ay tutulduğunda ise iddia ettikleri üzere ilahlarını razı etmek için bağırır, deflere vurup davullar çalarlardı. Bu ve benzeri daha nice kuruntu ve bâtıl inanışlar içerisinde idiler.
Bu yazının devamı
183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz
Zihnimizde problemlere ve sorunlara yaklaşımımızdaki karmaşıklık, umutsuzca kavramayı öğrenmemiz gereken bir şeydir, çünkü bu içinde yaşadığımız koşullardan ibarettir. Hiçbirimizin, insan geleceklerinin çoğul vizyonunu da benimsemeden karmaşıklığı kucaklayan sürdürülebilir bir yaşam tarzına ulaşması mümkün değildir.
Kitle iletişim araçlarındaki fikrî tartışmalarımız ve diğer sohbetlerimizi dikkatlice düşünen kişi, içinde bulunduğumuz kötü durum hakkında bugün sık sık tekrarladığımız şikâyetler ve sunduğumuz çözümlerin, atalarımızın bundan bir asır önce tartıştıklarının aynısı olduğunu görür. Bundan emin olmak istiyorsan, Kevakibi’nin Ummü’l-Kura adlı kitabında tasvir ettiği sözde İslam Konferansı Örgütü
İslâm’a Göre Olağanüstülük (ve Mucize)
Tercüme: Dilek Sucu
İnsanlığın Gelişim Evreleri ve Mucizeler – Aklî / Ussal ve Duyusal Mucizeler – Gayb İlmi / Metafizik – Hipnotizma – Ruhların Çağırılması – Büyücülük – Rüyalar – Kozmik / Evrensel Yasalar ve Mucizeler – Toplumsal, Bireysel Suçlar ve İlahi Cezaları)
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak davranmaya başlamışlardı. Denilebilir ki, hiç kimse onlara danışıp fikir sormaksızın herhangi bir eylemde bulunamazdı. İnsanlar onların ellerinde hayvanlar gibiydiler. Aslında bu tanımın da ötesinde çok daha karmaşık, belirsiz ve sapık bir yol üzerindeydiler. Bozulmuş zihinler, sığ görüşler, ilkel anlayışlar, yetersiz kavrayışlar, bilgisizlik ve saplantılar, onları kaldıran ve oturtan, hüzünlendiren ve sevindiren hurafe ve bâtıl inançlar… Nitekim gökyüzünde ne zaman şimşek çaksa titrer ve huzursuz olurlardı. Bulutlardan yıldırım düşmesi durumunda ise heyecanlanıp dehşet bir korkuya kapılırlardı. Herhangi bir hastalığa maruz kaldıklarındaysa kurtulmak için birtakım kâğıtlar takar veya büyücülerden yardım isterlerdi. Eğer oğullarına nazar değmişse onları muskalarla sarıp korumaya çalışır, etraflarına da, yerleştirdikleri buhurdanlıklardan tütsüler yayarlardı. Güneş ve ay tutulduğunda ise iddia ettikleri üzere ilahlarını razı etmek için bağırır, deflere vurup davullar çalarlardı. Bu ve benzeri daha nice kuruntu ve bâtıl inanışlar içerisinde idiler.
Bu yazının devamı 183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Toplumsal Düzen, Kültür ve Din Olarak Şeriat
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
İsrail ve Filistin Anlatılarında Filistin’in Etnik Temizliği: Sözcüksel Temsilin Söylem-Kavramsal Analizi
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz
Ümmet Nerede?
Zihnimizde problemlere ve sorunlara yaklaşımımızdaki karmaşıklık, umutsuzca kavramayı öğrenmemiz gereken bir şeydir, çünkü bu içinde yaşadığımız koşullardan ibarettir. Hiçbirimizin, insan geleceklerinin çoğul vizyonunu da benimsemeden karmaşıklığı kucaklayan sürdürülebilir bir yaşam tarzına ulaşması mümkün değildir.
Kalp
Dehşetle açılmış gözlerini yerde duran kalbe dikti… İnanamıyordu gördüklerine…
Kanalı boyalı kalbin nabzı, tıpkı dünyanın nabzı gibi değişik ritimlerle atmaktaydı…
Karanlıkta parlayan güneş ışınları gibi parlamaktaydı…
Kalbi avuçlarının arasına aldı, gözlerini kapadı, sanki kendinden bir parçaydı o…
Bütün vücudu titriyordu… Onu ne kadar derinden sevdiğini fısıldadı:
Sorgulama Kültürü
Kitle iletişim araçlarındaki fikrî tartışmalarımız ve diğer sohbetlerimizi dikkatlice düşünen kişi, içinde bulunduğumuz kötü durum hakkında bugün sık sık tekrarladığımız şikâyetler ve sunduğumuz çözümlerin, atalarımızın bundan bir asır önce tartıştıklarının aynısı olduğunu görür. Bundan emin olmak istiyorsan, Kevakibi’nin Ummü’l-Kura adlı kitabında tasvir ettiği sözde İslam Konferansı Örgütü
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.